Erdoğan: Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Recep Tayyip Erdoğan Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Anayasası – Sivil Anayasa, Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda konuştu. Erdoğan, “Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu, dili mutabakattan ziyade elitlerin uzlaşını yansıtan mevcut Anayasamızla yola devam edemeyiz.” dedi. Melihcan ÇALIŞKAN – Ömer HASAR İSTANBUL-Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz 28. yasama döneminde siyaset müessesesinin yeni anayasa yapmasının […]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Recep Tayyip Erdoğan Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Anayasası – Sivil Anayasa, Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda konuştu. Erdoğan, “Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu, dili mutabakattan ziyade elitlerin uzlaşını yansıtan mevcut Anayasamızla yola devam edemeyiz.” dedi.

Melihcan ÇALIŞKAN – Ömer HASAR 
İSTANBUL-Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz 28. yasama döneminde siyaset müessesesinin yeni anayasa yapmasının milli bir ödev olduğuna inanıyorum. Türkiye’ye tarihinin en büyük demokrasi zaferlerini kazandırmış bir iktidar olarak biz yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı sonuna kadar koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da ülkemizi darbe anayasasına mahkum ve mecbur etmekte ısrarcı olmayacaklarını düşünüyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’in Filistin’e yönelik son saldırılarıyla ilgili ise, “Türkiye olarak insanlıktan zerre kadar nasibini almamış bu katillerden bu barbarlardan hesap sorulması için elimizden gelen herşeyi yapacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul 2 Nolu Barosu koordinasyonuyla Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen ‘Türkiye Yüzyılı Anayasası – Sivil Anayasa, Güçlü Türkiye Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumda, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı ve çok sayıda yargı mensubu da yer aldı. Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda bulunan Adnan Menderes Kongre gerçekleştirilen programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını andı, 27 Mayıs Darbesi’ni kınadı; yeni anayasa konusunda mesajlar verdi.

“DARBECİLERİ UNUTMAYACAĞIZ VE AFFETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni Türkiye’nin sembollerinden olan Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen bu anlamlı sempozyumun ülkemiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından bir yargı tiyatrosuyla idama mahkum edilen ve darağacına gönderilen Adnan Menderes’i Hasan Polatkan’ı ve Fatin Rüştü Zorlu’yu burada tekrar rahmetle minnetle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Kim ne derse desin Yassıada mahkemelerinde türlü baskılara, insanı insanlığından utandıran hakaretlere ve işkenceye maruz kalan her üç devlet adamımız isimlerini milletimizin gönlüne şehit olarak milli irade kahramanları olarak yazdırmışlardır. Bu millet merhum Menderes ve arkadaşlarını her zaman şükranla ve biraz da idamlarına engel olamamanın mahcubiyetiyle hatırlayacaktır. Sempozyumu gerçekleştirdiğimiz eski adıyla Yassıada’yı milletimizin adlandırmasıyla Yaslı Ada’yı verdikleri kararlarla demokrasimizin utanç adasına hüzün adasına dönüştürenleri de bugün bir kez daha nefretle anıyoruz. Üzerinden değil 64 sene, asırlar bile geçse darbecileri unutmayacağız ve affetmeyeceğiz” dedi.

“27 MAYIS DARBESİ BİR PROVOKASYON SONUCUDUR”

Erdoğan, “Sokakları karıştırarak darbeye zemin hazırlayanları; kıyma yaptılar diyerek ahlaksızca üniversite öğrencilerini kışkırtanları dilinden ve kaleminden kan damlayan sözde hukukçuları unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Şairler sultanı üstad Necip Fazıl’ın ‘Bir nar ağacı var. Bir de dar ağacı. Namerde nar düştü yiğide darağacı’ dediği hukuk cinayetlerini ülkemize milletimize yaşatanları asla ve asla bağışlamayacağız. Millet ve milli irade uğrunda bedel ödeyenleri nasıl minnetle yad ediyorsak demokrasi cellatlarını da bir utanç kaynağı olarak daima hatırlayacağız.27 Mayıs darbesi adım adım uygulanan bir provokasyonun sonucudur. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle birlikte Türkiye’de yeni bir dönem başlamış ilk kez milletin özgür iradesiyle bir parti iktidara gelmiştir. Demokrat Parti iktidarı on yıllar süren tek parti dönemi sultası sonrasında millete umut vermiş, özgüven aşılamış, ülkemiz genelinde bir kalkınma hamlesinin başlamasına vesile olmuştur” dedi.

“SİYASET KURUMUNA VE SİYASETÇİLERE ‘HADDİNİZİ BİLİN’ DENİLMİŞTİR”

Erdoğan, “Merhum Adnan Menderes ve arkadaşları iktidar vazifesini üstlendikleri 10 yıl boyunca Türkiye’ye gerçekten çok büyük hizmetler yapmış, çok büyük eserler kazandırmışlardı. Ezanı Muhammedi’nin aslına uygun şekilde okunmasından İmam Hatip okullarının açılmasına kadar her alanda büyük işlere imza atıldı. Menderes ve Demokrat Parti’nin milletle devleti birbirine yaklaştıran politikaları bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören imtiyazlı azınlığı rahatsız etti. Bu rahatsızlık 1956 yılından itibaren kendini göstermeye başlamıştır. Darbe mekanlarının, start düğmesine 6-7 Eylül olaylarıyla basılmıştır. Ardından ülkemizin farklı illerinde provokasyonlar, kavgalar, protestolar, doğrudan toplumsal fay hatlarını kaşıyan, gerilimler yaşanmıştır. Darbeden 3 sene önce Menderes’e ‘Zıddıma gittiğinizde yapamayacağım yoktur’ tehdidinin özellikle baş mimarları darbeye uygun ortam hazırlamak için 3 yıl boyunca uğraştılar, didindiler, ellerinden geleni artlarına koymadılar. Güya, Büyük Taarruz adı verilen propaganda savaşıyla Demokrat Parti ve Menderes düşmanlaştırıldı, nefret objesi haline dönüştürüldü. Bu süreçte muhalefete bağlı gazeteler hepsinin yalan olduğu sonradan ortaya çıkan manşetlerle Menderes’i ve Demokrat Parti’yi hedef aldı. Son olarak da Tahkikat Komisyonu bahane edilerek ‘İhtilal meşru bir haktır’ açıklamasıyla alenen darbeye davetiye çıkartıldı. Kendini devletin yegane sahibi gören oligarşik yapı 27 Mayıs Darbesi ile 14 Mayıs Demokrasi İhtilali’nin rövanşını 14 yıl sonra milletten almayı başardı. Değerli dostlar, nasıl darbeye bir günde karar verilmemişse Yassıada mahkemelerinde yaşanan hiçbir sahne ve alınan hiçbir karar da tesadüf değildir. Darbeciler ve 27 Mayıs rejiminin ağa babaları tarafından burası özellikle seçilmiştir. Pusulası millete ve demokrasiye ayarlı sivil siyaset için Yassıada’nın bir ibret kaynağı olması arzulanmıştır. Ülkenin cumhurbaşkanına, başbakanına, bakanlarına, komutanlarına, milletvekilleri ve bürokratlarına karşı sergilenen küstahlıkların merhum Menderes’in nezaketini korumasına rağmen mahkeme heyetinin kendisini sürekli azarlamasının, İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan cumhurbaşkanının intiharın eşiğine kadar getirilmesinin daha bunun gibi nice nobranlığın nice vicdansızlığın insanlığın gözünün içine sokulmasının en önemli sebebi işte budur.Siyaset kurumuna ve siyasetçilere ‘Haddinizi bilin’ denilmiştir. Millete ayağınızı denk alın çizgiyi aşmayın mesajı verilmiştir. Yassıada’da sadece Menderes ve yol arkadaşları değil aynı zamanda 14 Mayıs yargılanmış demokrasimiz milletin ihtilali yargılanmıştır. Menderes ve arkadaşlarının şahsında önce mahkum edilen sonra idam edilen bizatihi milletin özgür iradesidir. ‘Yeter söz milletindir’ demenin gücü ve yetkiyi onun asıl sahibi olan millete vermenin faturası işte burada, bu adada merhum Menderes ve arkadaşlarına ödettirilmiştir” dedi.(DHA)

Exit mobile version