Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Genel

Bakan Gül: Dün olduğu gibi bugün de teröre karşı işbirliğine açığız

Engin Yağcı – Nurullah Geylani

ANKARA – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Dün olduğu gibi bugün de teröre karşı işbirliğine açığız” dedi.


Ankara’da düzenlenen ‘Türkiye’de Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliğinin Geliştirilmesi’ programına katılan Bakan Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki ‘Dünya beşten büyüktür’ sözlerini hatırlatarak, uluslararası işbirliğinde kötü sınav veren ülkeleri muhasebe yapmaya davet etti. Terör ve göç başta olmak üzere Türkiye’nin insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren her konuda öncü olduğunu hatırlatan Gül, Türkiye’nin daha adil bir dünya için mazlumların sesini duymaya ve duyurmaya devam edeceğini vurguladı. Irkçı nefret suçlarıyla yüzleşmede ciddi bir istek ve kararlılık gerektiğini söyleyen Bakan Gül, “Özgürlük ve güvenliği kendi ülkemizle birlikte komşularımız, bölgemiz ve tüm insanlık için istemek bize medeniyetimizin ve tarihimizin emridir. Bu anlayışla uluslararası adli işbirliğine açık olduğumuzu da her platformda ifade ediyoruz. Üstelik, adli işbirliğini adli işlemlerin usuli kalıplarına da hapsetmiyoruz. Dünya barışını tehdit eden ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı ortak ses yükseltmeyi, tek vücut olmayı da geniş anlamıyla adli işbirliği içinde mütalaa ediyoruz. Bilindiği üzere özellikle Avrupa’da yükselişe geçen aşırı sağcı İslam düşmanlığı, hatta yer yer Türk karşıtlığı, Batı demokrasisini zehirlemektedir. Unutmayalım ki, İslam düşmanlığı bir insan hakkı ihlali ve özünde bir nefret suçudur. Hukuk temelinde ele alınması ve yanıt verilmesi gereken bir sorundur. Bize göre Hristiyan düşmanlığı da, Yahudi düşmanlığı da bir nefret suçudur. Bu konuda bütün ülkelerin samimi ve çifte standarttan tamamen azat olmuş bir yaklaşıma kavuşmasını diliyoruz. Şüphesiz ırkçı nefret suçlarıyla yüzleşmek, hakiki bir istek ve sarsılmaz bir kararlılık gerektiriyor” diye konuştu.

“Terörün dini, milliyeti yoktur”
Hukukun ve insan haklarının merkezi olduğunu söyleyen birçok ülkenin 15 Temmuz sonrası üç maymunu oynadığını belirten Gül, “Demokratik düzenin, hak ve özgürlüklerin başlıca düşmanı olan terörle mücadele, özünde bir hak ve özgürlük mücadelesidir. Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamadan özgürlükleri koruyamayız. Hak ve özgürlüklere güvence sağlamadan toplumsal huzuru da yaşatamayız. Türkiye bu anlayışla FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle aynı ciddiyet ve kararlılıkla mücadele etmektedir. Türkiye bu mücadelesiyle sadece kendi ulusal güvenliğini sağlamakla kalmıyor. Aynı zamanda üyesi olduğu NATO sınırlarını da koruyor, komşularının ve Avrupa’nın güvenliğine de katkı sağlıyor. Bu mücadelede hiç bir politik seçiciliğimiz yoktur. Terörle mücadelede bu tür bir seçiciliğin insanlığın hayrına olmadığına inanıyoruz. Bu sebeple farklı motifler taşıyan pek çok terör örgütüyle eşzamanlı mücadele ediyoruz. Çünkü terörün dininin, milliyetinin olmayacağını düşünüyoruz. İyi terör-kötü terör ayrımını asla kabul etmiyoruz. Bu çerçevede dün olduğu gibi bugün de teröre karşı işbirliğine açığız. Uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm yükümlülüklerimize uymakta kararlıyız. Ancak aynı yaklaşımı muhataplarımızdan da beklediğimizi vurgulamak isterim. Üzülerek ifade etmeliyim ki hukukun, insan haklarının merkezi olduğunu söyleyen birçok ülke özellikle 15 Temmuz sonrası bu beklentimize karşı üç maymunu oynamıştır. Sınırlı sayıda bazı ülkelerin dostane ve yapıcı yaklaşımlarını tenzih ederek söylüyorum; teröre karşı işbirliğinde Batı ülkeleri maalesef sınıfta kalmıştır. Bu çifte standart devam ettikçe, adli yardımlaşmanın gerçek anlamda sağlanacağını söyleyebilmek, en iyimser tahminle bile mümkün görünmemektedir. Bununla birlikte biz her şeye rağmen hukuktan vazgeçecek değiliz, uluslararası hukukun gereklerini ısrarla talep etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde yapılan bütün reformların amacının vatandaşların hak ve hayat standartlarını yükseltmek olduğunu ifade eden Bakan Gül, sözlerine şöyle devam etti:

“Politik ve maddi çıkarlar için evrensel değerleri göz ardı eden anlayış, insan hak ve onurunu merkeze alan politikalarımıza engel olacak güçte değildir. Reform irademiz her şeyden daha güçlüdür. Adalet duygumuz ve hukuka bağlılığımız hepsinden kuvvetlidir. Ülkemizin hukuk sistemini insanımıza yaraşır şekilde çağın ilerisine taşımak için çalışmaya devam edeceğiz. Reform irademizi canlı tutuyoruz ve canlı tutmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim dikkatimiz her şeyden önce milletimizin talep ve ihtiyaçları temelinde yükselmektedir. Bu talep ve ihtiyaçlar temelinde ceza adaleti sistemimizi de hızlı, etkili ve adil biçimde çalıştıracak önlemler üzerinde dikkatle duruyoruz. Malumunuz olduğu üzere ülkemiz Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı olup, AİHM’n de yargı yetkisini kabul etmiştir. Ayrıca anayasamıza 2004 yılında getirilen hükümle temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar iç hukukumuzun doğrudan bir parçasıdır. Sadece söz konusu uluslararası taahhütlerin bağlayıcılığı nedeniyle değil, aynı zamanda milletimizin layık olduğu hak ve özgürlük standardına kavuşması için de yapısal reformları hayata geçiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bugüne kadar yaptığımız ve bundan sonra yapacağımız bütün reformların amacı vatandaşlarımızın hayat ve hak standartlarını yükseltmektir. Bu sebeple, güven veren ve erişilebilir adalet için Yargı Reformu Stratejimizi titizlikle uygulamaya devam edeceğiz. Yine, Cumhuriyetimizin 100. yılına emin adımlarla yürürken özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye için İnsan Hakları Eylem Planımıza hâkim olan temel ilke ve değerler pusulamız olacak. Biz insanımıza değer veriyoruz. İnsanımızın her şeyin en değerlisine layık olduğuna inanıyoruz. Uluslararası hukuk mekanizmalarını ve AB üyelik sürecini de hukukumuza kattığı değer, insanımıza sağladığı fayda için önemsiyoruz.”

“32 ülke ile adli iş birliği konusunda 45 ikili anlaşma imzaladık”
Türkiye’nin adli iş birliği bakımından da uluslararası alanda aktif bir politika izlediğini hatırlatan Bakan Gül, “Uluslararası ilişkilerde hukukun evrensel değerlerine sahip çıkan, ayrımsız ve ön yargısız ‘önce insan’ diyen siyaset üstü bir anlayış halen ve her şeye rağmen varlığını sürdürmektedir. Biz ikili ve çok taraflı ilişkilerimizde her zaman bu anlayış çizgisini takip eden tarafta olduk. Adli yardımlaşmayı ticari, ekonomik ve siyasi ilişkilerin tamamlayıcı bir parçası olarak görüyor ve bu nedenle çok önemsiyoruz. Güçlü bir sosyal ve ekonomik ilişki için güçlü hukuki ilişki şarttır. Bu kapsamda Türkiye, Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi’ne (CİKAYAS) ve anılan Sözleşme’nin Ek 1. protokolüne taraftır. Ayrıca 32 ülke ile adli iş birliği konusunda 45 ikili anlaşma imzaladık. 2016 yılında yürürlüğe giren Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu da konuya ilişkin temel bir kanun olarak bu konuda adeta kilometre taşı olmuştur. Bu Kanun sayesinde uluslararası sözleşmelerle getirilen basitleştirilmiş iade, görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle adli yardımlaşma gibi modern adli işbirliği yöntemlerini iç hukukumuza dâhil ettik. Ülkemiz, adli iş birliği bakımından da uluslararası alanda aktif bir politika izlemeyi ilke olarak benimsemiştir. Hâlihazırda adli iş birliğimizin görece yoğun olduğu 10 ülkede ve 13 yurt dışı birimimizde toplam 16 adalet müşavirimizi görevlendirmiş bulunmaktayız. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletlerin Cenevre ve New York ofisleri ile Avrupa Konseyi nezdindeki daimi temsilciliklerimizde müşavirliklerimiz bulunmaktadır. Uluslararası adli iş birliğinde daha etkili ve başarılı sonuç elde etmek için önem verdiğimiz bir diğer husus ise, muhataplarımızla iletişim kanallarının geliştirilmesidir. Bu amaçla Bakanlığımız temsilcileri, Avrupa Konseyi nezdindeki çalışma gruplarının faaliyetlerine düzenli olarak iştirak etmektedirler. Aynı şekilde Avrupa Birliği bünyesinde faaliyet gösteren EUROJUST ve Avrupa Yargı Ağı faaliyetlerine de aktif şekilde katılım sağlamaktayız” şeklinde konuştu.

Programa Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Faruk Kaymakcı ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer Landrut da katıldı.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ekonomi

Irak’a 3 yıl sonra elektrik ihracatı başladı

Türkiye, 3 yıllık bir aranın ardından Irak‘a elektrik ihracatına yeniden başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Yapacağımız yatırımlarla Kalkınma Yolu’nu aynı zamanda bir ‘Enerji Yolu’ olarak tesis edeceğiz” dedi.

ANKARA-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Nisan’da gerçekleştirdiği Irak ziyaretinde beraberinde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar hem Bağdat hem Erbil temasları kapsamında muhataplarıyla olası iş birliklerini masaya yatırdı. Ziyaretten 3 ay sonra iki ülke, enerji alanında yeni bir adım attı. Türkiye, 3 yıllık bir aranın ardından Irak’a elektrik ihracatına yeniden başladı. İhracat, Türkiye-Irak arasında mevcut hat üzerinden gerçekleştirilirken; Irak’a azami 300 megawatta kadar elektrik sağlanacak. Bakan Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kalkınma Yolu Projesi ile bölgemizin refahına ve barışına birlikte katkı sunacağımız komşumuz Irak’a elektrik ihracatına dün itibarıyla yeniden başladık. Yapacağımız yatırımlarla Kalkınma Yolunu aynı zamanda bir ‘Enerji Yolu’ olarak da tesis edeceğiz” dedi.(DHA)

Okumaya devam et

Genel

TÜİK: Haziranda 198 bin 581 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayında 198 bin 581 taşıtın trafiğe kaydının yapıldığını açıkladı.

ANKARA-TÜİKHaziran 2024 dönemine ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı. Buna göre; haziran ayında 198 bin 581 taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 14,6 azaldı, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 2,5 arttı.

Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, bir önceki aya göre kamyonda yüzde 41,2, otobüste yüzde 39,1, minibüste yüzde 38,9, özel amaçlı taşıtta yüzde 34,3, kamyonette yüzde 24,2, traktörde yüzde 22,7, otomobilde yüzde 15,2 ve motosiklette yüzde 10,5 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre ise trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı minibüste yüzde 22,7, motosiklette yüzde 11,6 ve otomobilde yüzde 0,2 artarken; özel amaçlı taşıtta yüzde 36,4, kamyonda yüzde 24,6, traktörde yüzde 22,4, kamyonette yüzde 18,7 ve otobüste yüzde 11,9 azaldı.

Ayrıca; haziran ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 50,2’si motosiklet, yüzde 38,1’i otomobil, yüzde 6,7’si kamyonet, yüzde 3,1’i traktör, yüzde 1,2’si kamyon, yüzde 0,4’ü minibüs, yüzde 0,2’si otobüs ve yüzde 0,1’ini özel amaçlı taşıtlardan oluştu. Haziran sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların da yüzde 52,5’ini otomobil, yüzde 18,8’ini motosiklet, yüzde 15,3’ünü kamyonet, yüzde 7,4’ünü traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Haziran ayında 676 bin 83 taşıtın devri yapıldı. Bu taşıtların yüzde 64,4’ünü otomobil, yüzde 15,1’ini kamyonet, yüzde 13,8’ini motosiklet, yüzde 2,6’sını traktör, yüzde 1,9’unu kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

6 AYDA 1,2 MİLYON TAŞITIN TRAFİĞE KAYDI YAPILDI

Ocak-haziran ayları arasındaki 6 aylık dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 19,2 artarak 1 milyon 261 bin 1 adet olurken; trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 8,4 azalıp 13 bin 509 adet oldu. Böylece ocak-haziran döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 1 milyon 247 bin 492 artış gerçekleşti.

Ocak-haziran döneminde trafiğe kaydı yapılan 508 bin 801 otomobilin yüzde 65,2’si benzin, yüzde 12,9’u hibrit, yüzde 12,4’ü dizel, yüzde 8,4’ü elektrikli ve yüzde 1,1’i LPG yakıtlı. Haziran ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 15 milyon 727 bin 46 adet otomobilin ise yüzde 34,9’u dizel, yüzde 32,6’sı LPG, yüzde 29,6’sı benzin, yüzde 1,8’i hibrit ve yüzde 0,8’i elektrikli. Ayrıca, kaydı yapılan 508 bin 801 otomobilin yüzde 38,6’sı gri, yüzde 25,3’ü beyaz, yüzde 13’ü siyah, yüzde 11,6’sı mavi, yüzde 6,3’ü kırmızı, yüzde 2,7’si yeşil, yüzde 1’i turuncu, yüzde 0,6’sı sarı, yüzde 0,5’i mor ve yüzde 0,4’ü diğer renkli.(DHA)

Okumaya devam et

Genel

Türkiye’den yurt dışına göç arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılında Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 53 arttığını, yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısının ise yüzde 35,9 azaldığını açıkladı.

Caner ÜNVER
ANKARA-TÜİK, 2023 yılına ilişkin uluslararası göç istatistiklerini açıkladı. Buna göre; Türkiye‘den yurt dışına göç eden kişi sayısı, 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 53 artarak 714 bin 579 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,2’sini erkekler, yüzde 44,8’ini kadınlar oluşturdu. Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 291 bin 377’sini Türk vatandaşları, 423 bin 202’sini yabancı uyruklular oluşturdu. Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 35,9 azalarak 316 bin 456 kişi oldu. Göç eden nüfusun yüzde 54,2’sini erkekler, yüzde 45,8’ini kadınlar oluşturdu. Yurt dışından gelen nüfusun 101 bin 677’sini Türk vatandaşları, 214 bin 779’unu ise yabancı uyruklular oluşturdu.

GELENLERİN YÜZDE 12,7’Sİ 20-24 YAŞ ARALIĞINDA

Türkiye’ye 2023 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde; en fazla göç edenlerin yüzde 12,7 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 10,8 ile 25-29 ve yüzde 10,3 ile 15-19 yaş grubu izledi. Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 15 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,9 ile 30-34 ve yüzde 12,5 ile 20-24 yaş grubu izledi.

EN FAZLA GÖÇ ALAN VE GÖÇ VEREN İL İSTANBUL

2023 yılında yüzde 29,2 ile en fazla göç alan il İstanbul oldu. İstanbul’u yüzde 9,5 ile Antalya, yüzde 6,5 ile Ankara, yüzde 4,9 ile Mersin ve yüzde 4,4 ile Bursa takip etti. Yurt dışına en fazla göç veren il de yüzde 36,4 ile yine İstanbul olurken; bunu yüzde 10 ile Antalya, yüzde 7,1 ile Ankara, yüzde 3,5 ile İzmir ve yüzde 2,6 ile Bursa izledi.

Türkiye’ye 2023 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 13,2 ile Rusya Federasyonu vatandaşları aldı. Rusya Federasyonu’nu yüzde 8,2 ile Azerbaycan, yüzde 7,3 ile Türkmenistan, yüzde 6,7 ile İran ve yüzde 5,9 ile Afganistan vatandaşları izledi. Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde de ilk sırayı yüzde 17 ile Rusya Federasyonu vatandaşları alırken; bunu yüzde 15,7 ile Irak, yüzde 8,3 ile Afganistan, yüzde 6,5 ile İran ve yüzde 4,9 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.(DHA)

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.