Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Gündem

Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti’den DHA’ya Tepki: Bu Ayıbı Düzeltin

Samsun’da Demirören Haber Ajansı’nın(DHA), muhabir Irmak Gürşen’in ‘annelik’ izninden sonra ‘iş akdini’ feshetmesini sert ifadelerle kınadı.

AYHAN GONCA
HABER MERKEZİ
– Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Ziya Çakır, DHA Samsun Muhabiri Irmak Gürşen’in, ‘annelik izni sonrası’ iş akdinin hukuksuz bir şekilde feshedilmesine tepki gösterdi. Çakır, “Meslektaşımızın yanındayız. DHA yönetimini biran önce bu ayıbı düzeltmeye ve Irmak Gürşen’den özür dilemeye davet ediyoruz” dedi.

Akla Mantığa Uymayan Gerekçeler

Konuyla ilgili bir basın açıklamasında bulunan Yusuf Ziya Çakır yaptığı açıklamada, muhabir Irmak Gürşen’in 2.5 yıldır ‘telifli muhabir’ olarak DHA’da görev yaptığı hatırlatarak, “Değerli meslektaşımız bir süre önce anne oldu ve doğum iznine ayrıldı.

Nisan ayında yeniden görevinin başına dönmeye hazırlanan Irmak Gürşen, ‘anne’ olduğu için işine son verildiğini öğrendi. Meslektaşımız Irmak Gürşen, kendisine iş akdinin feshedilmesine gerekçe olarak, ‘Siz anne oldunuz, süt izniniz olacak, sahada aktif görev yapamayacaksınız, çocuğunuz hasta olur’ denildiğini açıkladı. Bu akla mantığa uymayan açıklamalar aynı zamanda varsayımlara dayalı bahanelerdir” diye konuştu.

Cinsiyet Eşitsizliği İle Mücadele

“Irmak Öcal’ın iş akdinin ‘anne’ olduğu gerekçesiyle, hukuksuz bir şekilde feshedilmesi kabul edilebilecek bir durum değildir” diye Çakır, ayrıca şunları söyledi:

“Kadınların çalışma yaşamında karşılaşabileceği böylesine ‘ilkel’ bir yaklaşımın, hele de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet olayları başta olmak üzere, her türlü cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele vermesi gereken bir basın yayın kuruluşunda ortaya çıkması biz gazetecileri büyük bir şaşkınlık içerisinde bırakmıştır.

Asla Kabul Edemeyeceğimiz Bir Ayıp

Meslektaşımıza yapılan ve asla kabul edilemeyecek bu ‘ayıp’tan ötürü DHA yönetimini, Irmak Gürşen’den özür dilemeye ve hukuksuz fesih işlemini geri almaya davet ediyoruz. Meslektaşımızın yanında olduğumuzu ve tüm yasal sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Kadınların yaşamın her alanında olduğu gibi basın sektöründen de el çektirilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.”

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeleri ardı ardına sıraladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, peş peşe müjdeler vererek, sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilme yolunun açılacağını ve açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerinin 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, “Milli Uzay Programımız çerçevesinde bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “3 tane gencimizi Hakk’a uğurladık. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, milletimize başsağlığı temennilerinde bulunuyorum. Geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 5 altın, 2 bronz madalyayla tarih yazarak dünya şampiyonu olan boksörlerimize şahsım, milletim adına tebriklerimi özellikle ifade etmek istiyorum. Türkiye’ye bu gururları yaşatan sporcularımızın her birinin alınlarından öpüyorum. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız altyapı tesisleri ve kurduğumuz sporcu yetiştirme sisteminin meyveleri olarak gördüğümüz bu sistemin başarılarının artacağına inanıyorum” dedi.

Sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilmenin yolunun açıldığı müjdesini paylaşan Erdoğan, “Bakaya gençlerimizin sıkıntısına çözüm getiren bu uygulamanın hayırlı olmasını diliyorum. Kaçak yılına göre değişen oranlarda bir rakam ilavesi ile askerliğini bedelli yapmak isteyen gençlerimiz askerlik şubelerine başvurabilirler. Kabine toplantımızda açık cezaevlerindeki hükümlüler için belli şartlarda uygulanan, 31 Mayıs’ta süresi sona eren Covid-19 izinleriyle ilgili de bir değerlendirme yaptık. Buna göre açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerini 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatıyoruz. Meclisimizin bu hususta gereken yasal düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçireceğine inanıyorum” diye konuştu.

Cumhuriyetin 100. yılını kazanım ve hedeflerinin muhasebe vesilesi olarak gördüklerini ve hazırlıkların ona göre yapıldığını ifade den Erdoğan, “Bu tür muhasebelere ve vites büyütmelere daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır. Selçuklu/dan Osmanlı’ya. oradan Cumhuriyet/e miras kalan Anadolu’daki varlığımızı sürekli kılmak için kendimizi hep bu coğrafya üzerinde konumlandırmalıyız. Bu toprakların hakimiyetimizde olmasını hala hazmedemeyenler olduğu gerçeğini biz değil karşımızdakiler sürekli hatırlatıyorlar. Tüm yorgunluğa, yıpranmışlığa, ödediği onca bedele rağmen insanımızın millî mücadeleye dört elle sarılmasının gerisinde aynı bilinç vardır. Cumhuriyet dönemi boyunca hem geçmişten gelen yüklerin ağırlığı hem yeni devletimizin kuruluş sancıları sebebi ile demokratik ve ekonomik gelişim adımlarımızı epeyce yavaş atabildik. Önce çok partili siyasi hayata geçerek, ardından darbeler, siyasi istikrarsızlık ve terörle kesintiye uğrasa da kalkınma hamlelerini başlatarak kendimize yeni bir yol seçtik. Bu arka plandan hareketle Cumhuriyetimizin 100. yılını büyük atılımın sembolü haline getirmek istiyoruz. 2 asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni Türkiye yüzyılının girizgahı ve garantisi olarak addediyoruz” ifadelerini kullandı.

“2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur”

Cumhurbaşkanlığı ve İletişim Başkanlığı koordinasyonunda detaylı bir 100. yıl kutlama programı oluşturulduğunu söyleyen Erdoğan, “Yaşadığımız kazanımları ve kayıpları hatırlatacak, ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek, Türkiye 100 yılı iddiamızı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak programı, yüz yılın işini 20 yıla sığdırdık şiarıyla hayata geçireceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yeni bir dinamizmle başlamayı umut ediyoruz. 2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur. Ardından fethin 600. yılına adağımız 2053 vizyonumuz geliyor. Bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurlarıyla şimdiden şekillendirmeye başladık. Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimizi 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız. 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, hedeflerini oluşturacaktır” dedi.

“Biz Türkiye’yi 2023‘te hedefleriyle buluşturmanın, 2053 vizyonuna hazırlamanın 2071 hayallerini şekillendirme peşindeyiz” diyen Erdoğan, “Muhalefet ise maalesef 1908’in bir adım ötesine geçememiş bir ruh haliyle istemezükçülük dışında herhangi bir hedefe ve vizyona sahip değildir. Bizim ülkemizde gerçekleştirdiğimiz büyük demokrasi ve kalkınma devrimi eksikleri hatta hataları olabilir. Bunları açık yüreklilikle ortaya koyacak kazanımları kabul edip eksikleri tamamlayacak bir muhalefetle her şeyi konuşmaya hazırız. Sorumluluğumuzun milletimize olduğu şuuruyla hayırda yarışan eser ve hizmet siyasetini merkeze alan bir yönetim anlayışı gerekliğini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Buna mukabil karşımızda Türk milletinin bu coğrafyada yaşadığı en büyük felaketlerden birini sahiplenmek ötesinde siyaset ortaya koyamayan bir muhalefetimiz var” ifadelerini kullandı.

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, “Yapılan her yatırıma bir kulp takan, getirilen her hizmete, gerçekleştirilen her projeye karşı çıkan, ortaya kayda değer bir program, hazırlık, ortaya niyet dahi koyamayan sığ bir muhalefetle karşı karşıyayız. Bizim referansımız 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerdir. Muhalefetin referansı ise ülkemizi yüzyılımızın başında felakete, koskoca bir imparatorluğu felaket sürükleyen söylem zihniyetidir. Gerçi henüz kendi yakın tarihini doğru okumayı başaramayanların dünyayı aktör ve ilişkileriyle kavramasını, ona göre politika geliştirmesini beklemenin biraz boş hayal olduğunun farkındayız. Buna rağmen siyaset sahnesinde varlık gösterme, söz söyleme, destek talep etme niyetiyle ortaya çıkanlardan azıcık da olsa feraset, azıcık da olsa onurlu duruş beklemenin bir vatandaş sıfatıyla hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bu ülkede siz hele bir oy verin gerisini sonra hallederiz diye ortada salınan, düşün arkama deyip milleti uçuruma sürükleyen siyaset tarzının devri kapanalı çok oldu. Muhalefete bu cesareti, dünyada ve bölgemizde yaşanan krizlerin, çatışmaların, sıkıntıların, ülkemize olan yansımalarının verdiği anlaşılıyor” açıklamasında bulundu.

“Muhalefeti kendi kısır dünyasıyla, iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla baş başa bırakıyoruz”

Erdoğan, “Biz, bu tabloyu onların el yordamıyla fark ettiğinin çok ötesinde tüm boyutlarıyla biliyoruz, takip ediyoruz. Kendi hamlelerimizi planlıyoruz ve adım adım hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin küresel ekonomik çalkantılardan, güvenlik kaygılarından, yıpratıcı siyasi çekişmelerden en az hasarla çıkması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere çeşitli sıkıntılara maruz kaldığımız bir gerçektir. Türkiye, bugün yaşadığı sıkıntıları elbette hak etmiyor. Fakat bu millet asıl böyle arkaik, gerici, habis bir muhalefeti de hak etmiyor. Ülkemizin bugüne kadarki her meselesini nasıl biz çözdüysek Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile mevcut sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Muhalefeti de kendi kısır dünyasıyla, kendi iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla, kendi kıyafetsiz gündemleriyle baş başa bırakıyoruz. Türkiye ve Türk milleti tarihte geniş bir coğrafyaya yayılan varlığını da, bugünkü geniş etki alanını da kendini sürekli yenileyebilme kabiliyetine borçludur” dedi.

Kendini yenilemenin başkalaşmak olmadığını ifade eden Erdoğan, “Kendini yenilemek aynı mayayla varlığını devam ettirmek, büyümek, çoğalmak demektir. Değerlerimizi koruyarak kendimizi yenilediğimiz sürece hiçbir fikir, teknik, farklılık bize tehdit teşkil etmez. Dünya yeni bir dönüşümün eşiğindedir. Bu kritik süreçte en büyük gücümüz ve avantajımız milletimizin en kadim özelliğidir. Ülkemizin demokrasi ve kalkınmada ulaştığı ileri seviye bize yeniden yapılanan küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel güvenlik ve ekonomi krizine bu gözle baktığımız için geçici sorunlar karşısında paniğe kapılmıyoruz. Pek çok ülke yaşanan belirsizlikler karşısında yalpalarken biz içimize kapanmak ve kazanımlarımızdan taviz vermek yerine hedeflerimize doğru daha hızlı yol almayı tercih ediyoruz. Bu arada 85 milyon vatandaşımızın her biri için konjonktürün getirdiği sıkıntıların yükünü azaltacak tedbirleri almaktan da geri durmuyoruz. Bilhassa ücretli, dar gelirli, desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı koruyacak bütün mekanizmaları kuruyor ve işletiyoruz” diye konuştu.
Bundan sonraki önceliklerinin insanların refah seviyesini artıracak uygulamalar olacağını belirten Erdoğan, “Asgari ücret artışı, memur ve emekli maaşlarına yapılan yüksek oranlı zamlar, sosyal yardım yelpazesinin genişletilmesi, destek ve sübvansiyon paketleri gibi uygulamalar bu yaklaşımımızın ifadesidir. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan enerjiye her alanda altyapı yatırımlarından ülkemizin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşıladığımız için bundan sonraki önceliğimiz insanımızın refah seviyesini artıracak politikalar olacaktır. Önümüzdeki aylarda bu doğrultuda yeni adımlar atarak hayat pahalılığının insanlarımız üzerindeki yükünü azaltmayı sürdüreceğiz. Bir de bu gelişmelerin uluslararası serencamı var. Küresel ekonominin temellerinden sarsıldığı, küresel güvenlik mimarisinde ciddi çatlakların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir süreçte dahi geçmişten beri Türkiye’nin önünü kesmeyi temel politikaları haline getirenlerin aynı tutumlarında ısrar etmesi şaşırtıcı değilse de üzüntü vericidir. Geçmişte ülkemizi vesayet güçleri, darbeciler, siyasi ve ekonomik tetikçiler vasıtasıyla istedikleri gibi yönlendirenler, kendi içlerindeki çürümeye bakmadan hala ülkemizi hedefte tutmayı sürdürüyor. Kendi güvenlikleri ve refahları dışında hiçbir şeyi önemsemeyenler, Türkiye’nin bağımsız duruşuna tahammül edemiyor. Bu konuda sergilenen tavırlar ve edilen sözler karşımızdakilerin hak, özgürlük ve ekonominin kuralları hususundaki hassasiyetlerinden değil, çıkarlarının müdafaa endişelerinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

“Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor”

“Güney sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenlik bölgelerinin meşru gayesini sınırlarımız içinde ve hemen ötesinde yıllardır koruduğumuz her türlü ihtiyaçlarını karşıladığımız, milyonlarca insanın sıkıntısını umursamayanların bize verecekleri ne müttefiklik ne de insan hakları dersi olabilir” diyen Erdoğan, “Lafa gelince herkesin büyük laflar ettiği, Karadeniz’in kuzeyindeki savaşta bile toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına yapılan saldırıyı asla kabul etmediğimizi açıkça belirttiğimiz Ukrayna’ya en ciddi, somut ve işe yarar desteği biz verdik. Rusya ile iletişim kurduğumuz her platformda ve her seviyede bu tutumumuzu kendilerine mertçe söyledik. Krizin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak şovlara katılmak yerine Rusya ile siyasi ve insani ilişkilerimizi sürdürerek bölgede önce ateşkesin sağlanması, ardından kalıcı bir barış anlaşmasının yapılması hususunda da en samimi çabaları yine biz sergiledik” dedi.

Türkiye’nin NATO’nun genişlemesiyle ilgili bir probleminin olmadığına vurgu yapan Erdoğan, “NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkılar sağladığımızı göreceklerdir. Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor” dedi.

Bu çerçevede oldukça yoğun telefon diplomasisi yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, “Muhataplarımızın tamamına Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımını, terörle mücadele ve müttefiklik dayanışması vurgularıyla açıkça paylaştım. Her şeyden önce terör örgütlerinin insanlığın güvenliği için ortada olan bir NATO’da yer almasını biz kabullenemeyiz dedim. Bu yanlışı Türkiye, Yunanistan ve Fransa’nın NATO’dan çıkışı döneminde, biliyorsunuz Türkiye o zaman onlara desteği vermişti. Ve ne olduğunu şu anda bu Yunanistan, bizimle nasıl bir uyum içinde” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Asayiş

Hatay’a şehit ateşi düştü

Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Uzman Çavuş Bican Kapılay’ın Hatay’ın İskenderun ilçesindeki ailesine acı haber verildi.

Ahmet Seher
HATAY-
Kuzey Irak bölgesinde icra edilen Pençe Kilit Harekatında Meluni Dağı kırsalında bölücü terörist unsurlar ile çıkan çatışma sonucunda yaralanan Piyade Uzman Çavuş Bican Kapılay, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Şehit Kapılay’ın ailesine acı haberi İskenderun İlçe Jandarma Komutanlığı yetkilileri tarafından verildi.
Piyade Uzman Çavuş Bican Kapılay 23 yaşında ve bekardı.

Okumaya devam et

Ekonomi

Bakan Karaismailoğlu: İstanbullular Marmaray’ı sevdi, 700 milyon kişi Marmaray ile seyahat etti

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Marmaray’ın İstanbul kent içi yolcu taşımacılığının bel kemiği olduğuna dikkati çekerek, açıldığı günden bu yana 700 milyon kişinin Marmaray ile seyahat ettiğini duyurdu. Karaismailoğlu, “Açıldığı günden bu yana Marmaray 28 milyon kilometre yol katederek, dünyanın çevresinde 700 tur atmış oldu” dedi.

Ömer Faruk Karataş
ANKARA-
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Marmaray ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Marmaray’ın 29 Ekim 2013 tarihinde hizmete girdiğini anımsatan Karaismailoğlu, projenin hizmete açılmasıyla 76.3 kilometrelik Gebze-Halkalı hattında seyahat süresinin 108 dakikaya indiğine dikkati çekti. İstanbul’da kenti içi ulaşımı rahatlatan ve nefes aldıran Marmaray’ın Gebze’den Halkalı’ya kesintisiz ulaşım imkanı sağladığını kaydeden Karaismailoğlu, sadece 4 dakikada Asya ve Avrupa kıtaları arasında geçiş imkanı sağlandığını vurguladı.

Marmaray 28 milyon kilometre yol katetti

Açıldığı günden bu yana Marmaray’ın 28 milyon kilometre yol katettiğini belirten Bakan Karaismailoğlu, “Binlerce araç sahibinin Marmaray’ı tercih etmesiyle binlerce ton zehirli gazın çevreye salınımı engellendi. Ayrıca Marmaray’ı tercih edenler diğer ulaşım araçlarını kullananlara göre ortalama bir saat zaman tasarrufu sağladı” dedi.

Günde 289 sefer gerçekleşiyor

1 Nisan 2022 tarihinde 648 bin yolcu ile yolcu taşıma rekoru kırıldığını hatırlatan Bakan Karaismailoğlu, 2022 yılında günde ortalama 505 bin yolcu sayısına ulaşıldığını kaydetti. Gebze-Halkalı arasında günde 289 sefer gerçekleştiğini aktaran Karaismailoğlu, şöyle devam etti:

“Marmaray’da seferler 06.00-23.00 saatleri arasında yapılıyor. Marmaray’ın Gebze, Pendik, Bostancı, Söğütlüçeşme, Bakırköy ve Halkalı istasyonlarında YHT ve ana hat trenlerine; Yenikapı, Sirkeci, Ayrılık Çeşmesi, Üsküdar ve Söğütlüçeşme gibi yolcu yoğunluğunun yüksek olduğu istasyonlarda da metro, metrobüs, şehir hatları vapurları ve tramvaya bağlantısı bulunuyor. Ayrıca Halkalı-İstanbul Havalimanı metro hattı gibi İstanbul’da inşa edilen yeni raylı sistemlerle de entegrasyonu bulunuyor.”

Ana hat ve yük taşımacılığı da kesintisiz hale geldi

Marmaray ile sadece şehir içi yolcu taşımacılığının değil, ana hat ve yük taşımacılığının da kesintisiz hale geldiğine işaret eden Bakan Karaismailoğlu, “Yüksek hızlı trenler, Marmaray’dan geçiş yaparak Halkalı’ya kadar ulaşıyor. Gece saatlerinde de yük trenlerinin geçişi sağlanıyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve Orta Koridor’un altın halkasını oluşturan Marmaray ile Çin’den Avrupa’ya kadar olan büyük bir hinterlanttaki yükler kesintisiz bir şekilde taşınıyor. Yük treni geçmeye başladığı 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren toplam bin 828 yük treni Marmaray’dan geçiş yaptı. Büyük çoğunluğu uluslararası yük olan bin 828 trenle 1,5 milyon ton yük Marmaray‘dan geçiş yaparak taşındı” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.