Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

TBMM’de FETÖ tartışması

Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) FETÖ tartışması yaşandı.

Ahmet Umur Öztürk
ANKARA-
TBMM Genel Kurulunda AK Parti ile CHP Grup başkanvekilleri arasında FETÖ tartışması yaşandı. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, sığınmacılarla ilgili olarak AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in ‘Katillere teslim etmeyeceğiz’ sözlerini hatırlattı. Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, FETÖ ile ilgili tartışmalarda HDP ve CHP’den tepki geldiğini söyleyerek, “Millet İttifakı’nın bileşenlerinin gözyaşı akıyor. 2013’den önce fotosu olan kimleri tartıştık burada. Kimlerin hala FETÖ’cüleri cesaretlendirdiği, 15 Temmuz gecesinde beraber hareket edenlerin kimler olduğu bilinmiyor. Erdoğan devleti FETÖ’den temizleyen lider olarak tarihe geçmiştir” dedi. Akbaşoğlu, AK Parti Sözcüsü Çelik’in aynı doğruları söylediğini, dün farklı söyleyip bugün farklı söyleyenlerin, u dönüşü yapanların kendileri olduğunu ifade etti.

Özkoç ise, AK Parti yetkililerinin birbirinden farklı açıklamalar yaptıklarını söyledi. Akbaşoğlu, CHP milletvekillerinin FETÖ’cülerle ve liderleriyle poz verdiklerini iddia ederek, “2013’ten önceki fotolara atıf yapanlar, FETÖ’nün FETÖ olduğu ortaya çıktıktan sonra 2014’te ABD’de FETÖ imamları ile beraber foto verenler sizsiniz” şeklinde konuştu.
Özkoç, ABD’ye görevli olarak gittiklerini ifade ederek, “Sizin AK Parti Grup Başkanvekili yanımda oturuyordu. Sizin genel başkan yardımcıları da oradaydı, aynı kişilerle görüşme yapıldı. Senin gözünün içine baka baka söylüyorum, bizi FETÖ’cülükle suçlayan şerefsizdir” diye konuştu.

Akbaşoğlu, CHP grubunun büyük bir telaş içinde olduğunu söyleyerek, “Şeref ve haysiyet yoksunu olan ancak yalan söyleyendir. Yalan ve yalan algı yönetimini ortaya koyan bizzat sensin. Yalan, yalan, yalan. Bizim 2013’ten sonra FETÖcülerle foto veren grup başkanvekilimiz yok. Haysiyetsiz olan, şerefsiz olan sensin, yalan söylüyorsun. İspatlamazsan yalancısın, haysiyetsizsin. Söylediğini aynen iade ediyorum” ifadelerini kullandı.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Siyaset

AK Parti Sözcüsü Çelik: Kılıçdaroğlu’nun beyanları, bir siyaset biçimi değil iftira kampanyasıdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik,” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün Cumhurbaşkanımız ve ailesiyle ilgili yaptığı açıklamaları şiddetle kınıyoruz.

Hülya Keklik
ANKARA-
Kılıçdaroğlu’nun beyanları, bir siyaset biçimi değil iftira kampanyasıdır. Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar bir sürü temelsiz iddia ortaya atıp belge bilgi açıklayacağım dedi. Ancak açıklamaları hiçbir siyasi netice doğurmadı. Tüm bu açıklamalar çevre kirliliğinden başka bir şey üretmemiştir” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında yaptığı açıklamalara sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

Çelik açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün Cumhurbaşkanımız ve ailesiyle ilgili yaptığı açıklamaları şiddetle kınıyoruz. Kılıçdaroğlu’nun beyanları, bir siyaset biçimi değil iftira kampanyasıdır.

Kılıçdaroğlu, şimdiye kadar bir sürü temelsiz iddia ortaya atıp belge bilgi açıklayacağım dedi. Ancak açıklamaları hiçbir siyasi netice doğurmadı. Tüm bu açıklamalar çevre kirliliğinden başka bir şey üretmemiştir.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımızla ilgili “kaçacak” ifadesini kullanmış. Bunu daha önce de söylemişti. Ancak milletimiz 15 Temmuz gecesi kimin tanklara karşı milletiyle beraber direndiğini, kimin de tankların yol vermesiyle kaçtığını görmüştür.

Kılıçdaroğlu’nun devlet bürokrasisini sürekli olarak tehdit etmesi, Türkiye Cumhuriyeti devletini işlemez hale getirmeye dönük bir teşebbüstür. Bu hiçbir şekilde siyasi bir yaklaşım değil, geçmişte örnekleri görülen bir vesayet arayışıdır.

Kılıçdaroğlu’nun ülkemizi istikrarsızlaştırmaya dönük beyanları, cılız kalmaya mahkumdur. Bu beyanlar millet odaklı bir siyaset anlayışından yoksundur. Başkalarının dediklerinin kötü bir tercümesidir.

CHP yönetimi, siyasete nefret yazılımı yüklemeye çalışıyor. Bu CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın hak etmediği bir durumdur. Nefret siyasetine karşı durmaya kararlıyız. Cumhurbaşkanımızı hiç kimse nefret siyasetinin diliyle tehdit edemez.
Cumhurbaşkanımıza nefret siyasetiyle saldıranlara gerekli karşılığı siyaset ve hukuk temelinde vermeye devam edeceğiz.”

Okumaya devam et

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeleri ardı ardına sıraladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, peş peşe müjdeler vererek, sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilme yolunun açılacağını ve açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerinin 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, “Milli Uzay Programımız çerçevesinde bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “3 tane gencimizi Hakk’a uğurladık. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, milletimize başsağlığı temennilerinde bulunuyorum. Geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 5 altın, 2 bronz madalyayla tarih yazarak dünya şampiyonu olan boksörlerimize şahsım, milletim adına tebriklerimi özellikle ifade etmek istiyorum. Türkiye’ye bu gururları yaşatan sporcularımızın her birinin alınlarından öpüyorum. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız altyapı tesisleri ve kurduğumuz sporcu yetiştirme sisteminin meyveleri olarak gördüğümüz bu sistemin başarılarının artacağına inanıyorum” dedi.

Sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilmenin yolunun açıldığı müjdesini paylaşan Erdoğan, “Bakaya gençlerimizin sıkıntısına çözüm getiren bu uygulamanın hayırlı olmasını diliyorum. Kaçak yılına göre değişen oranlarda bir rakam ilavesi ile askerliğini bedelli yapmak isteyen gençlerimiz askerlik şubelerine başvurabilirler. Kabine toplantımızda açık cezaevlerindeki hükümlüler için belli şartlarda uygulanan, 31 Mayıs’ta süresi sona eren Covid-19 izinleriyle ilgili de bir değerlendirme yaptık. Buna göre açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerini 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatıyoruz. Meclisimizin bu hususta gereken yasal düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçireceğine inanıyorum” diye konuştu.

Cumhuriyetin 100. yılını kazanım ve hedeflerinin muhasebe vesilesi olarak gördüklerini ve hazırlıkların ona göre yapıldığını ifade den Erdoğan, “Bu tür muhasebelere ve vites büyütmelere daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır. Selçuklu/dan Osmanlı’ya. oradan Cumhuriyet/e miras kalan Anadolu’daki varlığımızı sürekli kılmak için kendimizi hep bu coğrafya üzerinde konumlandırmalıyız. Bu toprakların hakimiyetimizde olmasını hala hazmedemeyenler olduğu gerçeğini biz değil karşımızdakiler sürekli hatırlatıyorlar. Tüm yorgunluğa, yıpranmışlığa, ödediği onca bedele rağmen insanımızın millî mücadeleye dört elle sarılmasının gerisinde aynı bilinç vardır. Cumhuriyet dönemi boyunca hem geçmişten gelen yüklerin ağırlığı hem yeni devletimizin kuruluş sancıları sebebi ile demokratik ve ekonomik gelişim adımlarımızı epeyce yavaş atabildik. Önce çok partili siyasi hayata geçerek, ardından darbeler, siyasi istikrarsızlık ve terörle kesintiye uğrasa da kalkınma hamlelerini başlatarak kendimize yeni bir yol seçtik. Bu arka plandan hareketle Cumhuriyetimizin 100. yılını büyük atılımın sembolü haline getirmek istiyoruz. 2 asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni Türkiye yüzyılının girizgahı ve garantisi olarak addediyoruz” ifadelerini kullandı.

“2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur”

Cumhurbaşkanlığı ve İletişim Başkanlığı koordinasyonunda detaylı bir 100. yıl kutlama programı oluşturulduğunu söyleyen Erdoğan, “Yaşadığımız kazanımları ve kayıpları hatırlatacak, ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek, Türkiye 100 yılı iddiamızı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak programı, yüz yılın işini 20 yıla sığdırdık şiarıyla hayata geçireceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yeni bir dinamizmle başlamayı umut ediyoruz. 2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur. Ardından fethin 600. yılına adağımız 2053 vizyonumuz geliyor. Bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurlarıyla şimdiden şekillendirmeye başladık. Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimizi 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız. 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, hedeflerini oluşturacaktır” dedi.

“Biz Türkiye’yi 2023‘te hedefleriyle buluşturmanın, 2053 vizyonuna hazırlamanın 2071 hayallerini şekillendirme peşindeyiz” diyen Erdoğan, “Muhalefet ise maalesef 1908’in bir adım ötesine geçememiş bir ruh haliyle istemezükçülük dışında herhangi bir hedefe ve vizyona sahip değildir. Bizim ülkemizde gerçekleştirdiğimiz büyük demokrasi ve kalkınma devrimi eksikleri hatta hataları olabilir. Bunları açık yüreklilikle ortaya koyacak kazanımları kabul edip eksikleri tamamlayacak bir muhalefetle her şeyi konuşmaya hazırız. Sorumluluğumuzun milletimize olduğu şuuruyla hayırda yarışan eser ve hizmet siyasetini merkeze alan bir yönetim anlayışı gerekliğini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Buna mukabil karşımızda Türk milletinin bu coğrafyada yaşadığı en büyük felaketlerden birini sahiplenmek ötesinde siyaset ortaya koyamayan bir muhalefetimiz var” ifadelerini kullandı.

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, “Yapılan her yatırıma bir kulp takan, getirilen her hizmete, gerçekleştirilen her projeye karşı çıkan, ortaya kayda değer bir program, hazırlık, ortaya niyet dahi koyamayan sığ bir muhalefetle karşı karşıyayız. Bizim referansımız 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerdir. Muhalefetin referansı ise ülkemizi yüzyılımızın başında felakete, koskoca bir imparatorluğu felaket sürükleyen söylem zihniyetidir. Gerçi henüz kendi yakın tarihini doğru okumayı başaramayanların dünyayı aktör ve ilişkileriyle kavramasını, ona göre politika geliştirmesini beklemenin biraz boş hayal olduğunun farkındayız. Buna rağmen siyaset sahnesinde varlık gösterme, söz söyleme, destek talep etme niyetiyle ortaya çıkanlardan azıcık da olsa feraset, azıcık da olsa onurlu duruş beklemenin bir vatandaş sıfatıyla hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bu ülkede siz hele bir oy verin gerisini sonra hallederiz diye ortada salınan, düşün arkama deyip milleti uçuruma sürükleyen siyaset tarzının devri kapanalı çok oldu. Muhalefete bu cesareti, dünyada ve bölgemizde yaşanan krizlerin, çatışmaların, sıkıntıların, ülkemize olan yansımalarının verdiği anlaşılıyor” açıklamasında bulundu.

“Muhalefeti kendi kısır dünyasıyla, iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla baş başa bırakıyoruz”

Erdoğan, “Biz, bu tabloyu onların el yordamıyla fark ettiğinin çok ötesinde tüm boyutlarıyla biliyoruz, takip ediyoruz. Kendi hamlelerimizi planlıyoruz ve adım adım hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin küresel ekonomik çalkantılardan, güvenlik kaygılarından, yıpratıcı siyasi çekişmelerden en az hasarla çıkması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere çeşitli sıkıntılara maruz kaldığımız bir gerçektir. Türkiye, bugün yaşadığı sıkıntıları elbette hak etmiyor. Fakat bu millet asıl böyle arkaik, gerici, habis bir muhalefeti de hak etmiyor. Ülkemizin bugüne kadarki her meselesini nasıl biz çözdüysek Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile mevcut sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Muhalefeti de kendi kısır dünyasıyla, kendi iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla, kendi kıyafetsiz gündemleriyle baş başa bırakıyoruz. Türkiye ve Türk milleti tarihte geniş bir coğrafyaya yayılan varlığını da, bugünkü geniş etki alanını da kendini sürekli yenileyebilme kabiliyetine borçludur” dedi.

Kendini yenilemenin başkalaşmak olmadığını ifade eden Erdoğan, “Kendini yenilemek aynı mayayla varlığını devam ettirmek, büyümek, çoğalmak demektir. Değerlerimizi koruyarak kendimizi yenilediğimiz sürece hiçbir fikir, teknik, farklılık bize tehdit teşkil etmez. Dünya yeni bir dönüşümün eşiğindedir. Bu kritik süreçte en büyük gücümüz ve avantajımız milletimizin en kadim özelliğidir. Ülkemizin demokrasi ve kalkınmada ulaştığı ileri seviye bize yeniden yapılanan küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel güvenlik ve ekonomi krizine bu gözle baktığımız için geçici sorunlar karşısında paniğe kapılmıyoruz. Pek çok ülke yaşanan belirsizlikler karşısında yalpalarken biz içimize kapanmak ve kazanımlarımızdan taviz vermek yerine hedeflerimize doğru daha hızlı yol almayı tercih ediyoruz. Bu arada 85 milyon vatandaşımızın her biri için konjonktürün getirdiği sıkıntıların yükünü azaltacak tedbirleri almaktan da geri durmuyoruz. Bilhassa ücretli, dar gelirli, desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı koruyacak bütün mekanizmaları kuruyor ve işletiyoruz” diye konuştu.
Bundan sonraki önceliklerinin insanların refah seviyesini artıracak uygulamalar olacağını belirten Erdoğan, “Asgari ücret artışı, memur ve emekli maaşlarına yapılan yüksek oranlı zamlar, sosyal yardım yelpazesinin genişletilmesi, destek ve sübvansiyon paketleri gibi uygulamalar bu yaklaşımımızın ifadesidir. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan enerjiye her alanda altyapı yatırımlarından ülkemizin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşıladığımız için bundan sonraki önceliğimiz insanımızın refah seviyesini artıracak politikalar olacaktır. Önümüzdeki aylarda bu doğrultuda yeni adımlar atarak hayat pahalılığının insanlarımız üzerindeki yükünü azaltmayı sürdüreceğiz. Bir de bu gelişmelerin uluslararası serencamı var. Küresel ekonominin temellerinden sarsıldığı, küresel güvenlik mimarisinde ciddi çatlakların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir süreçte dahi geçmişten beri Türkiye’nin önünü kesmeyi temel politikaları haline getirenlerin aynı tutumlarında ısrar etmesi şaşırtıcı değilse de üzüntü vericidir. Geçmişte ülkemizi vesayet güçleri, darbeciler, siyasi ve ekonomik tetikçiler vasıtasıyla istedikleri gibi yönlendirenler, kendi içlerindeki çürümeye bakmadan hala ülkemizi hedefte tutmayı sürdürüyor. Kendi güvenlikleri ve refahları dışında hiçbir şeyi önemsemeyenler, Türkiye’nin bağımsız duruşuna tahammül edemiyor. Bu konuda sergilenen tavırlar ve edilen sözler karşımızdakilerin hak, özgürlük ve ekonominin kuralları hususundaki hassasiyetlerinden değil, çıkarlarının müdafaa endişelerinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

“Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor”

“Güney sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenlik bölgelerinin meşru gayesini sınırlarımız içinde ve hemen ötesinde yıllardır koruduğumuz her türlü ihtiyaçlarını karşıladığımız, milyonlarca insanın sıkıntısını umursamayanların bize verecekleri ne müttefiklik ne de insan hakları dersi olabilir” diyen Erdoğan, “Lafa gelince herkesin büyük laflar ettiği, Karadeniz’in kuzeyindeki savaşta bile toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına yapılan saldırıyı asla kabul etmediğimizi açıkça belirttiğimiz Ukrayna’ya en ciddi, somut ve işe yarar desteği biz verdik. Rusya ile iletişim kurduğumuz her platformda ve her seviyede bu tutumumuzu kendilerine mertçe söyledik. Krizin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak şovlara katılmak yerine Rusya ile siyasi ve insani ilişkilerimizi sürdürerek bölgede önce ateşkesin sağlanması, ardından kalıcı bir barış anlaşmasının yapılması hususunda da en samimi çabaları yine biz sergiledik” dedi.

Türkiye’nin NATO’nun genişlemesiyle ilgili bir probleminin olmadığına vurgu yapan Erdoğan, “NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkılar sağladığımızı göreceklerdir. Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor” dedi.

Bu çerçevede oldukça yoğun telefon diplomasisi yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, “Muhataplarımızın tamamına Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımını, terörle mücadele ve müttefiklik dayanışması vurgularıyla açıkça paylaştım. Her şeyden önce terör örgütlerinin insanlığın güvenliği için ortada olan bir NATO’da yer almasını biz kabullenemeyiz dedim. Bu yanlışı Türkiye, Yunanistan ve Fransa’nın NATO’dan çıkışı döneminde, biliyorsunuz Türkiye o zaman onlara desteği vermişti. Ve ne olduğunu şu anda bu Yunanistan, bizimle nasıl bir uyum içinde” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Siyaset

Bakan Yardımcısı Birpınar: Türkiye bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek” dedi.

Huzeyfe Tarık Yaman – Mert Cerrahoğlu
ANKARA-
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Türkiye’nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Potansiyelinin Değerlendirilmesi için Teknik Destek Projesi”nin Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen açılış törenine katıldı. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen projenin açılış töreninde konuşan Bakan Yardımcısı Birpınar, “Başka gidecek yerimiz de yok. Kaynaklarımız sabit. Bu kaynakları sürdürülebilir kullanırsak, gelecek nesillere bırakırsak belki iyi bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum” dedi.

“Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek”

Geri dönüşümün önemine değinen Birpınar, Türkiye’nin bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştüreceğini söyleyerek, “Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek. Hatta belgi sigaraya bile depozito koyup o sigara paketlerinin bile geri dönüşümünü sağlamak ve bunlarla ilgili ne yapılabiliyorsa özellikle tarım arazilerinde kullanılan ilaçların kutularına dahi depozito getirmek” diye konuştu.

“Çevre meselesi siyaset üstüdür”

Çevre meselesinin beraber hareket edilerek siyaset üstünde tutulması gerektiğini anlatan Bakan Yardımcısı Birpınar, bu meselenin siyaset üstü olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Çevre meselesi siyaset üstüdür. Çevre meselesi diğer konularla karıştırılmaması gereken bir konu. Bunu hep beraber görüyoruz. Marmara’da bir müsilaj oldu. Müsilaj olduğu zaman üç gün sonra Yunanistan’a, 5 gün sonra İtalya’ya gidiyor veya tam tersi oluyor, oradan buraya gelebilir. Hava kirliliği, toprak kirliliği noktasında da öyle. Birbirimizle alışveriş yapıyoruz, sadece enerji alışverişi değil. Bu noktalarda beraber hareket etmemiz, bunları siyaset üstü tutmamız. Çevre meselesinde Türkiye’nin AB standartlarına ve çevresel alt yapıyı dünyadaki standartlara, iyi bir hale getirmek için beraber çalışmaya devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

“Sürdürülebilir çevre” ve “sürdürülebilir kalkınma” kavramlarına dair Türkiye’de yeni bir bakış açısı geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlanan projenin toplam 36 ay sürmesi hedefleniyor.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.