Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun: Dijital faşizmin despot uygulamalarına maruz kalan bir ülkeyiz

Türk Devletleri Teşkilatı Medya ve Enformasyondan Sorumlu Bakanlar ve Üst Düzey Yetkililer 4. Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Türkiye olarak maalesef dezenformasyonun ve dijital faşizmin despot uygulamalarına ziyadesi ile maruz kalan bir ülkeyiz. Hatta küresel dezenformasyon problemine en fazla maruz kalan ülkelerin başında geliyoruz diyebiliriz. Bugün uluslararası alanda Türk devletlerine yönelik dezenformasyon bombardımanı ile karşı karşıyayız. Biz bu düzene itiraz etmeliyiz, muhtemel sınamaların üstesinden de başarı ile gelebilecek imkanlara sahibiz” dedi.

İSTANBUL-Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Türk Devletleri Teşkilatı Medya ve Enformasyondan Sorumlu Bakanlar ve Üst Düzey Yetkililer 4. Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Altun, “İnanıyorum ki bu toplantı teşkilatımızın temellerini daha da güçlendirecektir. Ülkelerimiz arasındaki eş güdümü daha da arttıracaktır. Güzel bir tevafukla bu toplantımız Türk Dil Bayramımızla çakıştı. Dün 13 Mayıs Türk Dil Bayramı idi. Dün de bizim çalışma toplantımız başladı. Bu toplantı vesilesiyle Türk Dil Bayramımızı da tebrik ediyorum. Ortak tarihimizi ve ebedi kardeşliğimizi bugün derinleşen ikili ilişkilerimizle ve Türk Devletleri çatısı altında sürdürüyoruz. 2009’da Nahçivan Anlaşması ile kuruldu birliğimiz ve 2021’e kadar Türk Konseyi adı ile anıldı. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da gerçekleşen liderler zirvesi ile Türk Devletleri Teşkilatı adını aldık. Bu 13 yıl içerisinde teşkilatımız kurumsallaşma ve uluslararasılaşma anlamında ciddi mesafeler kat etti. Başta liderlerimiz olmak üzere bu süreçte emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum. Teşkilatımızın Türk devletlerini diri tutan bir rolü olmuştur. Biz birlikte güçlüyüz. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Devletleri Teşkilatı ile ilgili olarak vurguladığı gibi Türk Devletleri Teşkilatı aynı zamanda bir büyük gönül birlikteliğidir. Bu gönül birlikteliğini siyasetten ekonomiye, sanattan iletişime, eğitimden kültüre kadar bütün alanlarda yeni köprülerle biz tahkim etmeliyiz” dedi.

“Medya, iletişim alanı teşkilatımızın önemli sütunlarından biri”

Sözlerini sürdüren Altun, “Elbette medya iletişim enformasyon alanı teşkilatımızın önemli sütunlarından birini teşkil ediyor. Sayın devlet başkanlarımız da bu alana özel ihtimam gösteriyorlar. Biz bu alandaki işbirliğimizi pekiştirmek üzere çeşitli vesilelerle bir araya geliyoruz. Burada önemli bir fonksiyon icra ettiğimizi düşünüyoruz. Bu toplantılarda medya iletişim ve enformasyon alanında müşterek yol haritamızı ortak adımlarımızı ve yeni işbirliği imkanlarımızı şekillendiriyoruz. Bu toplantıların 4’üncüsünde bugün burada ev sahipliği yapıyoruz. Dün başladığımız toplantılara bugün de devam ediyoruz. Önemli başlıklarımız var. Örneğin ilk defa geçen yıl İstanbul’da düzenlediğimiz Türk Devletleri Teşkilatı Medya Forumu’nun sürekli hale getirilmesine karar verdik. İnanıyorum bu forum gelenekselleşerek medya ve iletişim alanındaki işbirliklerimizi pekiştirecek güçlü bir zemin teşkil edecek. Toplantımızın bir diğer başlığını teşkilat üyesi ülkelerin haber ajansları arasındaki işbirliğinin geliştirmesine yönelik adımlar oluşturuyor. Bu noktada haber ajansları arasında yeni bir birlik kurulması için biz Anadolu Ajansımız öncülüğünde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bugün burada yeni çerçevede Türk Haber Ajansları birliğinin kuruluşu noktasında bir karar aldık. İlk toplantının İstanbul’da gerçekleşmesi yönünde karar aldık. İnşallah bu birliği önümüzdeki ay hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

“Küresel dezenformasyon problemine en fazla maruz kalan ülkelerin başında geliyoruz”

“Özellikle sosyal medyada dezenformasyonla mücadele konusu elbette gündemimizin önemli başlıklarından biri oldu” diyen Altun, “Dezenformasyona karşı dayanıklılığımızı arttıracak yöntemleri birlikte tartışıyoruz. Dezenformasyonla mücadele için ortak şekilde işleteceğimiz mekanizmalar neler olabilir bunların planlamasını ele aldık. Biz Türkiye olarak maalesef dezenformasyonun ve dijital faşizmin despot uygulamalarına ziyadesi ile maruz kalan bir ülkeyiz. Hatta küresel dezenformasyon problemine en fazla maruz kalan ülkelerin başında geliyoruz diyebiliriz. Elbette bu aynı zamanda bizim dezenformasyonla mücadele noktasında ulusal ve uluslararası medyanın yanı sıra sosyal medyada da önemli bir müktesebat geliştirmemizi, önemli bir direnç kapasitesi geliştirmemizi bir anlamda yol haritası orta koymamızı da beraberinde getirdi. Bu bilgi ve birikimimizi dost ve kardeş ülkelerle paylaşmakta da geri durmuyoruz. Örneğin Türk devletleri teşkilatı üye ve gözlemci ülkelerden katılımcılarla bir sosyal medya eğitim programı düzenledik. Bütün bunlara ek olarak Türk dünyasının tarihini ve bugününü hem toplumlarımıza, hem dünyaya daha doğru şekilde anlatacak televizyon ve sinema yapımlarını da hayata geçireceğiz. Somut projeler üzerinde durduk. Bu konulardaki ortak yapımların çeşitlendirilmesi için de işbirliklerimizi sürdüreceğiz” dedi.

“Hadiseler Türk Birliği’nin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir”

Altun, “Türkiye olarak halkla ilişkilerden kamu diplomasisine, dezenformasyonla mücadeleden kriz yönetimine, medya alanının kamu çıkarı perspektifi ile regülasyonuna kadar geniş bir zeminde inşa ettiğimiz bir iletişim modeline sahibiz. Bu iletişim modelini Türk dünyası ölçeğine de taşıyabileceğimize inanıyoruz. Bu alanda sahip olduğumuz kurumsal kapasiteyi kardeş ülkelerle paylaşıyoruz. Türk coğrafyası ve çevresinde son yıllarda meydana gelen hadiseler Türk Birliği’nin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bulunduğumuz her yerde Türk varlığına kast eden saldırılara, bizi yok sayan küstahça girişimlere maruz kaldık, kalıyoruz. İçinden geçtiğimiz bu hakikat ötesi dönemde dezenformasyon da bu mütecavizlikler için çok sık kullanılan bir sistematik araç haline gelmiştir. Dezenformasyon bugün ülkelerimizin ve Türk dünyasının bütünlüğünü hedef alan bir sorun haline gelmiştir. Her birimiz için birer milli güvenlik sorunu olduğu gibi uluslararası evrensel bir sorundur dezenformasyon. Bugün uluslararası alanda Türk devletlerine yönelik enformasyon savaşlarıyla ve dezenformasyon bombardımanı ile karşı karşıyayız. Bu nedenle bizler dezenformasyonla mücadele için güç birliği yaparak etkin uygulamaları ve proaktif adımları hayata geçirmek zorundayız. Diğer taraftan dijital faşizm ve dijital sömürgecilik de bugün bireylerin özgürlüğüne, devletlerin bağımsızlığına egemenliğine ket vurmaya çalışan bir temel sorun niteliğindedir. Hepimiz görüyoruz bir avuç medya şirketinin kendini bireylerin hak ve özgürlüklerinden, devletlerin egemenliklerinden üstün görmeleri, bu yönde uygulamalarla karşımıza çıkmaları gerçek anlamda bir uluslararası despotluğu ve tahakküm düzenini karşımıza çıkarmaktadır. Biz bu düzene itiraz etmeliyiz. Biz bunlarla da kalmayıp özellikle dijital mecralarda tüm insanlığın faydasına hizmet edecek özgün uygulamalar geliştirmek durumundayız” ifadelerini kullandı.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeleri ardı ardına sıraladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, peş peşe müjdeler vererek, sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilme yolunun açılacağını ve açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerinin 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, “Milli Uzay Programımız çerçevesinde bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderilmesi sürecini resmen başlatıyoruz” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “3 tane gencimizi Hakk’a uğurladık. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, milletimize başsağlığı temennilerinde bulunuyorum. Geçtiğimiz hafta Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 5 altın, 2 bronz madalyayla tarih yazarak dünya şampiyonu olan boksörlerimize şahsım, milletim adına tebriklerimi özellikle ifade etmek istiyorum. Türkiye’ye bu gururları yaşatan sporcularımızın her birinin alınlarından öpüyorum. Ülkemize 20 yıldır kazandırdığımız altyapı tesisleri ve kurduğumuz sporcu yetiştirme sisteminin meyveleri olarak gördüğümüz bu sistemin başarılarının artacağına inanıyorum” dedi.

Sayıları 550 bini bulan yoklama kaçağı ve bakaya gençlere bedelli askerlikten faydalanabilmenin yolunun açıldığı müjdesini paylaşan Erdoğan, “Bakaya gençlerimizin sıkıntısına çözüm getiren bu uygulamanın hayırlı olmasını diliyorum. Kaçak yılına göre değişen oranlarda bir rakam ilavesi ile askerliğini bedelli yapmak isteyen gençlerimiz askerlik şubelerine başvurabilirler. Kabine toplantımızda açık cezaevlerindeki hükümlüler için belli şartlarda uygulanan, 31 Mayıs’ta süresi sona eren Covid-19 izinleriyle ilgili de bir değerlendirme yaptık. Buna göre açık cezaevlerindeki hükümlülerin Covid-19 izinlerini 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatıyoruz. Meclisimizin bu hususta gereken yasal düzenlemeyi en kısa sürede hayata geçireceğine inanıyorum” diye konuştu.

Cumhuriyetin 100. yılını kazanım ve hedeflerinin muhasebe vesilesi olarak gördüklerini ve hazırlıkların ona göre yapıldığını ifade den Erdoğan, “Bu tür muhasebelere ve vites büyütmelere daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır. Selçuklu/dan Osmanlı’ya. oradan Cumhuriyet/e miras kalan Anadolu’daki varlığımızı sürekli kılmak için kendimizi hep bu coğrafya üzerinde konumlandırmalıyız. Bu toprakların hakimiyetimizde olmasını hala hazmedemeyenler olduğu gerçeğini biz değil karşımızdakiler sürekli hatırlatıyorlar. Tüm yorgunluğa, yıpranmışlığa, ödediği onca bedele rağmen insanımızın millî mücadeleye dört elle sarılmasının gerisinde aynı bilinç vardır. Cumhuriyet dönemi boyunca hem geçmişten gelen yüklerin ağırlığı hem yeni devletimizin kuruluş sancıları sebebi ile demokratik ve ekonomik gelişim adımlarımızı epeyce yavaş atabildik. Önce çok partili siyasi hayata geçerek, ardından darbeler, siyasi istikrarsızlık ve terörle kesintiye uğrasa da kalkınma hamlelerini başlatarak kendimize yeni bir yol seçtik. Bu arka plandan hareketle Cumhuriyetimizin 100. yılını büyük atılımın sembolü haline getirmek istiyoruz. 2 asırlık demokrasi tarihimizin en köklü yönetim sistemi reformlarından olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni Türkiye yüzyılının girizgahı ve garantisi olarak addediyoruz” ifadelerini kullandı.

“2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur”

Cumhurbaşkanlığı ve İletişim Başkanlığı koordinasyonunda detaylı bir 100. yıl kutlama programı oluşturulduğunu söyleyen Erdoğan, “Yaşadığımız kazanımları ve kayıpları hatırlatacak, ülkemize son 20 yılda nasıl çağ atlattığımızı gösterecek, Türkiye 100 yılı iddiamızı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak programı, yüz yılın işini 20 yıla sığdırdık şiarıyla hayata geçireceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yeni bir dinamizmle başlamayı umut ediyoruz. 2023 hedefleri bizim için kısa vadeli atımlılarımızın ilk istasyonudur. Ardından fethin 600. yılına adağımız 2053 vizyonumuz geliyor. Bu vizyonu teknolojiden savunmaya, çevreden ulaştırmaya kadar tüm unsurlarıyla şimdiden şekillendirmeye başladık. Gençlerimize emanet edeceğimiz 2053 vizyonundan sonraki hayallerimizi 2071 vizyonumuzla taçlandıracağız. 2071 vizyonunu da bizden sonraki nesiller ete kemiğe büründürecek, hedeflerini oluşturacaktır” dedi.

“Biz Türkiye’yi 2023‘te hedefleriyle buluşturmanın, 2053 vizyonuna hazırlamanın 2071 hayallerini şekillendirme peşindeyiz” diyen Erdoğan, “Muhalefet ise maalesef 1908’in bir adım ötesine geçememiş bir ruh haliyle istemezükçülük dışında herhangi bir hedefe ve vizyona sahip değildir. Bizim ülkemizde gerçekleştirdiğimiz büyük demokrasi ve kalkınma devrimi eksikleri hatta hataları olabilir. Bunları açık yüreklilikle ortaya koyacak kazanımları kabul edip eksikleri tamamlayacak bir muhalefetle her şeyi konuşmaya hazırız. Sorumluluğumuzun milletimize olduğu şuuruyla hayırda yarışan eser ve hizmet siyasetini merkeze alan bir yönetim anlayışı gerekliğini yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Buna mukabil karşımızda Türk milletinin bu coğrafyada yaşadığı en büyük felaketlerden birini sahiplenmek ötesinde siyaset ortaya koyamayan bir muhalefetimiz var” ifadelerini kullandı.

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, “Yapılan her yatırıma bir kulp takan, getirilen her hizmete, gerçekleştirilen her projeye karşı çıkan, ortaya kayda değer bir program, hazırlık, ortaya niyet dahi koyamayan sığ bir muhalefetle karşı karşıyayız. Bizim referansımız 20 yılda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerdir. Muhalefetin referansı ise ülkemizi yüzyılımızın başında felakete, koskoca bir imparatorluğu felaket sürükleyen söylem zihniyetidir. Gerçi henüz kendi yakın tarihini doğru okumayı başaramayanların dünyayı aktör ve ilişkileriyle kavramasını, ona göre politika geliştirmesini beklemenin biraz boş hayal olduğunun farkındayız. Buna rağmen siyaset sahnesinde varlık gösterme, söz söyleme, destek talep etme niyetiyle ortaya çıkanlardan azıcık da olsa feraset, azıcık da olsa onurlu duruş beklemenin bir vatandaş sıfatıyla hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Bu ülkede siz hele bir oy verin gerisini sonra hallederiz diye ortada salınan, düşün arkama deyip milleti uçuruma sürükleyen siyaset tarzının devri kapanalı çok oldu. Muhalefete bu cesareti, dünyada ve bölgemizde yaşanan krizlerin, çatışmaların, sıkıntıların, ülkemize olan yansımalarının verdiği anlaşılıyor” açıklamasında bulundu.

“Muhalefeti kendi kısır dünyasıyla, iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla baş başa bırakıyoruz”

Erdoğan, “Biz, bu tabloyu onların el yordamıyla fark ettiğinin çok ötesinde tüm boyutlarıyla biliyoruz, takip ediyoruz. Kendi hamlelerimizi planlıyoruz ve adım adım hayata geçiriyoruz. Türkiye’nin küresel ekonomik çalkantılardan, güvenlik kaygılarından, yıpratıcı siyasi çekişmelerden en az hasarla çıkması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere çeşitli sıkıntılara maruz kaldığımız bir gerçektir. Türkiye, bugün yaşadığı sıkıntıları elbette hak etmiyor. Fakat bu millet asıl böyle arkaik, gerici, habis bir muhalefeti de hak etmiyor. Ülkemizin bugüne kadarki her meselesini nasıl biz çözdüysek Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile mevcut sıkıntıların üstesinden de yine biz geleceğiz. Muhalefeti de kendi kısır dünyasıyla, kendi iç çekişmeleri ve ayak oyunlarıyla, kendi kıyafetsiz gündemleriyle baş başa bırakıyoruz. Türkiye ve Türk milleti tarihte geniş bir coğrafyaya yayılan varlığını da, bugünkü geniş etki alanını da kendini sürekli yenileyebilme kabiliyetine borçludur” dedi.

Kendini yenilemenin başkalaşmak olmadığını ifade eden Erdoğan, “Kendini yenilemek aynı mayayla varlığını devam ettirmek, büyümek, çoğalmak demektir. Değerlerimizi koruyarak kendimizi yenilediğimiz sürece hiçbir fikir, teknik, farklılık bize tehdit teşkil etmez. Dünya yeni bir dönüşümün eşiğindedir. Bu kritik süreçte en büyük gücümüz ve avantajımız milletimizin en kadim özelliğidir. Ülkemizin demokrasi ve kalkınmada ulaştığı ileri seviye bize yeniden yapılanan küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel sistemde hak ettiğimiz yeri alabilme fırsatı vermiştir. Küresel güvenlik ve ekonomi krizine bu gözle baktığımız için geçici sorunlar karşısında paniğe kapılmıyoruz. Pek çok ülke yaşanan belirsizlikler karşısında yalpalarken biz içimize kapanmak ve kazanımlarımızdan taviz vermek yerine hedeflerimize doğru daha hızlı yol almayı tercih ediyoruz. Bu arada 85 milyon vatandaşımızın her biri için konjonktürün getirdiği sıkıntıların yükünü azaltacak tedbirleri almaktan da geri durmuyoruz. Bilhassa ücretli, dar gelirli, desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı koruyacak bütün mekanizmaları kuruyor ve işletiyoruz” diye konuştu.
Bundan sonraki önceliklerinin insanların refah seviyesini artıracak uygulamalar olacağını belirten Erdoğan, “Asgari ücret artışı, memur ve emekli maaşlarına yapılan yüksek oranlı zamlar, sosyal yardım yelpazesinin genişletilmesi, destek ve sübvansiyon paketleri gibi uygulamalar bu yaklaşımımızın ifadesidir. Sağlıktan eğitime, ulaşımdan enerjiye her alanda altyapı yatırımlarından ülkemizin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşıladığımız için bundan sonraki önceliğimiz insanımızın refah seviyesini artıracak politikalar olacaktır. Önümüzdeki aylarda bu doğrultuda yeni adımlar atarak hayat pahalılığının insanlarımız üzerindeki yükünü azaltmayı sürdüreceğiz. Bir de bu gelişmelerin uluslararası serencamı var. Küresel ekonominin temellerinden sarsıldığı, küresel güvenlik mimarisinde ciddi çatlakların oluştuğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir süreçte dahi geçmişten beri Türkiye’nin önünü kesmeyi temel politikaları haline getirenlerin aynı tutumlarında ısrar etmesi şaşırtıcı değilse de üzüntü vericidir. Geçmişte ülkemizi vesayet güçleri, darbeciler, siyasi ve ekonomik tetikçiler vasıtasıyla istedikleri gibi yönlendirenler, kendi içlerindeki çürümeye bakmadan hala ülkemizi hedefte tutmayı sürdürüyor. Kendi güvenlikleri ve refahları dışında hiçbir şeyi önemsemeyenler, Türkiye’nin bağımsız duruşuna tahammül edemiyor. Bu konuda sergilenen tavırlar ve edilen sözler karşımızdakilerin hak, özgürlük ve ekonominin kuralları hususundaki hassasiyetlerinden değil, çıkarlarının müdafaa endişelerinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

“Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor”

“Güney sınırlarımız boyunca oluşturduğumuz güvenlik bölgelerinin meşru gayesini sınırlarımız içinde ve hemen ötesinde yıllardır koruduğumuz her türlü ihtiyaçlarını karşıladığımız, milyonlarca insanın sıkıntısını umursamayanların bize verecekleri ne müttefiklik ne de insan hakları dersi olabilir” diyen Erdoğan, “Lafa gelince herkesin büyük laflar ettiği, Karadeniz’in kuzeyindeki savaşta bile toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına yapılan saldırıyı asla kabul etmediğimizi açıkça belirttiğimiz Ukrayna’ya en ciddi, somut ve işe yarar desteği biz verdik. Rusya ile iletişim kurduğumuz her platformda ve her seviyede bu tutumumuzu kendilerine mertçe söyledik. Krizin çözümüne hiçbir katkısı olmayacak şovlara katılmak yerine Rusya ile siyasi ve insani ilişkilerimizi sürdürerek bölgede önce ateşkesin sağlanması, ardından kalıcı bir barış anlaşmasının yapılması hususunda da en samimi çabaları yine biz sergiledik” dedi.

Türkiye’nin NATO’nun genişlemesiyle ilgili bir probleminin olmadığına vurgu yapan Erdoğan, “NATO’ya üyelik başvurusunda bulunan ülkeler tarihlerine bakarlarsa bizim doğudan gelen tehditlere karşı kendilerine de çok büyük katkılar sağladığımızı göreceklerdir. Bizim, NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımımız bağnazlıktan veya düşmanlıktan değil, terörle mücadele konusundaki ilkeli tutumuzdan kaynaklanıyor” dedi.

Bu çerçevede oldukça yoğun telefon diplomasisi yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, “Muhataplarımızın tamamına Türkiye’nin NATO’nun genişlemesi konusundaki yaklaşımını, terörle mücadele ve müttefiklik dayanışması vurgularıyla açıkça paylaştım. Her şeyden önce terör örgütlerinin insanlığın güvenliği için ortada olan bir NATO’da yer almasını biz kabullenemeyiz dedim. Bu yanlışı Türkiye, Yunanistan ve Fransa’nın NATO’dan çıkışı döneminde, biliyorsunuz Türkiye o zaman onlara desteği vermişti. Ve ne olduğunu şu anda bu Yunanistan, bizimle nasıl bir uyum içinde” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Siyaset

Bakan Yardımcısı Birpınar: Türkiye bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek” dedi.

Huzeyfe Tarık Yaman – Mert Cerrahoğlu
ANKARA-
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, “Türkiye’nin Döngüsel Ekonomiye Geçiş Potansiyelinin Değerlendirilmesi için Teknik Destek Projesi”nin Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen açılış törenine katıldı. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen projenin açılış töreninde konuşan Bakan Yardımcısı Birpınar, “Başka gidecek yerimiz de yok. Kaynaklarımız sabit. Bu kaynakları sürdürülebilir kullanırsak, gelecek nesillere bırakırsak belki iyi bir iş yapmış oluruz diye düşünüyorum” dedi.

“Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek”

Geri dönüşümün önemine değinen Birpınar, Türkiye’nin bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştüreceğini söyleyerek, “Türkiye aynı Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi bütün ambalajlı ürünleri geri dönüştürecek. Hatta belgi sigaraya bile depozito koyup o sigara paketlerinin bile geri dönüşümünü sağlamak ve bunlarla ilgili ne yapılabiliyorsa özellikle tarım arazilerinde kullanılan ilaçların kutularına dahi depozito getirmek” diye konuştu.

“Çevre meselesi siyaset üstüdür”

Çevre meselesinin beraber hareket edilerek siyaset üstünde tutulması gerektiğini anlatan Bakan Yardımcısı Birpınar, bu meselenin siyaset üstü olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Çevre meselesi siyaset üstüdür. Çevre meselesi diğer konularla karıştırılmaması gereken bir konu. Bunu hep beraber görüyoruz. Marmara’da bir müsilaj oldu. Müsilaj olduğu zaman üç gün sonra Yunanistan’a, 5 gün sonra İtalya’ya gidiyor veya tam tersi oluyor, oradan buraya gelebilir. Hava kirliliği, toprak kirliliği noktasında da öyle. Birbirimizle alışveriş yapıyoruz, sadece enerji alışverişi değil. Bu noktalarda beraber hareket etmemiz, bunları siyaset üstü tutmamız. Çevre meselesinde Türkiye’nin AB standartlarına ve çevresel alt yapıyı dünyadaki standartlara, iyi bir hale getirmek için beraber çalışmaya devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

“Sürdürülebilir çevre” ve “sürdürülebilir kalkınma” kavramlarına dair Türkiye’de yeni bir bakış açısı geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlanan projenin toplam 36 ay sürmesi hedefleniyor.

Okumaya devam et

Siyaset

Yeniden Refah Partisi Söğüt İlçe Başkanlığı seçimi yapıldı

Yeniden Refah Partisinin Söğüt İlçe Başkanlığı 2. Olağan Kongresi büyük coşku ile gerçekleştirildi. Kongrede İbrahim Akoğlan başkanlığa seçildi.

Cem Kaan Toka
BİLECİK-
Çok sayıda yeni katılımın olduğu ve Söğüt halkının yoğun ilgi gösterdiği kongre gövde gösterisine Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa da katıldı. Nisan ayında en çok üye artışı olan parti olduklarını anlatan Arslanboğa, “Yargıtay’ın açıkladığı rakamlara göre Nisan ayında Türkiye genelinde en çok üye artışı olan parti olmamız, partimize her geçen gün teveccühün artması, partimizin adım, adım iktidara yürüyüşünün göstergesidir. Türkiye genelindeki tüm il ve ilçe teşkilatlarımızın canhıraş kapı kapı, köy köy, mahalle mahalle çalışmaları ve bu salondaki heyecan bize gösteriyor ki ilk seçimde Söğüt’te de Bilecik’te de Türkiye genelinde de en büyük zaferleri rabbim nasip edecek ve adım, adım iktidara yürüyeceğiz” dedi.

Kongre sonunda delegelerin oylarının tamamını alarak Söğüt İlçe Başkanlığına İbrahim Akoğlan seçildi. Akoğlan tüm katılımcılara teşekkür ederek, “Takatimizin sonuna kadar milli görüş bayrağını en yüksek burçlara asıncaya kadar yılmadan yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.