Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan savunma sistemlerine yönelik önemli mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Donanma Komutanlığı’nda düzenlenen Selmanreis Denizaltısı’na ilk kaynağın yapılması, Hızırreis Denizaltısı‘nın havuza çekme törenine katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli denizaltımızın inşasına inşallah, 2025 senesinde Gölcük tersanesinde başlıyoruz. Reis sınıfı 6 denizaltımızın imalat aşamalarında elde ettiğimiz tecrübeleri, milli denizaltımızın üretim sürecinde kullanacağız. Milli denizaltımızı 5-6 sene içinde Deniz Kuvvetlerine teslim etmeyi planlıyoruz” dedi.

Mustafa Biçer-Gamze Erdemir-Cihan Atik-Adil Özdemir
KOCAELİ-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gölcük Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen Selmanreis Denizaltısı’na ilk kaynağın yapılması Hızırreis Denizaltısı‘nın havuza çekme törenine katıldı. Törene, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeni tip denizaltılarımız, teknik özellikleri itibariyle, gerçekten göz doldurmaktadır. Su üstünde bin 856 ton, dalmış halde 2 bin 42 ton ağırlığa sahip denizaltılarımız 300 metreden fazla derine inebiliyor. Su altında 3 gün görev yapabilen denizaltılarımız, 12 hafta boyunca ikmalsiz suda kalabiliyor. Su altı, su üstü ve kara hedeflerine karşı etkili silahlar ile donatılan denizaltılarımız, değişik tipte torpido, füze atabilme ve mayın dökebilme kabiliyetlerine sahiptir. Havadan bağımsız tahrik kabiliyeti olan denizaltılarımıza, milli torpidomuz AKYA ile, milli gemisavar füzemiz ATMACA’yı entegre ediyoruz. Yeni tip denizaltı projemizde, ilk denizaltımız Pirireis’in bu yıl içinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’mıza teslimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bugün havuza çekim işlemini yaptığımız Hızıreris denizaltımızın 2023 yılında, Selmanreis’in ise 2027 yılında hizmete girmesini planlıyoruz. Bu seneden itibaren her yıl bir denizaltımızı hizmete alarak, 2027 yılına kadar, 6 adet yeni tip denizaltımızı donanmamıza kazandırmış olacağız” diye konuştu.

Bu kritik projede yaklaşık 30 yerli firmanın, denizaltı platformunun, su altı teknolojisine yönelik tasarımları, üretimleri ile sorumluluk üstlendiğini ifade eden Recep Tayyip Erdoğan, “Pek çok firmamız alt yüklenici olarak denizaltılarımızın üretim sürecine katkı sunuyor. Denizlerdeki gücümüze güç katacak bu denizaltıların inşa edilmesinde emeği geçen herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Çok değil, 15-20 öncesine göre hayal dahi edilemeyen bu başarıları önemsiyor ancak yeterli görmüyoruz. Savunma ürünlerinin tasarımından, imalatına kadar her safhasında yerlilik yerlilik oranını en üst düzeye taşımaya çalışıyoruz. Reis sınıfı denizaltılarda mevcut sistemlerin geliştirilerek kullanılmasına yönelik, araştırma geliştirme faaliyetlerine başladık. Diğer savunma sanayi hamlelerimizde olduğu gibi, burada da hedefimiz milli denizaltı projemizi hayata geçirmektir. Milli dizayn ve ağırlığı milli sistemlerden oluşacak milli denizaltımız ile hazırlıklarımız son sürat devam ediyor. Milli denizaltımızın inşasına inşallah, 2025 senesinde Gölcük tersanesinde başlıyoruz. Reis sınıfı 6 denizaltımızın imalat aşamalarında elde ettiğimiz tecrübeleri, milli denizaltımızın üretim sürecinde kullanacağız. Milli denizaltımızı 5-6 sene içinde Deniz Kuvvetlerine teslim etmeyi planlıyoruz. Herkese şimdiden başarılar” şeklinde konuştu.

“Çifte standartlar da, bizi özellikle savunma sanayinde imkan sahibi yaptı”

‘Nasıl, kötü komşu insanı hacet sahili yaparsa, karşılaştığımız çifte standartlar da, bizi özellikle savunma sanayinde imkan sahibi yaptı’ diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Göreve geldiğimizde, savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlıyken, bugün yüzden 70’in üzerinde yerlilik ve millilik oranına ulaştık. Hali hazırda yarısını son 5 yılda başlattığımız 750’nin üzerinde savunma sanayi projesi yürütüyoruz. Mavi vatanının güvenliği için, donanmamızı daha güçlü caydırıcı kılacak bir çok projeyi hayata geçirdik. Milli savaş gemilerimiz, amfibi gemilerimiz, test ve eğitim gemimiz, denizaltı kurtarma ana gemimiz, sahil güvenlik arama kurtarma gemimiz, lojistik destek gemimiz, süratli devriye botlarımız, sat botlarımız, acil müdahale dalış eğitim botlarımız, karakol botlarımız gibi stratejik projelerimizi başarıyla uyguladık. Silahlı insansız deniz araçları üretiyor, bunların sürü şeklinde hareket eden, daha ileri versiyonları üzerinde çalışıyoruz. Sırada çok maksatlı amfibi hücum gemimiz Anadolu, denizde ikmal muharebe destek gemimiz, İ sınıfı firkateynlerimiz, bu arada, TF-2000 hava savunma muhribimiz ve nihayetinde uçak gemimiz var. Bir çok deniz aracımızı son teknolojiler ekleyerek modernize ediyoruz. Silah, radar, muhabere, elektronik sistemler ile donatıyoruz. Ülkemiz, hali hazırda dünya bir savaş gemisini milli olarak tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’yi bu alanda dünyanın en en güçlü ülkelerinden biri yapana kadar durmayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, beraberindekiler ile Selmanreis Denizaltısı’na ilk kaynağın yapılması Hızırreis Denizaltısı‘nın havuza çekme törenini gerçekleştirdi.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Fatih Erbakan: Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu

Pendik’te vatandaşlarla buluşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan; “Geçtiğimiz ay Yargıtay’ın açıklamış olduğu rakamlara göre Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu, şampiyon oldu” dedi.

Enes Şamil Gönenç – Mustafa Ayabakan
İSTANBUL-
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Pendik’te bir dizi ziyarette bulunarak vatandaş ile biraraya geldi. Öğlen namazını Pendik Çarşı Camii’nde kılan Erbakan, namazını kıldıktan sonra cami önünde bulunan partisinin stant çalışmalarına katılarak vatandaşlarla buluştu. Namaz çıkışı Erbakan’ı coşkulu bir kalabalık karşılarken Refah Partisi Genel Başkan’ı Fatih Erbakan, alanda bulunan Saadet Partisi, AK Parti ve MHP stantlarını da gezerek bir süre sohbet etti. Daha sonra coşkulu kalabalıkla etraftaki dükkanları gezen Erbakan, esnaflarla sohbet ederek selamlaştı.

Stant çalışmalarının ardından Şehit Orgeneral Eşref Bitlis Parkı’nda vatandaşlara seslenen Erbakan, “81 il teşkilatı, 920’den fazla ilçe teşkilatı, 250 bin’i aşan resmi Yargıtay sayfasında görülen üyesi, 50 bin’e yakın sandık baş müşahiti, hanım ve gençlik teşkilatları, pek çok ilimizde mahalle ve köy teşkilatlarımızla Türkiye’yi kuşattık ve seçimlere en hazır, en güçlü parti olarak şuanda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçtiğimiz ay Yargıtay’ın açıklamış olduğu rakamlara göre Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu, şampiyon oldu. Geçen ay 15 bin’e yakın bir üye kaydıyla Türkiye’de 1. parti olduk. Bu ay daha 20 gün dolmadan sadece gençlik kollarımız 10 bin 100 üye yaptı, sadece hanım kollarımız 12 bin 700 üye yaptılar. Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi olmuştur, hayırlı ve mübarek olsun. Erbakan Hocamızın da dediği gibi iman ile bu başarıyı elde ettik” dedi.

Okumaya devam et

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa programı iptal edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa programı iptal edildi.

BURSA
-Erdoğan, BTSO’nun ödül törenine katılıp 18 milyar liralık özel ve kamu yatırımlarının uzaktan açılışına katılacaktı. Gökdere Meydanı’nda halkla buluşması planlanan Erdoğan’ın şehirdeki tüm programları ileri bir tarihe ertelendi.

AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım’ın Bursalı şehidin cenazesi ve T2 tramvay hattının açılışına katılacağı öğrenildi.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa programının TOGG otomobil fabrikasının açılış günü 29 Ekim tarihine planlanabileceği kaydedildi.

Okumaya devam et

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Verilen sözler önemli ama asıl olan uygulama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, verilen sözlerin önemli olduğunu ama asıl olanın uygulama olduğunu belirterek, “Bundan sonraki süreçte ülkemize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini yakından takip edeceğiz” dedi.

İSTANBUL-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madrid’teki NATO Zirvesi sonrasında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna’daki savaşla birlikte düşünüldüğünde NATO tarihindeki en önemli zirvelerden birisini başarıyla gerçekleştirdik. NATO’nun Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliği bakımından oynadığı asli rolü bu vesileyle bir kez daha teyit ettik. Madrid Zirvesi bu kritik dönemde birlik ve dayanışma mesajı verilmesi bakımından önemli bir fırsat teşkil etti. Zirvede NATO’nun hedeflerini ortaya koyan ve önümüzdeki dönemde yapılması gereken çalışmalara yön verecek olan yeni Stratejik Konsepti kabul ettik” dedi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurularının, zirve bağlamında öne çıkan konulardan birisi olduğun belirten Erdoğan, “Biz bu noktada en başından beri ortaya koyduğumuz ilkeli ve dirayetli tutumu Madrid’de de sürdürdük. Bu ülkelerin bilhassa terörle mücadele alanında meşru taleplerimize yönelik bağlayıcı taahhütlerde bulunmaları, somut ve net adımlar atmaları gerektiğini kendilerine ifade ettik. Genel Sekreterin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirdiğimiz dörtlü zirve akabinde imzalanan muhtırayla tüm bu hususları kayıt altına aldık. Ülkemizin bu muhtırayla elde ettiği kazanımlar yanında Türkiye özellikle terörle mücadele alanında pek çok ilke imza atmıştır. Kuzey Atlantik Konseyinde ilk kez talebimizle “Terörizm ve Güney” konulu özel oturum düzenlendi. Terörizmin bütün tür ve tezahürleriyle temel iki tehditten biri olduğu, İttifak’ın en üst rehber belgesine girdi. Sınırlarımız ve ulusal güvenliğimiz temelinde 360 derece yaklaşıma her belgede atıf yaptırdık. Stratejik Konsept’te ilk kez, terör örgütlerinin “halklarımızın ve topraklarımızın” yanı sıra “güvenlik kuvvetlerimizi” tehdit ettiğini kayıt altına aldırdık. Ayrıca Finlandiya ve İsveç’le imzaladığımız üçlü muhtıradaki terörizm ve dayanışma hususları tüm müttefikler için yol gösterici olacaktır. Bundan sonra PKK ve FETÖ mensupları için terör propagandası yapmak, ülkemize ve vatandaşlarımıza saldırmak, insanları tehdit etmek, ortalığı yakıp yıkmak çok daha zorlaşacaktır. Her ne kadar muhalefet gölgelemeye çalışsa da NATO Zirvesi Türkiye için büyük bir diplomatik zafer olmuştur. Bu gerçeği sadece muhataplarımız değil akıl, vicdan ve asgari düzeyde diplomasi bilgisi olan herkes tasdik ediyor. Terör örgütüne sırtını dayayanların Türkiye’nin kazanımları karşısında yaşadıkları hayal kırıklığını hepimiz görüyoruz” dedi.

Verilen sözlerin önemli olduğunu ama asıl olanın uygulama olduğunun altını çizen Erdoğan, “Terörle mücadelesinde defalarca arkasından hançerlenmiş bir ülke olarak ihtiyatlı davranıyoruz. Bundan sonraki süreçte ülkemize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini yakından takip edeceğiz. NATO bağlamında ele aldığımız konuların yanı sıra zirve sırasında pek çok ikili görüşme de gerçekleştirdik. Fransa, Romanya ve Güney Kore cumhurbaşkanları, Birleşik Krallık ve Hollanda başbakanları, İspanya hükümet başkanı, Almanya ve Avusturya Şansölyelerinin yanı sıra Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile ikili görüşmelerimiz oldu. Amerikan Başkanı Biden’la da ikili meselelerimizi ve bölgesel konuları ele aldık” dedi.
Erdoğan, ‘İsveç ve Finlandiya ile yaptığınız mutabakat ve NATO’nun aldığı kararlarla, Türkiye’nin NATO’yu terörle mücadele konusunda “istediği yönde hareket etmeye” en azından kağıt üzerinde yönlendirdiğini anlıyoruz. İkili görüşmelerinizde muhataplarınızın terörle mücadele konusunda samimiyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna, “Madrid Zirvesinde alınan ve kayda geçen bütün bu kararlar uygulamada ne getirecek ne götürecek bunu tabii zaman içerisinde görme fırsatımız olacak. Kaldı ki şunu bilmemiz gerekiyor; bu atılan imzalar bu işin bitmesi anlamına gelmiyor. Bazıları zannediyorum biraz da bunun telaşı içindeler. İş bitmiyor. Bu daha bir davettir. Bu davetle bir süreç başlıyor. Bunun ne kadar süreceği belli değil. Şu anda bu tabii kayıtlara giriyor. Bu kayıtlarla birlikte nereye varacak onu da göreceğiz. Ama görünen bir gerçek var ki bunlar şu anda bizim ne kadar doğru yolda olduğumuzun en güzel ispatıdır. Yaptığımız görüşmelerle PKK/PYD/YPG, FETÖ, tüm bu terör örgütleri NATO’nun artık yazılı kayıtlarına giriyor. Bu işin yazılı kayda girmesi ilk defa oluyor. Yani PKK Avrupa Birliği’nin metinlerinde vardı ama YPG/PYD ve FETÖ yoktu. Peki sorun bakalım, bunları bu metinlere koydurana kadar nasıl bir mücadele verildi? Biz sinyali verdik, onlar da hemen yaptı gibi bir şey olmadı. Onlar bu metinlere girmemesi için mücadele verirken, biz de “Bu metinlere girecek. Girmediği takdirde, kusura bakmayın. Bu bizim kırmızı çizgimizdir” dedik. Ekiplerimiz görüştüler, konuştular, en sonunda metinlere bunlar da girdi. İş o şekilde davet mektubu haline geldi. Ama daha süreç bitmedi. Bundan sonra daha bu işin uzun bir yolculuğu var, süreci var. Biz sabırla bu mücadeleyi sürdürdük. İnşallah sonu da hayır olur diyoruz. Buradaki toplantımızda da gerek İsveç gerek Finlandiya’daki terör örgütü faaliyetlerine dair bütün bilgi, belge, görüntüleri tekrar ortaya koyduk. Hem bunları hem de kitapçıkları flashbellekler içinde kendilerine verdik. “Terör örgütünün ve iltisaklı grupların resimlerini görmeniz, ne yaptıklarını ne ettiklerini bilmeniz lazım” dedik. Türkiye 40 yıldır bu mücadeleyi sürdürüyor ve bizim 40 bin insanımızı, vatandaşımızı bunlar şehit ettiler. Şimdi bütün bu süreçten sonra biz kalkıp da bu terör örgütlerinin faaliyetlerine müsaade edenlere el bebek gül bebek buyurun yürüyün mü diyeceğiz. Burada ayrıca terörizm oturumunda İletişim Başkanlığımızın hazırladığı, terörün gerçek yüzünü ve ülkemizin terörle mücadelesini anlatan bir video yayınladık. O video da tabii bunları çok etkiledi” cevabını verdi.

Erdoğan, ‘Gördüğüm kadarıyla İsveç ve Finlandiya’nın kendi kamuoylarından da bazı baskılar var. Eğer böyle bir şey olur da geri adım atarlarsa, buradaki taahhütlerini yerine getirmezlerse, Türkiye’nin beklentilerine yanıt vermemeye devam ederlerse, üyeliklerinin bloke edilmesi, askıya alınması, üyelik süreçlerinin dondurulması mümkün olabilir mi? Acaba böyle bir şey taahhüt edildi mi?’ sorusu üzerine, “Zaten buraya giriş, davet veya kabul böyle bir anda olan işler değil. Makedonya ile ilgili süreç uzun yıllar sürdü. Bunlar böyle hemen olan işler değil. Bu süreç içerisinde ne yapacaklar, nasıl bir yol izleyecekler? Bunlar gerçekleştikten sonra, bu süreçte takip edeceğiz. Ki onay merciimiz parlamentomuzdur. Parlamentomuzun onayı olmadan zaten bu iş yürürlük kazanmıyor. Onun için bu konuda bir telaşa gerek yok. Bundan sonraki şey onların kucağındadır. Şu anda İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olmuş değildir. Bunun bir defa bu şekilde bilinmesi lazım. Ama bu işten cehli olanlar zannediyorlar ki bu iki ülke artık NATO üyesi oldu. Hayır, böyle bir şey yok. Onun için telaşa da gerek yok. Bu işin idraki içinde olanlar bu sürecin nasıl takip edildiğini veya edileceğini gayet iyi bilirler. Bu bakımdan bizler bu müzakereleri arkadaşlarımızla nasıl kararlı bir şekilde yürüttüysek, bundan sonra da aynı kararlılıkla takibini yaparız. Bundan sonraki süreç özellikle İsveç ve Finlandiya’ya aittir. Herhangi bir yanlışları vesaire olduğu zaman zaten kapı gibi belgeler elde, oradan gereğini yaparız” dedi.

‘Terörle mücadele kapsamında bu söz konusu iki ülkeden yakın zamanda bazı terör suçlularının iadesi söz konusu olabilir mi?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Şimdi bu konuda verilmiş sözler var. Örneğin İsveç 73 teröristi bize gönderecek. Şu anda 3-4 tane gönderdiler. Ama bunlar bizim için yeterli değil. Tabii bunları Adalet Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız yakın markaja alıp takibini yapacak ve bu teröristleri gönderin bakalım diyecek. Bunların hepsi bizim taleplerimiz olarak şu anda ortada. Bunlar geldi geldi; gelmediği takdirde gereği ne ise o gereğini de biz her an kurumlarımız ve birimlerimiz vasıtasıyla yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Erdoğan, ‘NATO’daki terörizm konulu oturumda liderlere gösterdiğiniz videoya reaksiyonları nasıldı? 40 yıllık mücadelemizin kısa süreli bir gösterimi olarak ikna edilmelerini sağlamış mıdır?’ sorusuna şöyle cevap verdi:

“Birkaç lider oraya atıfta bulunarak konuşmalarını yaptı. Bu önemliydi. Biz de zaten konuşmamızda özellikle atıfta bulunduk. Ben tesirli olduğu inancındayım. Kendilerine dağıttığımız kitapçıklar ve flashbellek içindeki bilgi ve görsel dokümanlar da herhalde bunları çok daha etkileyecek diye düşünüyorum”.

‘NATO Genel Sekreterinin basın toplantısını da takip ettik. Şunu söyledi, NATO’nun yeni konseptinde doğrudan hedef ilk olarak Rusya olarak anılıyor. İkinci bir tehdit olarak da Çin’e işaret ediliyor. Bu yeni durum yeni bir Soğuk Savaş gibi görünüyor. Biz de NATO üyesiyiz. Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerinde bu yeni konsept zarar verebilir mi?’ sorusuna Erdoğan, “Biliyorsunuz, bu süreçle ilgili olarak bizim baştan itibaren bir yaklaşım tarzımız var. Bu da nedir? Burada bir denge politikası güderek süreci işletmekten yanayız. Bu denge politikası anlayışımızı, bundan sonraki süreçte de yine devam ettireceğiz. Zira bizim şu anda Rusya ile belli bağlantılarımız var. Bugün bizim kullandığımız doğalgazın yaklaşık yüzde 40’ını oradan alıyoruz. Öbür tarafta şu anda nükleer enerjiyle ilgili Akkuyu Santrali çalışmamız var.
Dördüncü bölümünün temeli de birkaç ay içerisinde, belki de temmuz ayı içerisinde atılacak. Dördüncü bölümün temelinin atılmasıyla birlikte bu santralin inşallah süratlenip 2023-2024 gibi devreye alınması söz konusu olacak. Bunu da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanım yakın şekilde takip ediyor. Bunun dışında bizim savunma sanayiine yönelik de ilişkilerimiz, irtibatlarımız var. Bütün bunlar şu anda bizi birbirimize ilişkili hale getiren konular. Dolayısıyla da biz hem Rusya ile hem Ukrayna ile bu ilişkileri devam ettireceğiz ve denge politikasıyla da bu işi sürdüreceğiz. İstiyoruz ki diplomasi trafiğimiz buradan kesinlikle zarar görmesin” cevabını verdi.

‘Suriye’ye yönelik yeni harekatın, hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz başlayacağını açıklamıştınız. Rusya’nın yeni çekinceleri mi söz konusu? Olası harekata yönelik bir ay önce başlayan açıklamaların ardından bir farklılık, bir denklem değişikliği söz konusu mu? Hazırlıkların tamamlanmasından kastınız askeri mi, diplomatik mi?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak benim her zaman bir ifadem var; bir gece ansızın gelebiliriz. Hiç telaşa gerek yok. Aceleye gerek yok. Biz zaten şu anda o bölgede çalışıyoruz. Malum, bir taraftan Irak’ın kuzeyindeki çalışmalarımız, bir taraftan yine aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde, Afrin’de vesaire çalışmalarımız var. Bu arada tabi üzüntümüz büyük, şehitlerimiz de oluyor ama onlara 1’e 10 bedelini ödetiyoruz. Şu anda bu harekât yürüyor. Ama tabii şu ana kadar anlaşılanın veya anladığınızın ötesinde beklentiler var. Onun da farkındayım. Biraz sabırlı olursak, biz şu anda peyderpey yürüttüğümüz operasyonların fevkinde olanı da inşallah en güçlü şekilde vakti saati geldiğinde gerçekleştiririz” dedi.

Erdoğan, ‘Ankara’dan ayrılmadan önce Esenboğa’da yaptığınız basın toplantısında 5. maddeyi hatırlattınız ve dediniz ki “Binlerce tır silah geliyor ve güneyimizde teröristlere veriliyor. Başkan Biden ile yaptığım telefon görüşmesinde bunu kendisine söyledim ama Madrid’deki görüşmemizde de bunları tekrar yine söyleyeceğim.” Biden’la yaptığınız görüşmede bu konu gündeme geldi mi?’ sorusuna, “Elbette söyledim. Trump döneminden aldım; dedim ki binlerce tır silah, araç, gereç, mühimmat buraya getirildi. Biz şimdi burada terörü müzakere edeceğiz. Ama Türkiye’yi hedef alan teröristlere silah, mühimmat, araç, gereç bu şekilde verilirken biz NATO’da ortaklar olarak nasıl dayanışma içinde olacağız?” cevabını verdi.

‘Devamında şunu sormak istiyorum aslında; daha önceki zamanlarda Washington yönetimini YPG’ye verilen silahlarla ilgili olarak diyorlardı ki “YPG DEAŞ’a karşı bizim taktik manada desteklediğimiz bir örgüt.” Şimdi Türkiye olarak tüm bunları karşı tarafa iletiyoruz. Bu yeni durumu nasıl izah ediyorlar? Yani stratejik ortağına parasıyla vermediği silahları taktik ortağına hibe etmesini Washington yönetimi nasıl açıklıyor?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Onların izahından çok biz ne anlıyoruz o önemli. Şahsen Türkiye Cumhuriyeti’nin Reis-i Cumhur’u olarak bana onların getirdiği açıklamalar hiçbir zaman tesir etmez. Niye? Çünkü bizim gördüklerimiz var. Onlar hiçbir zaman kalkıp da “Evet, bunlar terör örgütüdür” derler mi? Demeyecekler. Bunların gerçek manada PYD/YPG, DEAŞ, DHKP-C’ye karşı herhangi bir mücadele vermesi veya onlarla savaşması söz konusu olabilir mi?” dedi.

Erdoğan, ‘Yunanistan’la ilişkilerde bir süredir gergin bir döneme girildi. Sizin de çok net açıklamalarınız oldu ve en temel mesele zaten adaların silahlandırılması mevzusu. Bu noktada sizin açıklamalarınızın Yunanistan tarafından yeterince anlaşıldığını düşünüyor musunuz? Abdülhamid Han gemimiz en son filoya katıldı. Doğu Akdeniz’de özellikle de Kıbrıs açıklarında sondaj çalışmaları yapacak mı?’ sorusunu, “Yunanistan’ın başındaki zatın tavrı zaten belli oldu. Bu tavır karşısında da bazı aracıları devreye sokuyorlar. Yaptığım görüşmelerde hemen hemen bütün cumhurbaşkanları, başbakanlar “Biz aracı olalım, bir araya getirelim, görüşmeniz olmayacak mı, en azından bu yıl sonuna kadar görüşme yapsanız” gibi bir yaklaşım ortaya koydular. Biz de kendilerine şunu söyledik; “Kusura bakmayın, bizim şimdilik bu görüşmeye ayıracak vaktimiz yok.” Çünkü adaları şu anda nasıl silahlandırdıkları ortada. Diğer taraftan hava sahamızı sürekli ihlal ediyorlar. Şimdi bizimle uyumlu bir hale gelecek olan kalkıp da hava sahalarımızı ihlal etmek suretiyle bizi tahrik eder mi? Bir de adalara gidiyor; oralarda beton barınaklar yapmak, çukurlar kazmak suretiyle oralardan da sinyal vermeye kalkıyor. İyi niyeti yok. İyi niyeti olsa bu adımları atmaz. Bunları yaptığına göre, kusura bakmasın, biz bu yıl bir defa Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısını yapamayız, yapmayacağız. Ve o artık Türkiye’deki gelişmeleri beklesin. Kendisine de çeki düzen versin. Kendisine çeki düzen vermedikten sonra bizim bir araya gelmemiz mümkün değil” diye cevaplandırdı.
‘Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında hem bölgede hem dünyada ülkeler arası ilişkilerde yeni bir dönem başladı. Türkiye de bu süreçte etkin bir diplomasi yürütürken, bir yandan da gerektiğinde sert güç kullanmaktan geri durmuyor. NATO’da alınan bu sonuçla da bu yeni sürecin çok etkili olduğunu görüyoruz. Bölgesinde ve dünyada Türkiye’nin bu aktif ve etkin rolüyle ilgili siz ne dersiniz acaba? Yeni dönemi siz nasıl yorumlarsınız?’ sorusuna Erdoğan, “Bir defa siyaset yapıyoruz. Siyaset yapmanın ötesinde 780 bin kilometrekarelik Türkiye’yi yönetiyoruz. 85 milyon nüfusuyla güçlü bir Türkiye var. Bu güçlü Türkiye’mizi bizim geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşımamız, götürmemiz lazım. Az önceki soruda değinilen Abdülhamid Han sondaj gemimiz de bu yaklaşımın bir adımı. Tabii bu süreç birilerini rahatsız ediyor. Düşünün 20 yıl önce ne sismik araştırma ne de sondaj gemimiz vardı. Ama şimdi 2 tane sismik araştırma, 4 tane sondaj gemimizle biz Karadeniz’i ve Akdeniz’i sürekli arayacağız, tarayacağız ve buralardan bir netice çıkarmaya çalışacağız. Şu anda bize verilen raporlara göre de inşallah bu yıl sonu itibariyle, önümüzdeki yılın başı itibariyle neticeler artık gelmeye başlayacak. Çünkü bu konuyla ilgili raporlarda artık sinyaller veriliyor. İnşallah bu doğalgazı, petrolü gördüğümüz andan itibaren bizim tabii bu konuda vatandaşımızı da rahatlatma sürecimiz ayrıca başlayacak. Bu konuda bu gemilerimiz sadece kendi ülkemizde değil ülke dışında da iş görecekler. Tabii Abdülhamid Han devreye girdiği günlerde, malum siyasi partilerin bir tanesinin başında bulunan ve kendine güya tarihçi diyen hanımefendinin, Sultan Abdülhamid’e çok çirkin bir yaklaşımda bulunması, biraz da bu ismin belirlenmesine vesile oldu. Çünkü biz Sultan Abdülhamid Han hakkında böyle olumsuz ifadeler kullanılmasına fırsat vermeyiz. O Osmanlı’nın son döneminde 33 yıl bu toprakları yönetmiş, idare etmiş. Kalkacaksın sen ecdadına laf söyleyeceksin. Biz buna asla müsaade etmeyiz. Onun için de orada sondaj çalışması yapan gemimize nasıl Abdülhamid Han ismini verdiysek, inşallah oradan gelecek neticeler de en güzel cevap olacaktır. Ecdadına saygısı olmayanın bu millete de saygısı olmaz, geleceğine de saygısı olmaz. Bu şekilde de adımı atmış olduk. Bütün bu gelişmelerle birlikte inşallah biz 2023’e hazırlanmanın gayreti içerisindeyiz. Bu mücadeleyi milletimizle beraber yürütecek ve NATO’nun 70 yıllık bir üyesi olarak çok daha isabetli, çok daha hayırlı adımları atmaya devam edeceğiz” cevabını verdi.

‘İç siyasetle ilgili bir soru sormak istiyorum. 6’lı masanın adayı belli değil. Bir taraftan da 6’lı masanın büyük ortağı CHP’nin HDP ile ilişkisinin son dönemde arttığını görüyoruz. 6’lı masanın bilhassa da CHP’nin HDP ile olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusun Erdoğan, “Daha önce de söyledim; biz şu anda sadece kendimize bakıyoruz. Onların ne yaptığı ne ettiği bizi pek ırgalamıyor. Ama görünen gerçek o ki bu işin üstü şişhane altı kaval. Onun için biz ne yapacağız ne edeceğiz ona bakalım. Bunların 6’sı, artı 1’le de 7’si ne gibi adımlar atacaklar, nasıl bir aday belirleyecekler? Biz şu anda adayımızı belirlemişiz, Cumhur İttifakı olarak yolumuza devam ediyoruz. Rabbim sonunu hayretsin. 2023 inşallah ülkemiz için hayırlara vesile olur” diye cevapladı.





Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.