Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kamu çalışanları lehine bir fedakarlıkta bulunarak, tüm memurlarımızın ek göstergelerinde 600 puanlık bir yükseltmeye gitmeyi kararlaştırdık” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, asırlık yolu 20 yılda kat etti. Büyük demokrasi ve kalkınma hamlesi sayesinde kendi hedeflerini, vizyonu belirleyip uygulayacağı bir iklime kavuştu. Türkiye artık siyasi ve güvenlik önceliklerini bizzat kendisi tayin eden, uygulayabilen bağımsız bir ülkedir. Türkiye kendi ekonomik, sosyal programlarını hayata geçirebilen güçlü bir ülkedir. Medeniyet ve tarihini, birikimlerini farkına varmış bir ülkedir. Bu özgüven ve kararlılık duygusudur” dedi.

“Vatandaşlarımız göğüslerini gererek devletlerinin adını ‘Türkiye’ olarak ifade edebilecektir”

Geçtiğimiz hafta BM’de Türkiye’nin uluslararası adının Turkey’den Türkiye’ye çevrilmesinin yeni dönemin sembollerinden olduğunu bildiren Erdoğan, “Bundan sonra ülkemizin tüm uluslararası muhatapları, kendi kurum ve kuruluşlarımız, vatandaşlarımız göğüslerini gererek devletlerinin adını ‘Türkiye’ olarak ifade edebilecektir. Artık bütün yazışmalarımızda devletin bütün kurumları hep birlikte Turkey diye bir ifade kullanmayacak Türkiye adını kullanacaklardır. Kabine toplantımızda bu kararı aldık. Düne kadar bize yapamazsınız dedikleri ne varsa hepsini yaptık. Becermezsiniz dedikleri ne varsa hepsini yaptık. Türkiye kendine biçilen gömlekleri yırtmış, prangaları kırmış üzerine konan ipotekleri kaldırmış ülkedir” diye konuştu.

“Parlak bir gelecek bizi bekliyor”

Geçtiğimiz 20 yılda üretilen milli gelirin dörtte birinin yatırımlar için kullanıldığını kaydeden Erdoğan, “Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi biliyoruz. Milletim müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. Ödediğimiz her bedele, çektiğimiz her sıkıntıya, sırtlandığımız her yüke değecek parlak bir gelecek bizi bekliyor. Büyük ve güçlü Türkiye inşasında kat edilen her mesafenin bizim ve evlatlarımız müreffeh yarınlarına atılmış bir adımdır. Yeter ki bu süreçte birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize halel getirmeyelim, bozgunculara, muhterislere beşinci kol elamanlarına fırsat vermeyelim. Bunu başardığımızda 2053 vizyonunun bir afaki söylem değil hızla yaklaştığımız bir hakikat olduğunu hep birlikte göreceğiz. Ülkesinin ve milletinin geleceği için hayali olmayanların, vizyon peşinde koşması ve hedefler belirlemesi de mümkün değildir. Bizim hayallerimiz de vizyonlarımız da hedeflerimiz de milletimizin güvenli huzurlu ve müreffeh geleceği içindir” açıklamasında bulundu.

“2053 vizyonumuzu somut hedeflere dönüştürecek hazırlıkları titizlikle yürütüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri yine dudak bükmüş, göz süzmüş istihza ile bizi eleştirmişti. Bugün de 2053 vizyonumuz ile ilgili benzer tavırlar görüyoruz. Biz halbuki bu rakamları rast gele seçmediğimiz gibi lafta da bırakmıyoruz. Bir süredir bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük mirasımız diye tarif ettiğimiz 2053 vizyonumuzu somut hedeflere dönüştürecek hazırlıkları titizlikle yürütüyoruz” dedi.

“81 ile 81 milyon metrekare millet bahçesi çerçevesinde 450 projenin yapımına başladık”

Türkiye’nin dünyada orman varlığını yükselten nadir ülkelerden biri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebeti ile bir kez daha havasıyla, suyuyla, toprağıyla, ağacıyla yaşadığımız evrenin bize Allah’ın bir emaneti olduğunu tekrar hatırladık. Bunun için çevreden başlayarak tüm hizmet alanlarına kadar genişleyen hazırlıklarımızı sürekli geliştirecek projelere, planlara ve uygulamalara dönüştürüyoruz. Birileri çevre adına sadece salon toplantıları yapar ve ya sokakları yakıp yıkarken biz 20 yıldır evlatlarımıza daha temiz, daha huzurlu, daha yeşil şehirler bırakacak hizmetlere imza attık. İklim değişikliği ila yangınlar, seller hortumlar artarken biz bugünden geleceği kuşatacak biz vizyona yöneldik. Ülke genelinde korunan alan miktarını yüzde 12’ye varan oranda artırarak tabiat güzelliklerimizin üzerine adeta şemsiye olduk. Kamuoyuna açıkladığımız 81 ile 81 milyon metrekare millet bahçesi çerçevesinde 450 projenin yapımına başladık. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi de bunlardan biridir” dedi.

“Enerjide, güneşten rüzgara, yenilebilir kaynaklara yaptığımız yatırımları daha da artırıyoruz”

Türkiye’nin dört bir yanında ekolojik koridorlar belirlendiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanlar üzerinde çalışmaların yoğunlaştırıldığını bildirdi. Erdoğan, “Hedefimiz; Evliya Çelebi’nin bir sincabın Edirne’den Kars’a toprağa basmadan ağaçtan ağaca zıplayarak gidebildiği Anadolu Tasvirini hayata geçirmektir. Bisiklet yollarıyla, yürüyüş yolarıyla, çevre dostu sokaklarıyla gürültü bariyerleriyle ve daha pek çok proje ile şehirlerimizin hayat kalitesini yükselttik. Paris İklim Anlaşması’na taraf olurken de daha adil bir dünya için, mazlum ve mağdurların haklarını koruyacak bir perspektif ile hareket ettik. Dünyamızın geleceğinde taşıdığı önem sebebi ile 2053 vizyonumuzun merkezine iklim değişikliği ile mücadele projelerimizi yerleştirdik. İklim şuramızı topladık. Tüm sektörlerin yapacağı çalışmaları belirledik. İklim kanunumuzun hazırlıklarına başladık. Bu çerçevede enerjide, güneşten rüzgara, yenilebilir kaynaklara yaptığımız yatırımları daha da artırıyoruz” diye konuştu.

“Atık yönetiminde sıfır atık seferberliği ile geri kazanım oranını yüzde 60’lara çıkarmayı planlıyoruz”

Sanayide üretimde emisyon miktarını azaltacak temiz teknolojileri desteklediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

“Ulaştırmada temiz ulaşım ağını genişletiyor, demiryolu ve deniz yolu taşımacılığını teşvik ediyoruz. Tarımda iklim dostu tarımsal destekleme modeliyle tarladan soframıza uzanan sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz. Atık yönetiminde sıfır atık seferberliği ile geri kazanım oranını yüzde 60’lara çıkarmayı planlıyoruz. Konutta deprem hazırlıklarıyla iklim dostu dönüşümü birleştiriyor, insanımıza daha sağlıklı ve güvenli yerleşim yerleri sunuyoruz. Yutak alanlarda, ormanlıkları genişleterek, yeşil koridoru artırarak tabiat temelli çözümlerle karbon dengesini sağlıyoruz. Bilim ve teknolojide üniversitelerimizden araştırma merkezlerimize kadar tüm imkanlarımızı yeşil kalkınma seferberliğine dahil ediyoruz. Ticarette sera gazı emisyonlarının ticareti, sistemi olarak kurduk kuruyoruz. Özel sektörümüzün önüne yeni fırsatlar açıyoruz. Finansmanda temiz üretim modellerine yönelik yatırımları destekleyerek ülkemizin cazibe merkezi haline gelmesine katkı veriyoruz. Afetlerde vatandaşlarımızın iklim krizinin yol açtığı yıkımlardan gördükleri zararları hızla telafi ederek mağduriyetlerin önüne geçiyoruz.”

“Varsın birileri yalanla, iftirayla, çarpıtmayla uğraşsın, biz gençlerimizle 2053 vizyonumuzu şekillendirmek için çalışmaya devam ediyoruz”

Bu çerçevedeki çalışmalara yönelik olarak eğitimde önümüzdeki dönemden itibaren yeşil dönüşüm hamlesinin tüm eğitim öğretim kademelerinde müfredata girmesini sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yerel yönetimlerde belediyelerimizin sorumluluklarını etkin şekilde yerine getirmelerini temin için kolaylaştırıcı adımlar atıyoruz. İklim elçileri ile, gençlerimizi uzman düzeyinde yetiştirip iklim dostu yeşil dönüşüm süreçlerine dahil ederek yeni sektörler, yeni istihdam alanları oluşturuyoruz. Genel merkezimiz bünyesinde hazırlıklarını tamamladığımız iklim değişikliği ile mücadele Türkiye modeli vizyon belgesiyle tüm bu çalışmaların siyasi perspektifini de ihmal etmiyoruz. Bu başlıkların ve daha fazlasının her birini tüm detaylarıyla yeni ve vakti geldiğinde milletimizle paylaşacağız.

Varsın birileri yalanla, iftira ile, çarpıtma ile kendi ülkesinin çıkarlarına ihanetle kendi milletinin hayallerini baltalamakla uğraşsın. Biz gençlerimizle 2053 vizyonumuzu şekillendirmek için çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye 2053 hedeflerine ulaşacak, Türkiye 2053 vizyonunu hayata geçirecek inancı ve kararlılığı ile gerisini takdiri ilahiyeye ve milletimizin irfanına bırakıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye inşasında bizimle birlikte olan her bir vatandaşıma şükranlarımı sunuyorum” açıklamasında bulundu.

“Milli mücadelemizi de zafere ulaştıran hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır stratejisi oluşturmaktadır”

“Geleceği başkalarının yaptıklarını izleyerek değil kendisi bizzat şekillendirmeye talip her bir evladımıza şükranlarımı sunuyorum. İstiklalimiz ve istikbalimiz yolunda zerre miskal katkısı olan her bir kardeşimize şükranlarımı sunuyorum” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Tüm bu projelerin hayata geçmesinde emeği, katkısı ve bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, belediyelerimizi, sivil toplum kuruluşlarımızı, özel sektörümüzü tekrar tebrik ediyorum. Türkiye’nin geldiği yol, özellikle bunu yol ayrımı olarak kabul edecek olursak en çok tartışmaya sebep olan tercihi hiç şüphesiz ekonomi programı olmuştur. Bütün dünyaları, faiz, enflasyon, kur ilişkisi üzerine kurulu kabullerden ibaret olan kesin inançlılar, ülkemizin yatırım, istihdam, ihracat, cari fazla yoluyla büyüme stratejisini anlamaya bile çalışmamaktadır. Halbuki bizim ekonomideki programımızın esasını milli mücadelemizi de zafere ulaştıran hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır stratejisi oluşturmaktadır. Enflasyon bir sorun mudur? Evet bir sorundur. Ama Türkiye’nin sorunlarının asıl sebebi ve çözüm yolu tek başına bu başlık mıdır? Kesinlikle değildir. Eğer olsaydı, geçmişte sayısız defa uygulanan bir kısmı da başarıya ulaşan enflasyonla mücadele merkezli ekonomi programları sayesinde ülkemiz tüm sorunlarını çözmüş olurdu. Teşhis yanlış olunca tedavi de istenilen neticeyi vermez. Gerçi ülkemizde bizim programımıza kadar bu teşhisin kasıtlı olarak yanlış konduğu ve kasıtlı olarak yanlış tedavilerin uygulandığı da bir gerçektir” dedi.

“Hiç değilse kendi putlarına, kendi ideolojik efendilerine kulak versinler”

Türkiye’nin ekonomi modeliyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kısır döngünün ilk adımı enflasyonun tanımı ile başlıyor. Batı’nın ekonomi mecralarına göbek bağı ile bağlı olanlara göre enflasyon insanların ve kamunun aşırı tüketimin den kaynaklanıyor. Bu sorunun çözümü de faizleri artırarak parayı tasarruf araçlarına yönlendirmek suretiyle tüketimi azaltmak ve böylece fiyatları düşürmek olarak sunuluyor. Burada kazanan yüksek faizle cebi dolan içerideki bir avuç tuzu kuru kesim. Onlarla birlikte yükselen faizlere ve değerlenen liraya heveslenerek dışarıdan gelen sıcak para sahibi fonlar. Elbette ucuzlayan döviz sebebi ile ülkeyi yabancı tüketim ürünlerinin pazarı haline getiren ithalatçıları da bu arada unutmamak lazım. Kaybedenler, üretimin düşmesi sebebi ile işsiz ve aşsız kalan umutları törpülenen gelecekleri kararan milyonlar. Biz tercihimizi; faizleri yükselt baskısıyla bir kez daha ülkeyi soymak için ellerini ovuşturanlardan değil, istihdamı koruyarak işini, aşını, geçimini sürdürmesini sağladığımız milyonlardan yana kullandık. Hele ki dünyanın içinden geçtiği şu ekonomik buhranda tercihi üretimden ve istihdamdan değil finansal illüzyonlardan yana kullanmak, ülkeyi emperyalist mandacılara peşkeş çekmek kesinlikle demektir bunu da yutmayacağız. Bunlar hadi bizi dinlemiyorlar, hadi bize inanmıyorlar. Hiç değilse kendi putlarına, kendi ideolojik efendilerine kulak versinler. Uluslararası kuruluş başkanları bile açıkça enflasyonla, faizle ilgili ezberlerin bozulması gerektiğini söylüyor. Dünya genelinde haliz hazırda 136 ülkenin merkez bankası enflasyon oranlarının altında faiz politikası uyguluyor” dedi.

“Köhne enflasyon faiz denkleminde ısrar etmek alenen ihanet teşebbüsü demektir”

“Buna rağmen Türkiye için eskinin köhne enflasyon faiz denkleminde ısrar etmek alenen ihanet teşebbüsü demektir” diyen Erdoğan, “Aslında bugün bizim ülkemizde teknik anlamda hayat pahalılığı sorunu vardır. Bizim 19 yıldır üzerinde en çok hassasiyet gösterdiğimiz konu bütçe disiplinidir. Vatandaşlarımız da kendi bütçelerini çok iyi yönettiler. Bireysel emeklilik sistemimizde 300 milyar liralık birikim oluştu. Bireysel döviz hesapları tutarı 110 milyar dolara çıktı. Kişi sayısı yaklaşık, 3 kat arttı. Vatandaşlarımızın tasarruf tarafında da sorun yok. Tasarruflar böyle de boş tarafında bir felaketle mi karşı karşıyayız. Hayır, hamdolsun orada da gayet iyi durumdayız. Tıpkı kamu borçları gibi vatandaşlarımızın borçları da özel sektörümüzün borçları da milli gelirle oranlanarak diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok düşük seviyelerde. Bizdeki konut, araç ve altın gibi gerçek varlıklara dayalı borçlanmalar gelişmiş ülkelerdeki türev piyasa şişkinliği içermediği için hiçbir zaman kriz sebebi olmaz. Biz işte bu tabloyu yaşayarak gördüğümüz için teşhisi ve ona dayalı tedaviyi; yani ekonomi programı stratejimizi kökten değiştirdik. Faizi artırarak zengini daha zengin fakiri daha fakir yapacak emperyalist finans kurumlarının dayatması, ekonomi reçetelerini bir kenara bıraktık. Bunun yerine ülkemizin asıl ihtiyacı olan yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüme esaslı kendi Türkiye ekonomi programımızı uygulamaya başladık” dedi.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan KPSS açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sınavı iptal edilenlerden herhangi bir ücret talebi de kesinlikle olmayacak. ÖSYM, bundan sonraki süreci, kademeleri de inşallah en güzel surette devam ettirerek, şaibeleri de ortadan kaldırarak yoluna devam edecek” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi ziyareti gazetecilerin sorularını cevapladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in davetine icabetle Soçi’ye yaptığı çalışma ziyaretinin olumlu, başarılı bir şekilde tamamlandığını ifade eden Erdoğan, “Putin’le 19 Temmuz’da Tahran’da bir araya gelmelerinin ardından Soçi’de ikili ilişkileri ve uluslararası meseleleri etraflıca değerlendirdik. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyimizin müteakip toplantısını Türkiye’de yapmak üzere Sayın Putin’e davetimi gerçekleştirdim” dedi.

Türk-Rus ilişkilerinin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların üstesinden diyalog ve iş birliği ile gelmeyi hep başardığını ifade eden Erdoğan, ”Putin’le tesis ettiğimiz karşılıklı güven ve saygıya dayalı ortak anlayış, ilişkilerimizin teminatıdır. Mevcut şartlar altında önemli olan; ilişkilerimizi ortak çıkarlarımız temelinde ve uluslararası sistem içinde sürdürmek, ileri götürmektir” açıklamasında bulundu.

Putin ile ikili görüşmelerinde ticari ve ekonomik iş birliğinin daha da geliştirilmesi üzerinde etraflıca fikir alışverişinde bulunduklarını ifade eden Erdoğan, “Ticarette hedefin daha önce 100 milyar dolar olarak ifade etmiştik. Bu doğrultuda enerji başta olmak üzere, ticaret, turizm ve tarım gibi alanlarda iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz. İkili ticaret hacmimizin daha dengeli bir zemine kavuşmasını temin etmek noktasında kararlıyız. Ekonomik ve ticari ilişiklerimize dair yol haritası mahiyetinde bir mutabakat zaptı da Soçi’de Ticaret Bakanımız ile Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak tarafından imzalandı” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de yuvalanan terör örgütlerine karşı atılabilecek adımların mütalaa edildiğini kaydeden Erdoğan, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden, Suriyeli kardeşlerimizle birlikte askerimize, polisimize, güvenlik güçlerimize, sivil vatandaşlarımıza saldıran bu katil sürüleriyle mücadelemize birlikte gereken cevabı verme kararında da mutabık kaldık. Rusya’yla sürdürdüğümüz diyaloğun müspet yansımalarına Kafkaslarda, Suriye’de ve Ukrayna’da şahit oluyoruz” dedi.

Rusya -Ukrayna sorununun müzakere masasında çözümüne olan inancının devam ettiğini söyleyen Erdoğan, ”Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihraç edilmesine yönelik girişim, bunun en son küresel örneğidir. Şimdi önemli olan, planın sağlıklı şekilde uygulanması ve oluşan müspet havanın İstanbul’daki müzakerelere dönüşe yönelik somut adımlara tahvil edilmesidir. Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağını başından beri vurguluyorum. Sahadaki sıkıntılara rağmen, krizin müzakere masasında çözüleceğine olan güçlü inancımı da koruyorum. Putin’e, Zelenski’yle görüşmesine ev sahipliği yapabileceğimizi bir kez daha hatırlattım. Karadeniz’den komşumuz Rusya’yla diyaloğumuzu, bölgesel ve küresel barışa katkı sunmak maksadıyla her alanda ilerletmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Rusya- Ukrayna geriliminin çözümünde tutumunun her zaman aynı olduğunu bir kez daha vurgu yapan Erdoğan, ”Türk diplomasisi aslında üzerine düşen bu görevi başarılı bir şekilde sürdürüyor. Burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Ancak tabii tarafların buradaki yaklaşımı büyük önem arz ediyor. Eğer taraflar verilen sözlerin üzerinde gerçekten hassasiyet gösterip dururlarsa bu işi ciddi manada çözebilecek bir imkana sahip olduğumuzu veyahut da yaklaştığımızı görüyorum. Bunun olmaması için bu noktada bir sebep söz konusu değil” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin terör unsurlarına karşı tavrını Putin ile görüşmesinde ifade ettiğini belirten Erdoğan şunları kaydetti:

“Putin konuyla ilgili Türkiye’ye yönelik adil bir yaklaşım sürdürüyor. Terörle mücadele noktasında her zaman yanımızda olacağını özellikle de ifade ediyor. Burada şunu bize ima ediyor; ‘Mümkün olduğunca bunları, rejimle birlikte çözme yolunu tercih ederseniz çok daha isabetli olur’ gibi bir yaklaşımı var. Biz de diyoruz ki, şu anda bizim istihbarat örgütümüz Suriye istihbaratıyla zaten bu konuları yürütüyor ama bütün mesele netice almak. Eğer istihbaratımız, Suriye istihbaratıyla bu çalışmayı yürütürken, buna rağmen hala orada terör örgütleri fellik fellik at oynatıyorsa bu konuda bize destek vermeniz gerekiyor diyoruz. Bu konuda da mutabakatımız var”.

“Akkuyu’daki çalışmaları yerinde, bizzat heyetimle beraber izleyeceğim”

‘Akkuyu Nükleer Santrali, Cumhuriyet tarihimizin en büyük projelerinden bir tanesi. Bunun önemli olmasının sebebi, sadece elektrik üretim kapasitesi değil, aynı zamanda enerji arzı konusunda Türkiye’nin beklentilerinin bir bölümünü karşılamasının öngörülmesi. Diğer taraftan sizin enerji konusunda da en başından beri çok sık vurgu yaptığımız konulardan bir tanesi yerlileşme ve millileşme. Bu çerçevede Rus tarafı ile bir Türk ortağın girişimi olarak yola çıkan IC İçtaş zaman içinde önemli bir bilgi birikimi ve know-how üretmişti. Fakat kısa süre önce ilginç bir gelişme oldu ve Rus tarafı Rosatom yarı yarıya ortak olduğu bu şirkette çalışmalarını durdurdu ve feshetti. Acaba bu konu gündeme geldi mi? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu adım bu projenin gecikmesi veya Türk tarafının bir miktar daha böyle taşeronlaştırılmasına neden olabilir mi? Böyle bir risk görülüyor mu?’ sorusuna Erdoğan, “Tabii böyle bir konuyu görüşmemek olamaz. Görüştük. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, ülkemizin enerji stratejisi içinde ayrı bir öneme sahip. Akkuyu’nun ilk reaktörünü 2023 yılında hizmete alma hedefimiz sürüyor. Bu hususları, Rus tarafıyla görüşmelerimizde bir kez daha ele aldık. ‘25 bin kişi şu anda çalışmıyor. Burası kapatıldı’ gibi ifadeler söyleniyor. Böyle bir şeyi ben de kabul etmedim, Rus tarafı da kabul etmiyor. Çalışıyorlar. Şimdi önümüzdeki hafta Mersin Taşucu’nda Abdülhamit Han sondaj gemimizi uğurlamaya gittiğimde aynı gün oradan Akkuyu’ya geçeceğim. Akkuyu’daki çalışmaları yerinde, bizzat heyetimle beraber izleyeceğim. Ondan sonra da Sayın Putin’e oradaki gelinen durumu aktaracağım, söyleyeceğim. Ona göre de yol haritamızı belirleyelim diyeceğim. Yani onlar da bir defa kesinlikle süreci durdurmak gibi bir şeyi kabul etmiyorlar” cevabını verdi.

Türkiye’nin ülkeye yatırım yapmak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu söyleyen Erdoğan, ”Bizim şu anda Türkiye olarak kapımız herkese açık. Ülkemizde kimler yatırım yapmak isterse biz onlara her türlü desteği veririz. Çünkü Türkiye dünyada sadece bu son gelişmelerde değil, bunun dışında da serbest pazar ekonomisinin en önemli bir açık kapısıdır” dedi.

“Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık”

Ruble ile alışveriş konusunun da görüşmelerde masada olduğunu bildiren Erdoğan, ”Tabii bu Soçi ziyaretinin bir güzel tarafı da şu oldu, Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık. Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak. Bir de Rusya’nın Mir kartı var. Şu anda bizim beş bankamız bunun üzerinden çalışmalarını sürdürüyor. Burada da çok ciddi gelişmeler var. Bu da tabi Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabi hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem. Bu ziyaretimizde Rusya Merkez Bankası Başkanı ile bizim Merkez Bankası Başkanımız da görüşmelerini yaptılar” açıklamasında bulundu.

Azerbaycan-Ermenistan gerilimi ile ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, “İlham kardeşimle iki gün önce bunları etraflıca konuştuk. Öncelikle bir Azerbaycanlı kardeşimizin şehit olmasına neden olan saldırıyı kınıyoruz. Karabağ, Azerbaycan’ın uluslararası tanınmış sınırları içerisinde yer alan Azerbaycan toprağıdır. Azerbaycan, tabiatıyla topraklarında yasadışı hiçbir silahlı unsurun bulunmasını istemiyor. Üçlü Bildiri’den bu yana yaklaşık iki yıl geçti. Ermenistan’ın buradaki taahhütlerini de bir an önce yerine getirmesi önem taşıyor. Azerbaycan’ın Londra Büyükelçiliğine saldırıyı da kabul edilemez buluyoruz. Bu olayın ciddiyetle ve detaylı bir şekilde soruşturularak faillerine gerekli cezaların verileceğini ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “ABD Temsilciler Meclisi Başkanının Tayvan’dan ayrılmasının ardından Çin, işgal senaryosunu andıran bir tatbikat başlattı. Bu gerilimin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz? Pasifik’te olabilecek bir çatışma, Türkiye’nin pozisyonunu nasıl etkiler? Ekonomik anlamda özellikle bir kriz çıkarsa hazırlık mıyız?” sorusuna ise şöyle cevap verdi:

“Biz hepsine hazırız, bir sıkıntı yok. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Ukrayna’daki savaş ve koronavirüs salgınının küresel ekonomi ve istikrara olumsuz etkilerinin sürdüğü bir dönemde yeni bir krizin ortaya çıkmasına izin vermemeliyiz. Tayvan’la ilgili ortaya çıkan gerginliğin azaltılması için tüm tarafların sağduyulu ve itidalli hareket etmesi çok çok önemli. Eylül ayında Şanghay Beşlisi, Özbekistan’da toplanacak. Görüşmemizde Sayın Putin de rica etti; nasip olursa biz de inşallah oradaki toplantıya katılacağız. Şanghay Beşlisi’nin gerek üyeleri gerek gözlemci ya da diyalog ortağı olarak oraya katılacak olanlarla biz de beraber olalım diyoruz. Örneğin Çin geliyor, öbür tarafta Suud gelecek, Katar gelecek. Orada onlarla bir arada olmayı hedefliyoruz. Şu anda fevkalade bir durum olmazsa inşallah ben de oraya katılacağım. Orada bunları çok daha iyi değerlendiririz.”

Almanya ve Fransa’nın Türkiye’yi hedef alan açıklamalarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Erdoğan, ”Bu taraflı açıklamalara Dışişleri Bakanımız gerekli yanıtları verdi. Ne yazık ki Almanya da Fransa da Rum-Yunan propagandasına alet oluyor. Yunanistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayan adımlarına göz yumulurken, doğru olmayan değerlendirmelerle ülkemizin eleştirilmesi kabul edilemez. Avrupa’nın istikrar ve güvenliği için Türkiye’nin yeri aşikâr. Bu rolümüzü küresel tahıl krizinin çözümünde öncü olarak bir kez daha gösterdik. İstanbul’dan geçen Razoni kuru yük gemisi aslında bir ilkti. Bunun arkasında bu şekilde sırada olan 20 civarında gemi var. Hepsinden öte, şu anda Rusya diyor ki ‘Bizim ciddi manada çıkabilecek hazırlığımız var, gücümüz var. Bizdekilere ne zaman aracılık edeceksiniz?’ İlgili bakanlıklarımız, birinci derecede de Ticaret Bakanlığımız bu işlerin şu anda sorumlusu olduğu için bu konuda hızla çalışıyorlar. Hele hele burada imzayı attıktan sonra sorumluluğu daha da artmış vaziyette” dedi.

Erdoğan Rusya’nın da tahıl ihracatı için destek talebinde bulunduğunu belirterek, Rusya diyor ki ‘Benim malım çok fazla. Örneğin asgari 40 milyon ton ben şu anda mal çıkarabilirim.’ Tabii arada kara kediler var, güya Türkiye gemileri durdurmuş gibi dedikodu dolaştırıyorlar. Böyle bir şey yok. Aksine, ilk gemi nasıl Lübnan’a gittiyse, bu tür gemilerin hepsi bizim üzerimizden gitmeleri gereken ülkelere ulaşmaları için yola revan olacaklar. Bunun aracılığını da Türkiye en güzel şekilde ortaya koyacak. İstanbul’daki sözleşmeyle sağladığımız o başarıyı bundan sonra da devam ettireceğiz” diye konuştu.

Okumaya devam et

Dünya

Tayvan: Çin ordusu adaya yönelik saldırı simülasyonları yapıyor

Tayvan Savunma Bakanlığı, Çin’in askeri tatbikatların 3. gününde “Tayvan’a yönelik saldırı simülasyonları” yaptığını açıkladı.

TAİPEİ-ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaretiyle başlayan kriz sürüyor. Çin ordusunun Pelosi’nin ziyaretinin ardından Tayvan çevresinde başlattığı askeri tatbikat 3. gününde devam ederken, Tayvan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada Çin’in adaya yönelik saldırı simülasyonları yaptığı iddia edildi. Açıklamada, “Tayvan Boğazı çevresinde askeri tatbikatlarda yer alan Çin uçakları ve donanma gemileri tespit edildi. Bazı uçak ve gemiler, adayı Çin anakarasından ayıran Tayvan Boğazı’ndaki orta çizgiyi geçti. Ada’daki hedeflere saldırı simülasyonu olabilir. Ordumuz uyarı yayınladı, muharebe hava devriyesi ve gemiler konuşlandırdı, duruma karşılık olarak kara tabanlı füze sistemlerini harekete geçirdi” ifadeleri kullanıldı. Ayrıca Tayvan kontrolündeki Kinmen Adası, yakındaki Lieyu Adası ve Beiding çevresindeki sularda Çin’e ait 4 insansız hava aracının uçtuğunun tespit edildiği kaydedildi.

Çin-Tayvan krizi

Pekin yönetimi, Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu savunurken, Çin ile egemenlik ihtilafı yaşayan Tayvan ise “bağımsız bir ülke” olduğunu belirtiyor. ABD ise Tayvan’ı bağımsız bir ülke olarak tanımamasına karşın Asya-Pasifik bölgesindeki askeri ittifaklarını güçlendirmeye çalışıyor. Pekin, ABD gemilerinin bölgedeki faaliyetlerini “Tayvan’a bağımsızlık konusunda destek sinyali” ve “provokasyon” olarak yorumluyor.

Çin’in tepki çeken tatbikatı

Çin, Pelosi’nin ziyaretinin ardından 4 Ağustos’ta başlattığı geniş kapsamlı deniz ve hava tatbikatı kapsamında Tayvan sularına balistik füzeler fırlatmıştı. Pazar gününe kadar süreceği belirtilen tatbikatlarda, uzun menzilli top atışları ve konvansiyonel füze atışları yapılacağı ifade edilmişti. Tayvan, Çin’in tatbikatının egemenliğini ihlal ettiğini ve “abluka” anlamına geldiğini belirtiyor. ABD ve Tayvan, Çin’i Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu değiştirmeye çalışmakla suçluyor.

25 yılın ardından ilk

Pelosi, Asya turu çerçevesinde Pekin yönetiminin itirazlarına rağmen geçtiğimiz Salı günü Tayvan’a gelmiş, adayı 25 yıl aradan sonra ziyaret eden ilk ABD Temsilciler Meclisi Başkanı olmuştu.

Okumaya devam et

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’den ortak bildiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen görüşmenin ardından yayınlanan ortak bildiride, “İki lider, Rusya’nın tahıl, gübre ve gübre üretimi için gerekli hammaddenin kesintisiz ihracatı dahil, İstanbul mutabakatının lafzı ve ruhuna uygun şekilde tam olarak uygulanmasının gerektiğinin altını çizmişlerdir” ifadeleri kullanıldı.

Erhan Altıparmak
SOÇİ-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında bugün Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleştirilen görüşmenin ardından ortak bildiri yayınlandı. Bildiride, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin genişletilmesine yönelik ortak ifadeler kullanılarak, “İki lider, Türkiye-Rusya ilişkilerinin, mevcut bölgesel ve küresel tüm sınamalara rağmen, karşılıklı saygı ve mütekabil çıkarların tanınması temelinde ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olarak ilerletilmesi yönündeki ortak iradelerini teyit etmişlerdir. Bu anlayış çerçevesinde Türkiye-Rusya ikili ilişkilerinin gündeminde yer alan konular üzerinde kapsamlı istişarelerde bulunan Liderler, iki ülke arasındaki ticaret hacminin tespit edilen hedefler doğrultusunda ve dengeli bir temelde artırılması, ekonomi ve enerji alanlarında iki ülkenin birbirlerinden beklentilerinin mütekabiliyet çerçevesinde karşılanması, ulaştırma, ticaret, tarım, sanayi, finans, turizm ve inşaat gibi sektörlerde uzun süredir iki ülke gündeminde bulunan konularda işbirliğinin güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması üzerinde mutabık kalmışlardır” denildi.

Görüşmede Ukrayna tahılın sevkiyatı da ele alındı

Ortak bildirinin devamında, Liderlerin Ukrayna tahılının dünya pazarına ulaştırılması yönünde İstanbul’da yapılan anlaşma detaylarının ele alındığı belirtilerek, “Bölgesel konular bağlamında, Liderler, Türkiye ile Rusya arasında var olan samimi, açık sözlü ve güvene dayalı ilişkilerin bölgesel ve uluslararası istikrarın tesisi açısından taşıdığı kilit öneme işaret etmişledir. İki lider bu çerçevede, Ukrayna limanlarından tahıl ve gıda ürünlerinin emniyetli taşınmasına yönelik İstanbul Mutabakatına varılmasında iki ülke arasındaki yapıcı ilişkilerin rol oynadığını teyit etmişlerdir. İki lider, Rusya’nın tahıl, gübre ve gübre üretimi için gerekli hammaddenin kesintisiz ihracı dahil, İstanbul mutabakatının lafzı ve ruhuna uygun şekilde tam olarak uygulanmasının gerektiğinin altını çizmişlerdir” sözlerine yer verildi.

Suriye’nin egemenliğine vurgu yapıldı

Bildirinin sonunda ise iki ülkenin, Suriye ve Libya meseleleriyle ilgili bakış açısına değinilerek, “Suriye’deki son gelişmeler üzerinde durulan görüşmede Liderler, ülkede kalıcı çözüme ulaşılması için siyasi sürecin ilerletilmesine atfettikleri önemin altını çizmişlerdir. Liderler, Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına atfettikleri öneme işaretle, Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede dayanışma ve eşgüdüm içinde hareket etme kararlılıklarını teyit etmişlerdir. İki lider, Libya’nın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine olan güçlü bağlılıklarını vurgulamışlardır. Libyalılar arasında mümkün olan en geniş mutabakat temelinde serbest, adil ve muteber seçimlerin düzenlenmesinin önemini vurgulamış ve BM himayesinde yürütülen Libya liderliğindeki ve Libya sahipliğindeki siyasi sürece desteklerini yinelemişlerdir” denildi. Ayrıca metinde, “Liderler, Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin müteakip toplantısının Türkiye’de gerçekleştirilmesi üzerinde mutabık kalmışlardır” ifadeleri kullanıldı.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.