Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Ekonomi

Tüketici güven endeksi yüzde 6,2 azaldı

 Tüketici güven endeksi, Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı.

İSTANBUL-Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) iş birliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks, Haziran ayında 63,4 oldu.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ekonomi

Dolandırıcıların yeni yöntemi: Kaplama altın

Son dönemde artan hırsızlık ve dolandırıcılık olayları, kuyumcuların ortak sorunu oldu. Kuyumcu esnafı, önceden tek başına dükkanları gezen hırsızların şimdilerde gruplar halinde gezdiğini, dolandırıcıların ise gerçeğini aratmayan kaplama altın ile esnafı kandırmaya çalıştığını söyledi.

Ardacan Uzun
KOCAELİ-
En güvenli yatırım aracı olarak bilinen altının değeri her geçen gün artarken, kuyumcu esnafı da dolandırıcılık ve hırsızlık olaylarına karşı kendi tedbirlerini alıyor. Kocaeli’de daha önce dolandırıcıların ve hırsızların kurbanı olan bazı kuyumcular, şimdilerde daha bilinçli davranıyor.

Hırsızların en bilindik yönteminin ‘dikkat dağıtma’ olduğunu söyleyen kuyumcu esnafı Nuriye Altaş, hırsızların birkaç kişi olarak dükkana geldiklerini, bir kişinin ürünle ilgilenirken, diğerinin de hırsızlık eylemini gerçekleştirdiğini ifade etti.

“Gramajının tutup tutmadığını kontrol ederiz”

Bazı şahısların sahte altın satmaya çalıştığını da ifade eden Altaş, “Sabit gramları olan ürünler vardır. Örneğin çeyrek, cumhuriyet, Reşat altın gibi. İlk önce elimize aldığımız zaman ağırlıklarını kontrol ederiz. Sonrasında tartıya koyarak gramajının tutup tutmadığını kontrol ederiz. Gerektiği zaman tezgaha alarak altının çıkardığı sesi almaya çalışırız. Bileziklerin içinde patentleri var, garantisine bakarız. Bu gibi yöntemler ile altının sahte olup olmadığını anlamaya çalışırız. Elimizle yaptığımız kontrolden emin olmadığımız durumlarda, taşa sürterek, ayar suyuyla altın olup olmadığını anlamaya çalışırız. Şüphelendiğimiz durumlarda ise atölyelere gönderip, ateşle erittiriyoruz. Bu sayede içindeki maddenin altın olup olmadığını anlıyoruz” dedi.

“Ürünü peçeteye saklayıp çalmaya çalıştılar”

Daha önce birçok hırsızlık olayı ile karşılaştıklarını kaydeden Altaş, “Dikkatimin dağılmasını fırsat bilen hırsızlar, cüzdanın arkasına bilezik saklayarak almaya çalıştırlar. Bunun dışında, tezgaha çanta koyup arkadaşlarımızın görüşünü keserek önündeki ürünlerden almaya çalıştılar. Elindeki peçeteye saklayıp veya gömleğinin içine atarak ürün çalmaya çalıştılar” diye konuştu.

“Ürün yakıldığı zaman kaplama olduğu ortaya çıkıyor”

Bir diğer kuyumcu esnafı Sergen Kavartkurt ise son zamanlarda hırsızların altın kaplama yöntemini kullandığını ifade etti. Kavartkurt, “Kaplamanın anlaşılmaması için genelde ürünler ayar testine girerken kilit kısmındaki ayara bakılır. Personelimiz yanılabiliyor ama devamında ürün yakıldığı zaman kaplama olduğu ortaya çıkıyor. Ama kilide bakıp yanılan çok personel arkadaşımız var. Bu sektörde eski olanlar ilk bakışta altının sahte olup olmadığını eline aldıklarını anlayabiliyor. Çok iyi kaplamalar var, bunların anlaşılması için ayar testine girmesi, atölyede yakılması lazım” şeklinde konuştu.

Hırsızların artık grup halinde gezdiğini ifade eden Kavartkurt, “Hırsızlar son zamanlarda tek başına değil de grup halinde gelip, müşteri gibi davranarak personelin kafasını karıştırmaya çalışıyor” dedi.

“Dükkanın yoğun olduğu zamanlardan yararlanıyorlar”

Mağazaya gelen her kişiye müşteri gözüyle baktıklarını ancak artan dolandırıcılık ve hırsızlık olayları sebebiyle şimdilerde daha dikkatli davrandıklarını kaydeden Osman Öztürk ise “Mağazaya müşteri kılığında gelen hırsızlar biraz da olsa kendilerini belli ediyor. Genelde dükkanın çok yoğun olduğu zamanlardan veya sırtımızı döndüğümüzde o fırsattan yararlanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Ekonomi

2. el otomobil pazarında bayram hareketliği

Kurban Bayramı öncesi Samsun 2. El Otomobil Pazarı hareketlendi.

Erdi Demür-Ünsal Karka
SAMSUN-
Küresel salgın sonrası yaşanan çip krizinin etkisi ile dünyada yaşanan sıfır araç sıkıntısı Türkiye’deki 2. el otomobil piyasasını olumsuz etkiledi. Covid-19 salgının ilk aylarında peynir ekmek gibi satılan ikinci el otomobiller, piyasada yaşanan araç sıkıntısının ardından oldukça değerlendi. 30-40 yıllık otomobillerin bile 100 bin TL’ye kadar yükselmesi alım-satımı yavaşlatırken, Kurban Bayramı’nda araba sahibi olmak isteyen vatandaşlar ikinci el otomobil pazarlarında kalabalık oluşturdu.

“Kafamdaki arabayı almaya piyasa izin vermiyor”

Kendi belirlediği fiyatta istediği arabayı almadığına dikkat çeken alıcı Gökhan Durcan, “110-130 bin TL bandında otomatik vites araba bakıyorum. Kafamdaki fiyat bandında otomatik araba bulamadım. Manuel viteslilerde de Şahin ve Broadway’lere 100 bin TL istiyorlar. Ben ise Corsa ve Polo gibi otomatik vites arabalar istiyordum. Şu anda istediğim özelliklerdeki arabanın başına geldim. 145 bin TL istiyorlar ama bu araba o kadar fiyat etmez. Bayram öncesi oto pazarına geldim. Bayram öncesi herkesin araba ihtiyacı oluyor. Ondan dolayı bir kalabalık olduğunu düşünüyorum” dedi.

Pazarda bulunduğu sürece aracına fiyat verenin çıkmadığına değinen satıcı Mustafa Aydın, “Bugün geçen haftalara göre pazarda bayağı bir kalabalık var. Onu da bayram haftası olduğuna bağlıyorum. Ben 2014 model Fiat Linea otomobilimi satmak için geldim. 245 bin TL’ye satmak istiyorum ama şu anda fiyat veren çıkmadı. Alıcılar sadece fiyat sorup gidiyorlar” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Ekonomi

Rüyasının izinden gitti petrolü buldu

Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan ve değeri 1 milyar dolar olduğu açıklanan petrol sonrası, tarlanın sahiplerinden Cengiz Buhur, gördüğü rüyadan etkilenerek tarlasına yıllar önce kuyu açtığını söyledi. Cengiz Buhur, ”1998 yılında rüyamda kanlı su gördüm, bunun üzerine 204 metre derinliğe kadar kuyu vurdurdum. Daha sonra çıkan suyun içerisinde petrol olduğunu öğrendik” dedi.

Süleyman Cenk İdaye
ADANA-
Ceyhan’a bağlı Soysalı Mahallesi’nde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bağlı ‘Çukurova 1 ve Çukurova 2′ isimli araştırma sahasında 2 yıldır süren çalışmalar sonucu petrol bulundu. Petrolün yapılan araştırmalar sonucu yüksek kalitede olduğu öğrenilirken, alanda çalışmalar genişletildi.

“Gördüğüm rüya sonrası tarlaya kuyuyu açtırdım”

1998 yılında suyu düşünürken rüya gördüğünü dile getiren tarla sahiplerinden Cengiz Buhur,” Gördüğüm rüyamdan çok etkilendim. Babama buraya su vuracağımı söyledim. O da bana bu bölgede su olmadığını, 1950’li yıllarda bir araştırma yaptılar ve onlar da burada su olmayacağını söyledi. Fakat ben rüyamdan çok etkilenmiştim. Kanlı bir su görmüştüm. Ben de onu tabir ettim, ben suyu buldum dedim. Buraya kuyu vurdurdum 204 metre indim ama suyu bulduk. Suyu bulduğumuzda vana pompasında içinde çok hafif yağ geliyordu. Kuyucuya sordum bu olayı rotarin yağıdır dedi. O arada Ceyhan depremi oldu. Deprem olunca her şeyi orada bıraktık, deprem olan bölgeye koştuk. Bir hafta sonra tekrar geldik. Yeniden sulamaya başladık, sudan devamlı yağ gelmeye başladı. Ben de bundan etkilendim. Bir kısmını topladım, bir varilden fazla topladım. O zaman Adana’daki MTA’ya getirdik. Burada petrol olduğu öğrendik” diye konuştu.

“Petrolü bulduğumda dönemin bakanı şov yapmaya çıkmışsınız dedi”

Petrol kuyusunu bulduğu dönemde bir televizyonda ana haber bültenine çıktığını söyleyen Cengiz Buhur, ”O dönemin bakanlarından Yaşar Topçu, bize telefon bağlantısıyla katıldı. Bizi suçladı, o kuyuya iki varil ham petrol döktüğümüzü ve şov yapmaya çıktığımızı söyledi. Ben de bir vatandaşlar olarak 200 metre inebildi, siz de gelin burada petrol var, devle olarak çıkartın. Tarlanın bir kısmını hibe edeceğim dedim. Sonra telefonu suratıma kapattı” dedi.

“Petrolü bulduğu yılda beni ciddiye almadılar”

Petrolü bulduktan sonra ki süreci anlatan Cengiz Buhur, ”O yıllardaki tanıdık milletvekillerine defalarca söylememe rağmen beni hiç ciddiye almadılar. Petrol dediğim benden uzak gittiler. Yakından tanıdığım bir milletvekili bir konuşma sırasında ayağı kalktım ‘petrol’ derken bana ‘otur’ dedi. Ben bunun peşini yine de bırakmadım, her platformda gündeme getirdim. Yüzlerce defa sözlü dilekçede bulunarak petrol olduğunu söyledim” ifadelerini aktardı.

Son olarak Cengiz Buhur, ”2020 yılında bir arkadaşımın eniştesinin enerji bakanlığında çalıştığını duydum. Bu konuyu gündeme getirdim, bir görüştüreyim seni dedi. Görüştük benden izin istedi. Ben de dedim ki izin veririm ama arkası yine bunun fiyasko çıkar. Yok korkma dedi, direk sayın cumhurbaşkanımıza bağlıyız. Cumhurbaşkanımızın bu konuda kesin emri var, nerede böyle bir rezerv bulursanız, üzerine gidin ve çıkartın diye talimatı var dedi. Ben de izin verdim ve başladılar. Geçen de Cumhurbaşkanımızı açıkladığı gibi petrol bulundu, şuanda da çalışmalar devam ediyor ve arkasının da geleceğine inanıyorum” dedi.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.