Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Sağlık

Kemik erimesi ilacı yumurtalık kanserinden koruyor

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, “Bifosfanat ilaçlarının hücresel düzeyde tümör hücrelerini öldürdüğünü biliyoruz. Fakat mevcut verilere göre bu ilaçların nasıl oluyor da yumurtalık kanserini önlediğini şu anda bilemiyoruz” dedi.

ANKARA-Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kemik erimesi rahatsızlığı için kullanılan bifosfanat etken maddeli ilaçların aynı zamanda yumurtalık kanserinden de koruduğunun tespit edildiğini açıkladı. Prof. Dr. Coşkun, “Kemik erimesi özellikle menopoz sonrası dönemde kadınların önemli rahatsızlıklarından birisi. Kemik kaybını ve dolayısı ile kemik kırığı gibi durumları önlemek amacıyla bifosfonat grubu ilaçlar sıklıkla kullanılmakta. Karen Tuesley ve arkadaşları Queensland Üniversitesinde yaptıkları araştırmada kemik erimesi amacı ile kullanılan ilaçların over (yumurtalık) kanseri riskini azalttığını ortaya koydular. Journal of National Cancer Institute dergisinde yayınlanan çalışmada, menopoza girmiş 50 binin üzerindeki kadında yapılan analizde nitrojen içeren bifosfonat grubu kemik erimesi ilaçlarının seröz tip over kanserinde yüzde 18, endometroid tip over kanserinde ise yüzde 50’lere varan oranda risk azalması yaptığını gösterdiler” ifadelerini kullandı.

“Bifosfanat ilaçlarının hücresel düzeyde tümör hücrelerini öldürdüğünü biliyoruz”

Yumurtalık kanserinin özellikle menopoza girmiş kadınlarda görülen bir kanser türü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Coşkun, “Bu yaş grubundaki kadınların birçoğunda bifosfanat grubu kemik ilaçlarının kullanıldığını düşünürsek bu çalışmanın heyecanlandırıcı olduğunu söyleyebiliriz. Bifosfanat ilaçlarının hücresel düzeyde tümör hücrelerini öldürdüğünü biliyoruz. Fakat mevcut verilere göre bu ilaçların nasıl oluyor da yumurtalık kanserini önlediğini şu anda bilemiyoruz. Ama hem bu etki mekanizması ortaya konulduğunda hem de gerçekten böyle bir koruyucu etkinin varlığı başka çalışmalar ile teyit edildiğinde özellikle yumurtalık kanseri açısından riskli grupta böyle bir seçeneğin kullanımı gündeme gelebilir” diye konuştu.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sağlık

‘Enfeksiyon hastalıkları zamanında tedavi edilmezse ölüme yol açabilir’

Kana mikrop karışmasına tıp dilinde ‘sepsis’ denildiğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, “Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Enfeksiyon hastalıkları pratiğinin en acil tedavi gerektiren hastalıklarından biridir. Zamanında ve etkin tedavi yapılamazsa organlarda hasar yaparak ölümle sonlanır” dedi.

SAMSUN-
Liv Hospital Samsun Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Mustafa Sünbül, kanda görülen enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Değişik mikroplar kana karışabilir

Kanın sağlıklı insanlarda mikropsuz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Sünbül, “Kana mikrop karışmasına tıp dilinde sepsis denir. Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Enfeksiyon hastalıkları pratiğinin en acil tedavi gerektiren hastalıklarından biridir. Zamanında ve etkin tedavi yapılamazsa organlarda hasar yaparak ölümle sonlanır. Sepsis dediğimiz bu hastalıkla tüm dünyada sıkça karşılaşılmaktadır. Birçok ülkede hastalığın oranı bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre ABD’de yılda bir milyona yakın kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Hastalık hastane dışında çeşitli nedenlerle oluşabileceği gibi hastanede yatan kişilerde de gelişebilmektedir. Özellikle yoğun bakım hastalarında kanda enfeksiyon oluşma riski çok daha yüksektir” diye konuştu.

İdrar yollarının iltihaplanması sepsise neden olabilir

Kana mikrobun nasıl karıştığından bahseden Prof. Dr. Mustafa Sünbül, şu bilgileri paylaştı:
“Kana mikrop, kısa süreli ve miktar olarak az sayıda veya uzun süreli daha fazla miktarda karışabilir. Diş fırçalama veya çiklet çiğneme gibi basit işlemler sırasında bile kana geçici süre ve az sayıda mikrop karışabilir ancak bağışıklık sistemi bu mikropları yok eder ve hastalık oluşmaz. Ancak uzun süreli ve fazla miktarda mikrop kana karışırsa, kanda enfeksiyon gelişir. İdrar yolları iltihabı, kalp kapaklarında veya kalp duvarında gelişen iltihap, kemik iltihabı, bağırsak iltihabı, cilt iltihabı, iç organlarda olan apseler başta olmak üzere birçok organ veya sistemimizde gelişen iltihap sepsis gelişimine neden olabilir. Ayrıca şeker hastaları, kanser tedavisi verilen kişiler, organ nakli yapılanlar ve yaşlılarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğundan veya yenidoğan dönemindeki bebeklerde ise bağışıklık sistemleri henüz gelişmediğinden bu tür hastalıklara karşı eğilim fazladır.”

Ciddi ve hayati bir sorun

Prof. Dr. Sünbül şöyle devam etti:
“Günümüzde tıbbi teknolojideki gelişmeler sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırırken diğer yandan tanı ve tedavi amaçlı hastaya uygulanan bir takım işlemler kanda enfeksiyon riski oluşturmaktadır. Uzun süreli idrar sondası kullanımı, diyaliz katateri, kanser tedavisi yapmak için konulan kalıcı kataterler bunlara örnektir. Kanda enfeksiyon oluşması çok ciddi ve hayati bir sorundur. Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır. Bu tedavinin mutlaka hastanede ve damar yolu ile yapılması gerekir. Tedavide gecikme olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalarda maalesef ölüm oranı yüksektir.”

Vücutta iltihap olduğunda yüksek ateş oluşabilir

Kanda enfeksiyon saptanması hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Sünbül, “Vücutta iltihap olduğunda başta ateş yüksekliği, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi pek çok klinik bulgunun yanında kanda bazı değerler yükselir. Kana mikrop karıştığından şüphelenilirse hasta derhal hastaneye yatırılır ve incelenir. Klinik şüphe ile birlikte ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar tetkikleri ile tanı konur. Hastadan alınan kanın kültürü yapılır ve kan kültüründe mikrop üretildiğinde tanı kesindir. Bu işlem birkaç gün alabilir, kanda enfeksiyon düşünülen hastalarda derhal tedavi başlanır” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Sağlık

Samsun’da hastane bilgi yönetim sistemi arızası

Samsun’da devlet hastanelerinde yaşanan ‘hastane bilgi yönetim sistemi’ arızasıyla ilgili açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Ali Oruç, “Bu arıza kısa zamanda çözülemiyor. Güncelleme birkaç gün sürüyor. Dün itibarıyla yüzde 90 bitmişti. Yarına bir sorun kalmayacak gibi görünüyor” dedi.

SAMSUN-Hastane bilgi yönetim sisteminde arıza yaşandığını belirten İl Sağlık Müdürü Oruç, “Hastane bilgi yönetim sistemi ile ilgili bir arıza oluşmuştu. O arıza da kısa zamanda çözülemiyor. Güncelleme birkaç gün sürüyor. Dün itibarıyla yüzde 90 bitmişti. Ama yine de bir yavaşlığımız var ister istemez. Şu an çözülmüştür diyebiliriz. Yarına bir sorun kalmayacak gibi görünüyor. Bu akşam son güncellemeleri yapıyorlar” diye konuştu.

Oruç şu bilgileri verdi:
“Arıza nedeniyle muayenede değil ama sonuç görmede yavaşlık vardı. Reçete yazmada yavaşlık vardı. Yoksa bizim randevu ile ilgili bir sıkıntımız yoktu. Bu akşam son güncellemeleri yapacaklar. Tahminimiz hiçbir sıkıntı kalmayacak. Öyle gözüküyor.”

Okumaya devam et

Sağlık

Sıcak hava kalbi yoruyor

Ölüme sebebiyet veren hastalıkların başında kalp damar hastalıklarının geldiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Mete, yaz aylarındaysa daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

BURSA-
Kalp damar hastalarını aşırı sıcaklara karşı uyaran Özel Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Özgür Mete, “Aşırı sıcak ve nemli havalarda kalp krizi geçiren ve kalp damar hastalığı sebebiyle ölen hasta sayısı artış göstermektedir. Bilhassa yaşlı ve ek hastalığı olanlarda bu sayı daha da artmaktadır. Yaz aylarında havanın ısınması damarlarda genişlemeye, sıvı ve tuz kaybına, kalp atışlarının hızlanmasına, kalbin iş yükünün artmasına ve kanın pıhtılaşmaya meyli artar. Risk gurubunda olanların kalp krizi geçirme riski bu sebeple daha fazladır” dedi.

Sıcağa karşı en etkili yöntemin vücudun terlemesi olduğunu belirten Dr. Özgür Mete, “Nemli deriden su buharlaşırken cilt soğumaya başlar. Bu şekilde damarlarda dolaşan sıvı miktarının azalması böbreklerden geçen kan hacminin azalmasına yol açar. Bu da yeterli sıvı alınmadığı takdirde böbrek ve böbreküstü bezlerden salgılanan maddelerle damarların büzülmesine ve ani tansiyon yükselmesi ile kalp yetersizliği bulgularının artmasına yol açar. Terlemenin fazla olduğu sıcak havalarda hipertansiyonu ve kalp yetersizliği bulunan, idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları gerekmektedir. Aksi takdirde böbrek fonksiyonlarında bozulma ve ani tansiyon düşmeleri olabilir. Bu ilaçları kullananlarda fazla sıvı kaybı sonucunda sodyum ve potasyum eksikliği oluşur. Buda kalpte ritim bozukluğu, bilinç de bozulmalar yapabilir” diye konuştu.

Daha önceden kalp damar hastalığı olan hastaların, mümkün olduğu kadar serin yerlerde kalmaları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikâyetleri başlarsa, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini anlatan Mete, “Kalp ve damar hastalarının sıcak yaz aylarını daha sağlıklı geçirmeleri için özellikle güneşin dik olduğu saatlerde direkt güneşin altında dolaşmayıp bu saatlerde serin ve gölgelik yerlerde bulunmalı. Ağır güç gerektiren spor türlerinden uzak durulmalıdır. Sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde 30 dakika yüzülebilir. Ağır, yağlı yemeklerden kaçınıp az ve sık aralıklarla sebze ağırlıklı beslenilmelidir. Günlük sıvı ihtiyacı olan 2-2,5 litre sıvı tüketimine özen gösterilmelidir. Deniz ve havuza sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmelidir. Yemekten sonra hemen denize girilmemelidir” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.