Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

“O 6’lı masanın altında üstünde tartışması olan terör partisi var. Oraya da kontenjan veriyorlar niye çünkü yarın öbür gün oy alacaklar”

İstanbul’da 45 bin kişiyi işe aldıklarını belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, “Bu rakamları Çalışma Bakanlığından aldım. Nasıl aldılar peki, durmadan bağırıyorlar ya ehliyet, liyakat diye öyle mi aldılar yok. Bunu da bir güzel itiraf ediyorlar. Yüzde 35 CHP’den kontenjan, mahalle temsilcilerinden başlıyorlar vermeye. İYİ Parti’ye yüzde 15 bir de adını söyleyemedikleri ortakları var utanıyorlar. Allah kimseye utanacak iş yaptırmasın. Utanıyorsanız yapmayın ortaklık kardeşim. O 6’lı masanın altında üstünde tartışması olan terör partisi var ya oraya da kontenjan veriyorlar niye çünkü yarın öbür gün oy alacaklar. Bu şekilde 45 bin kişiyi işe aldılar” dedi.

Kamil Can Kılıç – Ahmet Mücahid Kantarcıoğlu
ELAZIĞ-
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, Elazığ’da AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı İstişare toplantısına katıldı. Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıya çok sayıda belediye başkanı katıldı.

AK Parti olarak siyasetlerinin hizmete dayılı eser siyaseti olduğunu Vurgulayan Özhaseki, “Hem genelde hem de yerelde hizmet siyasetini önceliyoruz. 22 yıl kadar önce kurulduk. Kurulduktan sonra ilk seçimlerle birlikte iktidar olduk. Bu dönem içerisinde gerek genelde gerekse yerelde milletimizden Allah razı olsun bizleri hep birinci parti yaptılar. Bizlerde bu eser siyasetinin neticesi olarak ülkede o kadar çok eser bıraktık ki çok şükür devrim niteliğinde işler yaptık. Bununla her zaman övünüyoruz. Başımızı da dik tutuyoruz. Sorunlarımız elbette var. Dünyada sorunlar ne zaman bitti. Bu ülkede sorunlar ne zaman sonladı. İnsanlar yaşadığı sürece sorunlar olacaktır. Ancak bu sorunları çözme iradesi var mı. En önemlisi budur. Sorunu çözecek iyi bir kadro var mı. Çok şükür oda AK Parti’de var. Bugüne kadar yaptıklarımız zaten bundan sonra sorunları çözeceğimizin en büyük işaret fişeği olarak görüyoruz. Geçtiğimiz 20 yılda iddia ile bir şey söylüyorum. Geçmişte ne kadar cumhuriyet hükümeti varsa hangisiyle kıyaslarsanız kıyaslayın Allah’a hamt osun hepsinden birkaç misli iş yapmışızdır. Hepsinden de daha başarılıyız. Biz o kadar çok çalıştık ki geçmişte hizmet eden herkesten Allah razı olsun ama bizim yaptıklarımız ölçü kabul etmez. Misli misliyle fazladır” diye konuştu.

“Biz inanıyoruz ki eserler kalıcı algılar ve yalanlar hepsi uçucu”

Türkiye’de bin 390 belediye olduğunu aktaran Özhaseki, “Bunların 805 tanesi AK Parti’de 230 tanesi de Milliyetçi Hareket Partisinde. Yani bin 390 belediyeden bin 35 belediye Cumhur İttifakı belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Çok şükür hizmet ediyoruz. Neden insanlar bizlere hep teveccüh ediyor. Bu çok net. Biz onların içinden bir parçayız. Onlar gibi düşünüp onlar gibi yaşıyoruz. Onların değerlerini temsil ediyoruz bu çok önemli. Aynı zamanda da çalışıyoruz. Gece gündüz demeden gayret ediyoruz. Algı ve yalan peşinde değiliz. Çünkü biz inanıyoruz ki eserler kalıcı algılar ve yalanlar hepsi uçucu o yüzden biz hizmet etmeye devam edeceğiz. Belediyecilik anlayışımızda 3 temel düsturumuz var. Bir insanlığa hizmet kim olursa olsun o beldede kim yaşarsa yaşasın o beldede kim yaşarsa yaşasın dini, dili, ırkı, mezhebi her ne olursa olsun hizmet hizmet ve hizmet anlayışındayız. İkinci düsturumuz mahlukata şefkat yaratılmış ne varsa Allah ne yaratmışsa ki zaten başıboş hiçbir şey yaratılmamıştır. Canlı cansız ayrımı yapılmaksızın onlara karşı şefkat. Üçüncü olarak da bizim prensibimiz tavazzuh bundan vazgeçmeyiz. Biz milletin içerisinde birer ferdiz. Hizmet etmekle gurur duyuyoruz. Onların hepsi bizim babamız, annemiz, ağabeyimiz, bacımız ve kardeşimizdir onlara karşı asla yukarıdan bakıp kibirlenemeyiz” şeklinde konuştu.

“Ajanlara verdikleri büyük paralarla kendi reklamını yaptıran bir takım CHP’li belediyeler türedi”

Son dönemde yeni bir belediyecilik anlayışının çıktığını dile getiren Özhaseki, “Allah bir an önce başımızdan def etsin diye dua ediyorum. Ne yazık ki bu dönemde hizmet etmeyi düşünmeyen sadece ajanlara verdikleri büyük paralarla kendi reklamını yaptıran bir takım CHP’li belediyeler türedi. Bu sözlerin hiçbirisinin altı boş değil. Olmayanı olmuş gibi var olmayanı varmış gibi yalan riya iki yüzlülük insanlara göstererek kendilerini havalı civalı arkadaşlarla gibi gösterip orada bir kere daha seçilebilme ümidiyle eğer o da olmazsa Cumhurbaşkanlığında sıra bana gelir mi diye kendi belediyesini idare etmekten aciz insanların kendi belediyesin halkını mutlu etmeyi düşünmeyen insanların Cumhurbaşkanlığına gözünü dikip ajanslara milyonlarca lira verdikleri döneme girdik. İstanbul Belediyesi Tevfik kardeşimiz birkaç defa açıkladı. 845 milyon lira Elazığ’ın hizmet bütçesinin birkaç mislidir. Bu parayı sadece ajanslara veriyorlar. Peki İstanbul’a deprem gelecek diyorlar ne kadar ayırmışlar 495 milyon, yahu 16 milyon insan depreme yakalanmasın aman bir şey olmasın diye bu paranın yarısı ayrılır mı ama ajanslara algı operasyonları için verilen para daha kıymetli. Sosyal tesisler için 12 milyon lira ne yazık ki böyle bir belediyecilik anlayışıyla karşı karşıyayız. Elbette ki onları gönderecek olan yerine hizmeti getirecek olan yine vatandaşımızdır” dedi.

“Ankara İstanbul, Adana ve Mersin illerinde 25 bin kişiyi işten attılar”

Gayret edip doğruları da söylemek zorunda olduklarını belirten Özhaseki, “Bunun yanı sıra ne söylemişlerse tam tersini yapmaya da devam ediyorlar. Seçim öncesinde benim de telefonumda var isterlerse gönderirim. CHP Genel Merkezi de buna dahildir. Hiçbir emekçiyi işinden etmeyeceğiz hiçbir işçi arkadaşımızı emeksiz bırakmayacağız. Onları işinden eden namussuzdur şerefsizdir diye nutuklar attılar. Nereye gitti bu şeref ve namus. Toplamda Ankara İstanbul, Adana ve Mersin illerinde 25 bin kişiyi işten attılar. İşe gelmiyorsa atın. Sarhoş gelmişse hırsızlık yapmışsa atın ama böyle mi attınız hayır. Onlar AK Partili diye atıyorlar. Günah değil mi kardeşim. Bizde belediye başkanlığı yaptık. Bu kardeşiniz haksız yere şu partili diyerek tek bir Allah’ın kulunu işinden etmedim günahtır ahı yerde kalmaz çarpar adamı. Günlerce insanlar aç bir şekilde belediyelerin önünde beklediler ama yüzlerine bile bakmadılar. Diyeceksiniz ki AK Parti partizanlık yaptı yüzlerce adam aldı ne yapsınlar maaş ödeyemiyorlardı adamlar o yüzden de attılar” ifadelerini kullandı.

“6’lı masanın altında üstünde tartışması olan terör partisi var”

45 bin kişiyi İstanbul’da işe aldıklarını ifade eden Özhaseki, “Bu rakamları Çalışma Bakanlığından aldım. Nasıl aldılar peki, durmadan bağırıyorlar ya ehliyet, liyakat diye öyle mi aldılar yok bunu da bir güzel itiraf ediyorlar. Yüzde 35 CHP’den kontenjan, mahalle temsilcilerinden başlıyorlar vermeye İYİ Parti’ye yüzde 15 bir de adını söyleyemedikleri ortakları var utanıyorlar. Allah kimseye utanacak iş yaptırmasın. Utanıyorsanız yapmayın ortaklık kardeşim. O 6’lı masanın altında üstünde tartışması olan terör partisi var ya oraya da kontenjan veriyorlar niye çünkü yarın öbür gün oy alacaklar. Bu şekilde 45 bin kişiyi işe aldılar. Durmadan bu şehirlerin öyle büyük gelirleri var ki bu şehirleri acayip idare ederiz derken yeni borçlanmalara gittiler. İstanbul’da Ankara’da ve büyükşehirlerde trilyonlarca borçlandılar. İstanbul’da Cumhurbaşkanımızdan itibaren 25 yıl boyunca borçlanma miktarımız 28 milyon liraydı. Bunların geçen sene başında borçlandıkları miktar 52 milyarı geçti. Bizim 25 senede yaptığımız borçlanmanın 2 mislini 2 sene içerisinde yaptılar. Şimdi yeni borçlanmalar istiyorlar. Verilmezse ‘Önümüz kesiliyor efendim’ diye bağırıyorlar. Bir belediye CHP’ye geçmiş olabilir. Vatandaş öyle taktir etmiştir, bir dönemde onun hizmetini almak ister. Siz hayırlı bir hizmet geldiğinde meclis üyeleri olarak sakın ola önlerini kesmeyin, ne diyorsa evet deyin. Bazı ilkelerimiz de var. Yeşil alanı talan edecekler ettirmeyin, bazen lüzumsuz yere dışardan mal ithal etmek istiyorlar bir dakika deyin. Onun yerlisi de var içeriden alın deyin. Ama hiçbir hayırlı hizmete mani olmayın. İstanbul için söylüyorum arkadaşlar dedi ki 4 binden fazla meclis teklif gelmiş. Arkadaşlarımız 3 bin 955 karara evet demişler. Ankara da aynı şekilde. Biz sizin nasıl önünüzü kesiyoruz. Meclise ne getirseniz evet diyoruz. Hükümetten gelen paralardan eksilme var mı yok. İller Bankasından ve maliyeden şu kadar pay gelecek diye yazdıkları halde onun daha fazlasını göndermişiz. Hükümet paranızı kesmiyor, daha fazlasını gönderiyor. Meclisteki tüm arkadaşlar hayır hizmetine evet diyor. Siz çıkıp durmadan yalan söylemeye devam ediyorsunuz. Arkadaşlarımız bunu örnekleriyle pazartesi günü 11 tane CHP’li belediyenin olduğu yerlerde ki AK Parti Grup Başkan Vekilleri mecliste haykırarak anlatacak. Bunların yalanlarını yüzlerine çarpmak için toplanıyorlar. Çünkü ömürleri yalanla geçiyor. Genel başkanları yalan söylüyor, altındakiler, belediye başkanları yalan söylüyor. Böyle bir yalan dünyası üzerinde gidiliyor” dedi.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Fatih Erbakan: Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu

Pendik’te vatandaşlarla buluşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan; “Geçtiğimiz ay Yargıtay’ın açıklamış olduğu rakamlara göre Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu, şampiyon oldu” dedi.

Enes Şamil Gönenç – Mustafa Ayabakan
İSTANBUL-
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Pendik’te bir dizi ziyarette bulunarak vatandaş ile biraraya geldi. Öğlen namazını Pendik Çarşı Camii’nde kılan Erbakan, namazını kıldıktan sonra cami önünde bulunan partisinin stant çalışmalarına katılarak vatandaşlarla buluştu. Namaz çıkışı Erbakan’ı coşkulu bir kalabalık karşılarken Refah Partisi Genel Başkan’ı Fatih Erbakan, alanda bulunan Saadet Partisi, AK Parti ve MHP stantlarını da gezerek bir süre sohbet etti. Daha sonra coşkulu kalabalıkla etraftaki dükkanları gezen Erbakan, esnaflarla sohbet ederek selamlaştı.

Stant çalışmalarının ardından Şehit Orgeneral Eşref Bitlis Parkı’nda vatandaşlara seslenen Erbakan, “81 il teşkilatı, 920’den fazla ilçe teşkilatı, 250 bin’i aşan resmi Yargıtay sayfasında görülen üyesi, 50 bin’e yakın sandık baş müşahiti, hanım ve gençlik teşkilatları, pek çok ilimizde mahalle ve köy teşkilatlarımızla Türkiye’yi kuşattık ve seçimlere en hazır, en güçlü parti olarak şuanda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçtiğimiz ay Yargıtay’ın açıklamış olduğu rakamlara göre Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’de en fazla üye kaydeden parti oldu, şampiyon oldu. Geçen ay 15 bin’e yakın bir üye kaydıyla Türkiye’de 1. parti olduk. Bu ay daha 20 gün dolmadan sadece gençlik kollarımız 10 bin 100 üye yaptı, sadece hanım kollarımız 12 bin 700 üye yaptılar. Yeniden Refah Parti’miz Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi olmuştur, hayırlı ve mübarek olsun. Erbakan Hocamızın da dediği gibi iman ile bu başarıyı elde ettik” dedi.

Okumaya devam et

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa programı iptal edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa programı iptal edildi.

BURSA
-Erdoğan, BTSO’nun ödül törenine katılıp 18 milyar liralık özel ve kamu yatırımlarının uzaktan açılışına katılacaktı. Gökdere Meydanı’nda halkla buluşması planlanan Erdoğan’ın şehirdeki tüm programları ileri bir tarihe ertelendi.

AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım’ın Bursalı şehidin cenazesi ve T2 tramvay hattının açılışına katılacağı öğrenildi.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bursa programının TOGG otomobil fabrikasının açılış günü 29 Ekim tarihine planlanabileceği kaydedildi.

Okumaya devam et

Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Verilen sözler önemli ama asıl olan uygulama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, verilen sözlerin önemli olduğunu ama asıl olanın uygulama olduğunu belirterek, “Bundan sonraki süreçte ülkemize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini yakından takip edeceğiz” dedi.

İSTANBUL-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madrid’teki NATO Zirvesi sonrasında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna’daki savaşla birlikte düşünüldüğünde NATO tarihindeki en önemli zirvelerden birisini başarıyla gerçekleştirdik. NATO’nun Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliği bakımından oynadığı asli rolü bu vesileyle bir kez daha teyit ettik. Madrid Zirvesi bu kritik dönemde birlik ve dayanışma mesajı verilmesi bakımından önemli bir fırsat teşkil etti. Zirvede NATO’nun hedeflerini ortaya koyan ve önümüzdeki dönemde yapılması gereken çalışmalara yön verecek olan yeni Stratejik Konsepti kabul ettik” dedi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurularının, zirve bağlamında öne çıkan konulardan birisi olduğun belirten Erdoğan, “Biz bu noktada en başından beri ortaya koyduğumuz ilkeli ve dirayetli tutumu Madrid’de de sürdürdük. Bu ülkelerin bilhassa terörle mücadele alanında meşru taleplerimize yönelik bağlayıcı taahhütlerde bulunmaları, somut ve net adımlar atmaları gerektiğini kendilerine ifade ettik. Genel Sekreterin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirdiğimiz dörtlü zirve akabinde imzalanan muhtırayla tüm bu hususları kayıt altına aldık. Ülkemizin bu muhtırayla elde ettiği kazanımlar yanında Türkiye özellikle terörle mücadele alanında pek çok ilke imza atmıştır. Kuzey Atlantik Konseyinde ilk kez talebimizle “Terörizm ve Güney” konulu özel oturum düzenlendi. Terörizmin bütün tür ve tezahürleriyle temel iki tehditten biri olduğu, İttifak’ın en üst rehber belgesine girdi. Sınırlarımız ve ulusal güvenliğimiz temelinde 360 derece yaklaşıma her belgede atıf yaptırdık. Stratejik Konsept’te ilk kez, terör örgütlerinin “halklarımızın ve topraklarımızın” yanı sıra “güvenlik kuvvetlerimizi” tehdit ettiğini kayıt altına aldırdık. Ayrıca Finlandiya ve İsveç’le imzaladığımız üçlü muhtıradaki terörizm ve dayanışma hususları tüm müttefikler için yol gösterici olacaktır. Bundan sonra PKK ve FETÖ mensupları için terör propagandası yapmak, ülkemize ve vatandaşlarımıza saldırmak, insanları tehdit etmek, ortalığı yakıp yıkmak çok daha zorlaşacaktır. Her ne kadar muhalefet gölgelemeye çalışsa da NATO Zirvesi Türkiye için büyük bir diplomatik zafer olmuştur. Bu gerçeği sadece muhataplarımız değil akıl, vicdan ve asgari düzeyde diplomasi bilgisi olan herkes tasdik ediyor. Terör örgütüne sırtını dayayanların Türkiye’nin kazanımları karşısında yaşadıkları hayal kırıklığını hepimiz görüyoruz” dedi.

Verilen sözlerin önemli olduğunu ama asıl olanın uygulama olduğunun altını çizen Erdoğan, “Terörle mücadelesinde defalarca arkasından hançerlenmiş bir ülke olarak ihtiyatlı davranıyoruz. Bundan sonraki süreçte ülkemize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini yakından takip edeceğiz. NATO bağlamında ele aldığımız konuların yanı sıra zirve sırasında pek çok ikili görüşme de gerçekleştirdik. Fransa, Romanya ve Güney Kore cumhurbaşkanları, Birleşik Krallık ve Hollanda başbakanları, İspanya hükümet başkanı, Almanya ve Avusturya Şansölyelerinin yanı sıra Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile ikili görüşmelerimiz oldu. Amerikan Başkanı Biden’la da ikili meselelerimizi ve bölgesel konuları ele aldık” dedi.
Erdoğan, ‘İsveç ve Finlandiya ile yaptığınız mutabakat ve NATO’nun aldığı kararlarla, Türkiye’nin NATO’yu terörle mücadele konusunda “istediği yönde hareket etmeye” en azından kağıt üzerinde yönlendirdiğini anlıyoruz. İkili görüşmelerinizde muhataplarınızın terörle mücadele konusunda samimiyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna, “Madrid Zirvesinde alınan ve kayda geçen bütün bu kararlar uygulamada ne getirecek ne götürecek bunu tabii zaman içerisinde görme fırsatımız olacak. Kaldı ki şunu bilmemiz gerekiyor; bu atılan imzalar bu işin bitmesi anlamına gelmiyor. Bazıları zannediyorum biraz da bunun telaşı içindeler. İş bitmiyor. Bu daha bir davettir. Bu davetle bir süreç başlıyor. Bunun ne kadar süreceği belli değil. Şu anda bu tabii kayıtlara giriyor. Bu kayıtlarla birlikte nereye varacak onu da göreceğiz. Ama görünen bir gerçek var ki bunlar şu anda bizim ne kadar doğru yolda olduğumuzun en güzel ispatıdır. Yaptığımız görüşmelerle PKK/PYD/YPG, FETÖ, tüm bu terör örgütleri NATO’nun artık yazılı kayıtlarına giriyor. Bu işin yazılı kayda girmesi ilk defa oluyor. Yani PKK Avrupa Birliği’nin metinlerinde vardı ama YPG/PYD ve FETÖ yoktu. Peki sorun bakalım, bunları bu metinlere koydurana kadar nasıl bir mücadele verildi? Biz sinyali verdik, onlar da hemen yaptı gibi bir şey olmadı. Onlar bu metinlere girmemesi için mücadele verirken, biz de “Bu metinlere girecek. Girmediği takdirde, kusura bakmayın. Bu bizim kırmızı çizgimizdir” dedik. Ekiplerimiz görüştüler, konuştular, en sonunda metinlere bunlar da girdi. İş o şekilde davet mektubu haline geldi. Ama daha süreç bitmedi. Bundan sonra daha bu işin uzun bir yolculuğu var, süreci var. Biz sabırla bu mücadeleyi sürdürdük. İnşallah sonu da hayır olur diyoruz. Buradaki toplantımızda da gerek İsveç gerek Finlandiya’daki terör örgütü faaliyetlerine dair bütün bilgi, belge, görüntüleri tekrar ortaya koyduk. Hem bunları hem de kitapçıkları flashbellekler içinde kendilerine verdik. “Terör örgütünün ve iltisaklı grupların resimlerini görmeniz, ne yaptıklarını ne ettiklerini bilmeniz lazım” dedik. Türkiye 40 yıldır bu mücadeleyi sürdürüyor ve bizim 40 bin insanımızı, vatandaşımızı bunlar şehit ettiler. Şimdi bütün bu süreçten sonra biz kalkıp da bu terör örgütlerinin faaliyetlerine müsaade edenlere el bebek gül bebek buyurun yürüyün mü diyeceğiz. Burada ayrıca terörizm oturumunda İletişim Başkanlığımızın hazırladığı, terörün gerçek yüzünü ve ülkemizin terörle mücadelesini anlatan bir video yayınladık. O video da tabii bunları çok etkiledi” cevabını verdi.

Erdoğan, ‘Gördüğüm kadarıyla İsveç ve Finlandiya’nın kendi kamuoylarından da bazı baskılar var. Eğer böyle bir şey olur da geri adım atarlarsa, buradaki taahhütlerini yerine getirmezlerse, Türkiye’nin beklentilerine yanıt vermemeye devam ederlerse, üyeliklerinin bloke edilmesi, askıya alınması, üyelik süreçlerinin dondurulması mümkün olabilir mi? Acaba böyle bir şey taahhüt edildi mi?’ sorusu üzerine, “Zaten buraya giriş, davet veya kabul böyle bir anda olan işler değil. Makedonya ile ilgili süreç uzun yıllar sürdü. Bunlar böyle hemen olan işler değil. Bu süreç içerisinde ne yapacaklar, nasıl bir yol izleyecekler? Bunlar gerçekleştikten sonra, bu süreçte takip edeceğiz. Ki onay merciimiz parlamentomuzdur. Parlamentomuzun onayı olmadan zaten bu iş yürürlük kazanmıyor. Onun için bu konuda bir telaşa gerek yok. Bundan sonraki şey onların kucağındadır. Şu anda İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olmuş değildir. Bunun bir defa bu şekilde bilinmesi lazım. Ama bu işten cehli olanlar zannediyorlar ki bu iki ülke artık NATO üyesi oldu. Hayır, böyle bir şey yok. Onun için telaşa da gerek yok. Bu işin idraki içinde olanlar bu sürecin nasıl takip edildiğini veya edileceğini gayet iyi bilirler. Bu bakımdan bizler bu müzakereleri arkadaşlarımızla nasıl kararlı bir şekilde yürüttüysek, bundan sonra da aynı kararlılıkla takibini yaparız. Bundan sonraki süreç özellikle İsveç ve Finlandiya’ya aittir. Herhangi bir yanlışları vesaire olduğu zaman zaten kapı gibi belgeler elde, oradan gereğini yaparız” dedi.

‘Terörle mücadele kapsamında bu söz konusu iki ülkeden yakın zamanda bazı terör suçlularının iadesi söz konusu olabilir mi?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Şimdi bu konuda verilmiş sözler var. Örneğin İsveç 73 teröristi bize gönderecek. Şu anda 3-4 tane gönderdiler. Ama bunlar bizim için yeterli değil. Tabii bunları Adalet Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız yakın markaja alıp takibini yapacak ve bu teröristleri gönderin bakalım diyecek. Bunların hepsi bizim taleplerimiz olarak şu anda ortada. Bunlar geldi geldi; gelmediği takdirde gereği ne ise o gereğini de biz her an kurumlarımız ve birimlerimiz vasıtasıyla yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Erdoğan, ‘NATO’daki terörizm konulu oturumda liderlere gösterdiğiniz videoya reaksiyonları nasıldı? 40 yıllık mücadelemizin kısa süreli bir gösterimi olarak ikna edilmelerini sağlamış mıdır?’ sorusuna şöyle cevap verdi:

“Birkaç lider oraya atıfta bulunarak konuşmalarını yaptı. Bu önemliydi. Biz de zaten konuşmamızda özellikle atıfta bulunduk. Ben tesirli olduğu inancındayım. Kendilerine dağıttığımız kitapçıklar ve flashbellek içindeki bilgi ve görsel dokümanlar da herhalde bunları çok daha etkileyecek diye düşünüyorum”.

‘NATO Genel Sekreterinin basın toplantısını da takip ettik. Şunu söyledi, NATO’nun yeni konseptinde doğrudan hedef ilk olarak Rusya olarak anılıyor. İkinci bir tehdit olarak da Çin’e işaret ediliyor. Bu yeni durum yeni bir Soğuk Savaş gibi görünüyor. Biz de NATO üyesiyiz. Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerinde bu yeni konsept zarar verebilir mi?’ sorusuna Erdoğan, “Biliyorsunuz, bu süreçle ilgili olarak bizim baştan itibaren bir yaklaşım tarzımız var. Bu da nedir? Burada bir denge politikası güderek süreci işletmekten yanayız. Bu denge politikası anlayışımızı, bundan sonraki süreçte de yine devam ettireceğiz. Zira bizim şu anda Rusya ile belli bağlantılarımız var. Bugün bizim kullandığımız doğalgazın yaklaşık yüzde 40’ını oradan alıyoruz. Öbür tarafta şu anda nükleer enerjiyle ilgili Akkuyu Santrali çalışmamız var.
Dördüncü bölümünün temeli de birkaç ay içerisinde, belki de temmuz ayı içerisinde atılacak. Dördüncü bölümün temelinin atılmasıyla birlikte bu santralin inşallah süratlenip 2023-2024 gibi devreye alınması söz konusu olacak. Bunu da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanım yakın şekilde takip ediyor. Bunun dışında bizim savunma sanayiine yönelik de ilişkilerimiz, irtibatlarımız var. Bütün bunlar şu anda bizi birbirimize ilişkili hale getiren konular. Dolayısıyla da biz hem Rusya ile hem Ukrayna ile bu ilişkileri devam ettireceğiz ve denge politikasıyla da bu işi sürdüreceğiz. İstiyoruz ki diplomasi trafiğimiz buradan kesinlikle zarar görmesin” cevabını verdi.

‘Suriye’ye yönelik yeni harekatın, hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz başlayacağını açıklamıştınız. Rusya’nın yeni çekinceleri mi söz konusu? Olası harekata yönelik bir ay önce başlayan açıklamaların ardından bir farklılık, bir denklem değişikliği söz konusu mu? Hazırlıkların tamamlanmasından kastınız askeri mi, diplomatik mi?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak benim her zaman bir ifadem var; bir gece ansızın gelebiliriz. Hiç telaşa gerek yok. Aceleye gerek yok. Biz zaten şu anda o bölgede çalışıyoruz. Malum, bir taraftan Irak’ın kuzeyindeki çalışmalarımız, bir taraftan yine aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde, Afrin’de vesaire çalışmalarımız var. Bu arada tabi üzüntümüz büyük, şehitlerimiz de oluyor ama onlara 1’e 10 bedelini ödetiyoruz. Şu anda bu harekât yürüyor. Ama tabii şu ana kadar anlaşılanın veya anladığınızın ötesinde beklentiler var. Onun da farkındayım. Biraz sabırlı olursak, biz şu anda peyderpey yürüttüğümüz operasyonların fevkinde olanı da inşallah en güçlü şekilde vakti saati geldiğinde gerçekleştiririz” dedi.

Erdoğan, ‘Ankara’dan ayrılmadan önce Esenboğa’da yaptığınız basın toplantısında 5. maddeyi hatırlattınız ve dediniz ki “Binlerce tır silah geliyor ve güneyimizde teröristlere veriliyor. Başkan Biden ile yaptığım telefon görüşmesinde bunu kendisine söyledim ama Madrid’deki görüşmemizde de bunları tekrar yine söyleyeceğim.” Biden’la yaptığınız görüşmede bu konu gündeme geldi mi?’ sorusuna, “Elbette söyledim. Trump döneminden aldım; dedim ki binlerce tır silah, araç, gereç, mühimmat buraya getirildi. Biz şimdi burada terörü müzakere edeceğiz. Ama Türkiye’yi hedef alan teröristlere silah, mühimmat, araç, gereç bu şekilde verilirken biz NATO’da ortaklar olarak nasıl dayanışma içinde olacağız?” cevabını verdi.

‘Devamında şunu sormak istiyorum aslında; daha önceki zamanlarda Washington yönetimini YPG’ye verilen silahlarla ilgili olarak diyorlardı ki “YPG DEAŞ’a karşı bizim taktik manada desteklediğimiz bir örgüt.” Şimdi Türkiye olarak tüm bunları karşı tarafa iletiyoruz. Bu yeni durumu nasıl izah ediyorlar? Yani stratejik ortağına parasıyla vermediği silahları taktik ortağına hibe etmesini Washington yönetimi nasıl açıklıyor?’ sorusu üzerine Erdoğan, “Onların izahından çok biz ne anlıyoruz o önemli. Şahsen Türkiye Cumhuriyeti’nin Reis-i Cumhur’u olarak bana onların getirdiği açıklamalar hiçbir zaman tesir etmez. Niye? Çünkü bizim gördüklerimiz var. Onlar hiçbir zaman kalkıp da “Evet, bunlar terör örgütüdür” derler mi? Demeyecekler. Bunların gerçek manada PYD/YPG, DEAŞ, DHKP-C’ye karşı herhangi bir mücadele vermesi veya onlarla savaşması söz konusu olabilir mi?” dedi.

Erdoğan, ‘Yunanistan’la ilişkilerde bir süredir gergin bir döneme girildi. Sizin de çok net açıklamalarınız oldu ve en temel mesele zaten adaların silahlandırılması mevzusu. Bu noktada sizin açıklamalarınızın Yunanistan tarafından yeterince anlaşıldığını düşünüyor musunuz? Abdülhamid Han gemimiz en son filoya katıldı. Doğu Akdeniz’de özellikle de Kıbrıs açıklarında sondaj çalışmaları yapacak mı?’ sorusunu, “Yunanistan’ın başındaki zatın tavrı zaten belli oldu. Bu tavır karşısında da bazı aracıları devreye sokuyorlar. Yaptığım görüşmelerde hemen hemen bütün cumhurbaşkanları, başbakanlar “Biz aracı olalım, bir araya getirelim, görüşmeniz olmayacak mı, en azından bu yıl sonuna kadar görüşme yapsanız” gibi bir yaklaşım ortaya koydular. Biz de kendilerine şunu söyledik; “Kusura bakmayın, bizim şimdilik bu görüşmeye ayıracak vaktimiz yok.” Çünkü adaları şu anda nasıl silahlandırdıkları ortada. Diğer taraftan hava sahamızı sürekli ihlal ediyorlar. Şimdi bizimle uyumlu bir hale gelecek olan kalkıp da hava sahalarımızı ihlal etmek suretiyle bizi tahrik eder mi? Bir de adalara gidiyor; oralarda beton barınaklar yapmak, çukurlar kazmak suretiyle oralardan da sinyal vermeye kalkıyor. İyi niyeti yok. İyi niyeti olsa bu adımları atmaz. Bunları yaptığına göre, kusura bakmasın, biz bu yıl bir defa Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısını yapamayız, yapmayacağız. Ve o artık Türkiye’deki gelişmeleri beklesin. Kendisine de çeki düzen versin. Kendisine çeki düzen vermedikten sonra bizim bir araya gelmemiz mümkün değil” diye cevaplandırdı.
‘Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında hem bölgede hem dünyada ülkeler arası ilişkilerde yeni bir dönem başladı. Türkiye de bu süreçte etkin bir diplomasi yürütürken, bir yandan da gerektiğinde sert güç kullanmaktan geri durmuyor. NATO’da alınan bu sonuçla da bu yeni sürecin çok etkili olduğunu görüyoruz. Bölgesinde ve dünyada Türkiye’nin bu aktif ve etkin rolüyle ilgili siz ne dersiniz acaba? Yeni dönemi siz nasıl yorumlarsınız?’ sorusuna Erdoğan, “Bir defa siyaset yapıyoruz. Siyaset yapmanın ötesinde 780 bin kilometrekarelik Türkiye’yi yönetiyoruz. 85 milyon nüfusuyla güçlü bir Türkiye var. Bu güçlü Türkiye’mizi bizim geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşımamız, götürmemiz lazım. Az önceki soruda değinilen Abdülhamid Han sondaj gemimiz de bu yaklaşımın bir adımı. Tabii bu süreç birilerini rahatsız ediyor. Düşünün 20 yıl önce ne sismik araştırma ne de sondaj gemimiz vardı. Ama şimdi 2 tane sismik araştırma, 4 tane sondaj gemimizle biz Karadeniz’i ve Akdeniz’i sürekli arayacağız, tarayacağız ve buralardan bir netice çıkarmaya çalışacağız. Şu anda bize verilen raporlara göre de inşallah bu yıl sonu itibariyle, önümüzdeki yılın başı itibariyle neticeler artık gelmeye başlayacak. Çünkü bu konuyla ilgili raporlarda artık sinyaller veriliyor. İnşallah bu doğalgazı, petrolü gördüğümüz andan itibaren bizim tabii bu konuda vatandaşımızı da rahatlatma sürecimiz ayrıca başlayacak. Bu konuda bu gemilerimiz sadece kendi ülkemizde değil ülke dışında da iş görecekler. Tabii Abdülhamid Han devreye girdiği günlerde, malum siyasi partilerin bir tanesinin başında bulunan ve kendine güya tarihçi diyen hanımefendinin, Sultan Abdülhamid’e çok çirkin bir yaklaşımda bulunması, biraz da bu ismin belirlenmesine vesile oldu. Çünkü biz Sultan Abdülhamid Han hakkında böyle olumsuz ifadeler kullanılmasına fırsat vermeyiz. O Osmanlı’nın son döneminde 33 yıl bu toprakları yönetmiş, idare etmiş. Kalkacaksın sen ecdadına laf söyleyeceksin. Biz buna asla müsaade etmeyiz. Onun için de orada sondaj çalışması yapan gemimize nasıl Abdülhamid Han ismini verdiysek, inşallah oradan gelecek neticeler de en güzel cevap olacaktır. Ecdadına saygısı olmayanın bu millete de saygısı olmaz, geleceğine de saygısı olmaz. Bu şekilde de adımı atmış olduk. Bütün bu gelişmelerle birlikte inşallah biz 2023’e hazırlanmanın gayreti içerisindeyiz. Bu mücadeleyi milletimizle beraber yürütecek ve NATO’nun 70 yıllık bir üyesi olarak çok daha isabetli, çok daha hayırlı adımları atmaya devam edeceğiz” cevabını verdi.

‘İç siyasetle ilgili bir soru sormak istiyorum. 6’lı masanın adayı belli değil. Bir taraftan da 6’lı masanın büyük ortağı CHP’nin HDP ile ilişkisinin son dönemde arttığını görüyoruz. 6’lı masanın bilhassa da CHP’nin HDP ile olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusun Erdoğan, “Daha önce de söyledim; biz şu anda sadece kendimize bakıyoruz. Onların ne yaptığı ne ettiği bizi pek ırgalamıyor. Ama görünen gerçek o ki bu işin üstü şişhane altı kaval. Onun için biz ne yapacağız ne edeceğiz ona bakalım. Bunların 6’sı, artı 1’le de 7’si ne gibi adımlar atacaklar, nasıl bir aday belirleyecekler? Biz şu anda adayımızı belirlemişiz, Cumhur İttifakı olarak yolumuza devam ediyoruz. Rabbim sonunu hayretsin. 2023 inşallah ülkemiz için hayırlara vesile olur” diye cevapladı.





Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.