Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Siyaset

Kılıçdaroğlu sordu, salon ayakta alkışladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 27. Dönem 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor. Bazılarınız da isteyerek ya da istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Ama artık karar verin. Beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz? Benimleyseniz benimle olduğunuzu da artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum” dedi. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, salonda ayakta alkışlandı.

Ceren Atmaca Özden – Ali Gözeten – Sinan Yeniçeri
İZMİR-
Yeni yasama yılı öncesi Türkiye Millet Meclisi (TBMM) CHP Grubu, İzmir Seferihisar’da kamp yapıyor. Toplantıya başkanlık eden Kılıçdaroğlu’nun mesaisi, dün başladı. Öğlen saatlerinde kente gelen Kılıçdaroğlu, ilçede buluna otele eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel ile birlikte giriş yaptı. Dün akşam serbest zamanın ardından partililerle akşam yemeğinde bir araya gelen CHP lideri, partililerle yapacağı toplantı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Toplantının ana gündem maddesi ekonomi olurken, Kılıçdaroğlu, “Bazen çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Sokaktaki vatandaşımız da biliyor. Ezen sisteme beraber direnmek zorundayız ki bizden sonra geleceklere güzel bir Türkiye bırakabilelim. Biz cesaretle çalışmaya devam edeceğiz. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız. Sürekli yürümeye ilerlemeye kararlıyım. Hiçbir şey inandığım yoldan geri çeviremez. Bu ülkeyi seven insanların umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor. Özgürlük, doğruluk, adalete susamış halka kurtuluşu beraber getireceğiz ama şunu da artık bilme zorundayım. Gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor. Bazılarınızın da isteyerek ya da istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Ama artık karar verin. Beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz? Benimleyseniz benimle olduğunuzu da artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum” diye konuştu.

“Umutsuzluğa yer yok”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in konuşmasına atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, “Soyer, derin bir umutsuzluktan söz etti. Bütün arkadaşlarım emin olsun; bizim kitabımızda umutsuzluğa yer yoktur. Derin bir yoksulluk var ama umutsuzluk yoktur. Biz umudu büyütmek, umudu yeşertmek ve bunun mücadelesini vermek zorundayız. Salı günü Elazığ’da grup toplantısı yaptık ama bir gün önce bütün billboardlarda halkı tahrik etmeye çalışan afişler asılmıştı. Milletvekili arkadaşlarımız yapılanın doğru olmadığını duyurmaya çalıştılar ama ben ‘Afişler kalsın’ dedim ve afişlerin önünde fotoğraf verdim. Bu ülkenin insanı kışkırtmalara asla kapı aralamayacaktır ve Elazığ bizi kucakladı. Caddelerinde, sokaklarında milletvekili arkadaşlarımız gezdiler. Elazığlılara buradan yürekten teşekkür ediyorum. Bir insanı karalamaya kalkılıyorsa artık ‘Ben ülkeyi yönetemiyorum’ noktasına gelmiştir” sözlerine yer verdi.

“Kurt geçirdiği kışı bilir ama yaşadığı ayazı unutmaz”

“Türkiye’nin yönetilmediğini gayet iyi biliyoruz” diyen CHP lideri, “Sadece ben değil esnaftan ev kadınına; çiftçisinden sanayicisine kadar herkes bu ülkenin yönetilmediğini görüyor. Türk lirasının eridiğini görüyoruz. Merkez Bankasının banka olmaktan çıktığını biliyoruz. Hayat pahalılığını biliyoruz. ‘128 milyar dolar nerede?’ diye afişler asmıştık. 128 milyar dolar buharlaştı ama yılbaşından bu yana 75 milyar dolar daha buharlaştı. Fiyatlar düşmedi, enflasyon inmedi, bütçe açığı kapanmadı, dış ticaret açığı kapanmadı. Kurt geçirdiği kışı bilir ama yaşadığı ayazı unutmaz. Bu millet her şeyin farkındadır” ifadelerini kullandı.

“Bize katılın”

CHP olarak bilinmeyenlere ışık tuttuklarını, geniş kitlelerin bunu bilmesi için çaba harcadıklarını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “’Biz faize karşıyız’ diyorlar. Faize karşı olmadıklarını, tam tersine bu süreçte cumhuriyet tarihinde görülen bir olağanüstü olumsuz olaya imza attıklarının farkında olmamız lazım. Bütün arkadaşlarımızın halka anlatması lazım. Milyonlarca insandan bir avuç kişiye kaynak aktarıyorlar. İlk 8 ayda kur korumalı mevduat dahil faiz ödenen faiz miktarı 250 milyar lira. 250 milyar lira ödüyorlar ama çiftçiye yaptıkları yardım 8 ayda 25 milyar lira. Oysa kanuna göre 143 milyar lira vermesi lazım. Ama biz vereceğiz. Gittiğiniz her yerde çiftçilere ‘Payı size vermiyorlar, iktidara geldiğimizde size vereceğiz’ deyin. Bir garabete imza attılar. AK Parti’ye, MHP’ye oy veren kardeşlerim; Allah aşkına bir bankaya gidin kredi çekmek istediğinizi söyleyin. Bakın bakalım yüzde 12 faizle veriyorlar mı? Vermeyecekler. Bankaların karı 1 yılda yüzde 500’Ün üzerinde artış gösterdi. Esnafa soruyorum; yüzde 500 gelirin arttı mı? Sizin geliriniz yüzde 500 arttı mı? O zaman oturup düşüneceksiniz. Bu iktidar kime hizmet ediyor düşüneceksiniz. Bu tabloyu kesinlikle değiştireceğiz. Kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Bize katılın. Beraber değiştireceğiz.”

“Boynumun borcu”

“Bu ülkeye aydınlığı getireceğiz” diyen CHP lideri sözlerine şöyle devam etti: “Her kuruşun hesabını halka vermeyen siyasal iktidarın bu ülkeye getireceği hiçbir şey yoktur. Halkın ödediği vergilerin nereye harcadığının hesabını millete vermektir. Bir avuç azınlığa çalışıyor demektir. İktidar dini kullanarak bir avuç azınlığa milyarlarca lira aktarıyor. Herkesin inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygılıyız ama millete yalan söylemek bizim kitabımızda yoktur. İktidar olduğumuzda bütün dünya görecek. Demokrasinin ne olduğunu, saydam devletin, dürüst çalışmanın, liyakatin ne olduğunu göstereceğiz. Çiftçiye, üretene, alın teri dökene, ne veriyorlar? 85 milyon insanın karnını doyması için çiftçiyi toprağa küstürmeyeceksiniz. Pamuk ve şeker pancarında fiyatlar hala belirlenmiş değil. 34 yıl sonra ülkenin şeker ithal ettiğini AK Parti ve MHP’ye oy veren kardeşimin unutmaması lazım. Bu nasıl bir milliyetçilik ve devlet yönetimi anlayışıdır? Bu millete sözüm var bu milleti soyanlardan bunun ahını almak benim boynumun borcudur.”

“Çökme vergisi”

Elazığ ziyaretine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Elazığ’da çökme vergisinden söz etmiştim. Çökme vergisi şu; saray iktidarı diyor ki ‘Herkes fabrikasının çatısına güneş enerjisi sistemi kursun.’ Güzel. Allah’ın güneşi bedava. Sonra zaman geçiyor. Elektriği elde ediyorsunuz, gayet güzel. ‘Artan elektriği bana satacaktınız, şimdi ben bunu parayla almayacağım. Bana mecburen vereceksiniz’ diyor. Bu çökme vergisidir. Böyle bir rezalet dünyanın hiçbir demokrasisinde yaşanmaz. ‘Ben senden zorla alacağım yani zapt edeceğim’ diyor. ‘Vermezsen cezalandıracağım’ diyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. O sanayici arkadaşlarım da unutmasınlar. Düne kadar alkışladıkları AK Parti’yi unutmasınlar. Ne zaman ki onların elektriğine çöktüler şimdi uyanmaya başladılar. Şimdi elektriğe çöktüler, yarın fabrikalarınıza da çökebilirler. Halkın desteğiyle iktidar olduğumuzda sanayicinin hangi partiye ilgi duyduğuna bakılmaksınız kim üretiyorsa bizim başımızın üstünde yeri olacak. Biz onlar gibi ayrımcılık yapmayacağız” dedi.

“Yeni bir şey söyleyemiyorlar”

2011’de koruma altına alınmadan aile yanında destek verilen çocuk sayısının 34 bin 982 olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “2022 temmuzunda bu rakam 147 bini aştı. ‘Türkiye büyüyor’ diyorlar ya, 147 bin çocuğa aile yanında destek veriliyor. Bu rakam bu tablo böyle devam ederse her yıl artacak. Bizim üzerimize çok büyük görevler düşüyor. Tarihi bir sorumluluğu bilmek ve yerine getirmek zorundayız. Sizden bizden ayrımı yapmadan toplumun her kesimini kucaklamak zorundayız. Öyle bir noktaya geldiler ki; milletvekilleri, il başkanları, kadın kolları halkın arasına giremeyecek noktaya geldiler. Gidemiyorlar, dert dinleyemiyorlar. Onların hiçbirisinin yetkisi yok ve yeni bir şey söyleyemiyorlar. İradelerini bir kişinin iradesine bağlayan bir iktidarın geleceği yoktur. Devlet memurlarına diyor ki; ‘Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfımızın çalışanları sizleri hanelerinizde ziyaret ederek bir bardak soğuk suyunuzu, bir demli çayınızı içecek. Kah derdinizi dinleyecek, kah sohbetinize eşlik edecek’. Hani senin milletvekillerin gidiyordu? Devlet memurlarını görevlendiriyor. Devlet memurları sarayın kölesi değildir. Siz sarayın memuru değilsiniz. Siz bir siyasi partinin de memuru değilsiniz. Siz onurlu Türkiye Cumhuriyeti’nin memurlarısınız. Saray memurları ayrı ama onurlu Türkiye Cumhuriyeti’nin memurları, savcıları ve hakimleri ayrı.”

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Adalet Bakanı Bozdağ: Türkiye eninde sonunda yeni bir anayasa yapacaktır

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye’nin eninde sonunda yeni bir anayasa yapacağını belirterek, “Üzüntümüz bunun gecikmesindedir. Gecikmesi hem milletimize hem ülkemize kaybettirmektedir. Unutmamak gerekir ki yeni anayasa olmadan yeni Türkiye de olmaz” dedi.

Samet Doğru – Abdullah Çibir
BURSA-
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bursa Uludağ Üniversitesi 2022-2023 akademik yılı açılışına katıldı. Burada ilk ders niteliğinde bir konuşma yapan Bakan Bozdağ, yeni anayasa ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bozdağ, “Yeni anayasa konusu Türkiye’nin değişmez ve değiştirilmesi teklif edilemez ana gündemidir. Zira 1982 anayasasının yürürlüğe girdiği günden bu yana anayasa parti programına ve seçim beyannamesine koymayan meclis grubu bulunmuş ve halen grubu bulunan siyasi parti yoktur. Hepsi hem seçim hem seçim beyannamelerine hem de parti programlarına yeni anayasayı koymuşlardır. Bu şunun ifadesidir. Türk milletinin ortak talebi ve ihtiyacı yeni anayasadır. Ve kurumu bu ortak talebi ve ihtiyacı görmüş bu konuda muhtelif çalışmalar yapmıştır. İlki 23 Şubat 1993 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un daveti üzerine TBMM başkanlık divanında dokuz partinin genel başkanı bir partinin de genel başkan yardımcısının katılımıyla on parti bir araya gelmiş konuşmuş. Kimler yok ki bunların içerisinde? Bir kısmı rahmete kavuşmuş DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Demirto, IDP Genel Başkanı Aykut Edibali, HEP Genel Başkanı Ahmet Türk. On partinin bir araya geldiği bir toplantı. Hepsinin ittifak ettiği şey yeni anayasa. Ve her parti yeni anayasa için madde madde görüşlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bildirmiş. Ancak yeni anayasa için bir adım atılamamıştır” dedi.

“Şu anda bu on partinin yeni anayasa önerilerini madde madde teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivinde bulunmaktadır. 2008 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan yeni anayasa, yeni iç tüzük, yeni siyasi partiler ve seçim kanunu siyasi ahlak ve siyasetin finansmanı konularında milletvekili sayısına bakılmaksızın her partiden ikişer üyenin katılımıyla bir komisyon kurmak istiyor, uzlaşma komisyonu” diyerek sözlerine devam eden Bozdağ, “Bu komisyona dönemin partilerinden AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, HADEP evet cevabını verdi. Ancak CHP yeni iç tüzük komisyonuna üye verdi. Anayasa komisyonuna üye vermedi. Dolayısıyla bir anayasa uzlaşma komisyonu kurulamadı. CHP’nin tutumu nedeniyle. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçilen Cemil Çiçek’in girişimi sonucu 2011 yılında yeni bir anayasa uzlaşma komisyonu kurulması çağrısı yapıldı. Bu dönemde AK Parti, CHP, MHP ve Barış ve Demokrasi Partisinden üçer milletvekilinin katıldığı bir komisyon oluşturuldu. Kararlar oy birliğiyle alınacak dendi. Mesele yeni anayasayı hayata geçirmek bir partinin diğer partiye dayatmasını önlemek oy birliğiyle karar almasını sağlayarak herkesin içine sinen bir anayasayı hayat geçirmekti. Ama maalesef geçen zaman içerisinde komisyon 328 toplantı yaptı. 580 saat çalıştı. 172 maddeyi müzakere etti. 60 madde üzerinden uzlaştı. 112 madde üzerinde farklı görüşler ortaya koydu. Uzlaşamadı. Toplam 14 bin 970 sayfa tutanak tuttu. Sonuç? Nafile. Nitekim 13 Kasım 2013’te Meclis Başkanı bu çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık” diye konuştu.

“Türkiye’nin en önemli anahtarı yeni anayasadır”

Çalışmalar Cumhuriyet Halk Partisi ve değişik partilerin kırmızı çizgileri nedeniyle ilerleme imkanını kaybettiğini dile getiren Adalet Bakanı Bozdağ, “Yani parlamenter sistem olmazsa biz hiçbir şeyi görüşmeyiz, konuşamayız. Parlamenter sistemi bir kenara koyup sistemi en sona bırakalım dediler. Tartışma yaptılar, konuştular. Uzun uzun çalıştılar. Ama yine netice alınamadı. Nitekim Meclis Başkanı İsmail Kahraman döneminde yani iki bin on beş seçimlerinden sonra da bu sefer Anayasa mutabakat komisyonu adında bir başka komisyon kuruldu. AK Parti, CHP, MHP ve HDP üye verdi. Ama bu komisyonun ömrü çok kısa oldu. 4 Şubat 2016’da kurulan komisyon 12-16 Şubat 2016’da meclis başkan açıklamasıyla görevini sonlandırdı. Çünkü burada yine hükümet sistemi tartışması nedeniyle yeni anayasa mutabakat komisyonu çalışma imkanı ve ortamı maalesef bulamadık. Bütün bu çalışmalar bize bir şeyi gösteriyor. Türk milletinin ve Türkiye’de siyaset kurumunun yeni anayasa konusunda müttefik olduğunu gösteriyor. Ama yeni anayasayı hazırlama kabul etme ve uygulamaya koyma konusunda henüz uzlaşma zemininin oluşmadığını da bize çok açıkça göstermektedir. Türkiye eninde sonunda yeni bir anayasayı yapacaktır. Üzüntümüz bunun gecikmesindedir. Gecikmesi hem milletimize hem ülkemize kaybettirmektedir. Unutmamak gerekir ki yeni anayasa olmadan yeni Türkiye de olmaz. Büyük Türkiye de olmaz. Büyük Türkiye’nin ve yeni Türkiye’nin en önemli anahtarı yeni anayasadır. Bu kapıyı yeni anayasayla açacağız” ifadelerini kullandı.

“Dil birliği olan yeni anayasa acil ihtiyaçtır”

Bakan Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:
“Cumhuriyetin ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı ilk şey yeni anayasadır. 1924 anayasasıdır. Şimdi cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa ederken yeni bir anayasayla yola çıkması milletimizin de, devletimizin de her bir insanımızın da ortak çıkarınadır. Neden derseniz, biraz bu nedenleri izninizle açmak isterim. Osmanlı dönemini geride bırakırsak, Kurtuluş Savaşı yıllarında hazırlanan 1921 anayasası ve savaş yıllarının sonunda cumhuriyetin başında inşa yıllarının zorlukları içerisinde hazırlanan 1924 anayasası ve 1961 ve 1982 darbe anayasaları. Dikkat edilirse bu anayasaların hiçbirisi olağan bir dönemde hazırlanmamış. Kimisi darbe döneminde, kimisi Kurtuluş Mücadelesi yıllarında biri de savaşın bitiminden sonra yeniden başlangıç ve inşa sürecinin zorlukları içerisinde. O yüzden Türkiye’de herkesin ve her kesimin kendini hür hissettiği ve katkı verdiği demokratik bir ortamda ve olağan bir dönemde yeni bir anayasa yapmaya ihtiyacı var. Bizim olağan dönemde anayasa yapma irademizi ortaya koymamız ve bu iradeyi hayata geçirmemiz bizim gücümüze çok büyük güç katacaktır. 1982 anayasası yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar en çok değişikliğe uğrayan anayasa unvanı durumdadır. Zira bugüne kadar 19 değişiklik paketi gelmiş. 44 anayasa maddesi yürürlükten kaldırılmış. Mülga edilmiş. 179 Y maddede değişiklik yapılmış ve anayasamızın toplam 223 noktasına dokunulmuştur. Bu son derece önemli değişikliklerin sonucunda anayasa dil birliği, insicam bozulmuştur. Anayasadaki maddelerin isimlerine baktığınızda orada bile farklılıklar var. Bizim anayasamızda madde var. Değişik madde var. Geçici madde var. Ek geçici madde var. Hepsi madde. Fıkralara baktığınızda değişik fıkra var. Ek fıkra var. Değişik son fıkra var. Fıkrada değişiklikler var. Cümlelere baktığınızda ek cümle var. Efendim değişik birinci cümle var. Değişik ikinci cümle var. Değişik son cümle var. Ek hüküm var, mükerrer değişiklik var. Anayasanın içindeki maddelerin, fıkraların, hükümlerin, cümlelerin bile isimlerinin birbirinden çok farklı olduğu ve isimlerin adeta yarışa girdiği bir yerde elbette ki dil birliğini ve insicamı bu anayasanın muhafaza ettiğini söylemek mümkün değildir. O yüzden dil birliği olan, insicamı olan, iç bütünlüğü yerinde olan yeni bir anayasa Türkiye’nin acil ihtiyacıdır.”

Okumaya devam et

Siyaset

CHP’li belediye 11 işçinin işine son verdi

CHP’li Kırşehir Belediyesi, 11 personelin işine son verdi. Söz konusu işçilerin mahkeme kararıyla 3 kez işe iade edildiğini belirten AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal, “Mahkeme kararıyla 3 kere işlerine geri dönmelerine rağmen, 11 personelin 4. kez işten çıkarılmalarını şiddetle kınıyorum” dedi.

KIRŞEHİR-
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İl Başkanı Seher Ünsal, mahkeme kararıyla 3 kez işine dönen personelin 4. kez işten çıkarılmakta olduğunu söyledi. Bunun bir yıldırma politikası olduğunu savunan Ünsal, “Kırşehir Belediyesinde zulüm bitmek bilmiyor. Mahkeme kararıyla 3 kere işlerine geri dönmelerine rağmen, 11 personelin 4. kez işten çıkarılmalarını şiddetle kınıyorum” ifadelerini kullandı.

‘Hak’ ve ‘adalet’ söylemlerinde olanların haksız işlem yaptığını söyleyen Ünsal, “Her fırsatta hak, adaletten bahsedenlere sesleniyorum. Bu zulmü durdurun. Yargı kararlarını hiçe sayarak hem zulüm ediyorsunuz hem de ödediğiniz tazminatlarla belediyeyi kamu zararına uğratıyorsunuz. CHP’li belediyenin yaptığı; liyakatine, gayretine, emeğine bakmaksızın kendilerinden olmayan personelleri işten çıkarmaktır. Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu ve ona bağlı olan müdürler, Kırşehir’e hizmet yarışına girmek yerine personeline zulüm, mobbing ve psikolojik baskı yapma sırasına girmiş durumdalar” diye konuştu.

“Kırşehir halkı sizden hizmet bekliyor”

Kırşehir’in gündeminde işçi çıkarma yerine, hizmet olması gerektiğini anlatan İl Başkanı Ünsal, “Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, seçimden önce meydan meydan gezip kimsenin ekmeği ile oynamayacakları üzerine namus, şeref, haysiyet sözü vermişlerdi. Hatta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Bütün işçilere namus sözü ve garanti veriyorum. Kazandığımız belediyelerde, belediye başkanı haksız yere bir işçinin işine son verirse gelecek beni bulacak’ demişti. Nerede bu sözünüz?” diye sordu.

Okumaya devam et

Genel

İlkadım’da 20 milyonluk kredi talebi oybirliği ile geri çekildi

Samsun İlkadım Belediye Meclisi gündeminde yer alan “20 milyon TL kredi kullanımı ile hizmet aracı alımı” maddesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden “araç-gereç yardımı gelecek” beklentisi ile geri çekildi.

Erdi Demür
SAMSUN-
İlkadım Belediye Meclisi 6 gündem maddesi ile toplandı. İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş başkanlığında toplanan meclis; 6 damperli kamyon, 1 asfalt silindiri, 1 adet kazıcı-yükleyici ve 1 adet akaryakıt tankeri alımı için KDV dahil 20 milyon TL tutarında kredi kullanımına imkan sağlayacak madde hariç, diğer 5 maddeyi ilgili komisyonlara havale etti. 20 milyon TL’lik kredi kullanımına imkan sağlayacak madde ise Başkan Demirtaş’ın talebi ve meclis üyelerinin oybirliği ile geri çekildi.

“İBB’nin araç-gereç yardımları olacak”

İlkadım Belediye Meclisi AK Parti Meclis Üyesi Erol Köroğlu’nun, “Ekrem İmamoğlu araç-gereç gönderme konusunda kesin söz verdi mi?” sorusuna açıklık getiren İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş, “Söz verdi demeyim de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Samsun’a geldiğinde kendisinden talepte bulunduk. Belediye olarak kendisinden araç-gereç ve projelere destek istedik. O da araç-gereç konusunda bizzat söylediği; ‘Siz planınızı yapın, lazım olanları yazın, biz 1-2 ay gelip Samsun’da çalışıp tekrar İstanbul’a dönelim’ tarzında çok net ifadelerle yardımcı olacağını söyledi. Projelerle ilgili de talepte bulunduk. Onlara da arkadaşlar baktıktan sonra ne yapabilirizi değerlendireceklerini söyledi. Kesin bir söz verdi konusu yok ama herhalde araç-gereç konusunda bir yardımları olacak” dedi.

Üstün: “Ekrem İmamoğlu önce İstanbul’a hizmet etsin”

Başkan Demirtaş’ın açıklamalarından sonra söz alan İlkadım Belediye Meclisi MHP Grup Başkanvekili İbrahim Üstün, Başkan Demirtaş’ın açıklamalarının ardından, “Ekrem İmamoğlu önce İstanbul’a hizmet etsin. Bence bizim belediyemiz oradan daha iyi” ifadelerini kullandı.
Başkan Demirtaş da, “Böyle söylemlere gerek yok. Orası 20 milyon nüfuslu bir şehir. Bizimki oranın yanında nokta gibi bir şey. Biz alacağımız desteğe bakalım” şeklinde cevap verdi.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.