Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Sağlık

Mevsimsel değişikliklerde her baş ağrısı migren değil

Mevsimsel geçiş dönemlerde azalan hava sıcaklıkları baş ağrılarını artıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Alevtina Ersoy, baş ağrıları ile ilgili bilgilendirerek, “Mevsimsel değişikliklerde her baş ağrısı migren demek değildir” dedi.

Emin Ferhat Sevilir
ERZİNCAN-
En sık görülen baş ağrılarının başında migren, gerilim tipi ve küme tiplerin geldiğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Ersoy, mevsim geçişlerinin migren ağrılarını tetiklediğine dikkat çekerek, “Mevsim geçişlerinde rüzgâr artar, nem oranı daha sık değişir ve bütün bunlar migreni olan hastalarda ağrıyı tetikler. İlkbahar ve sonbahar aylarında ise, küme tip baş ağrıları artış gösterir. Kış aylarında ise grip enfeksiyon oranı artığından enfeksiyonlara bağlı baş ağrılarından şikayetler görülür” şeklinde konuştu.

Soğuk havaların gelmesi ile baş ağrılarında ciddi bir artış görüldüğünü söyleyen Ersoy, “Migren, soğuğa duyarlı, soğuk havalardan kaynaklı baş ağrıları, soğuk yiyecek, içecek ağıza alındığında, yutulduğunda, soğuk suya dalma, ıslak saçla soğuk hava da açık baş ile dondurucu soğuklara maruz kaldığı zaman bir kaç dakika içinde gelişebilir. Bu baş ağrısı genellikle şiddetli, saplanıcı, şakak ve alın bölgesinde olabilir. Soğuk uyarısı ortadan kalktığında baş ağrısı bir kaç dakika içinde düzelebilir, bu tür baş ağrıları tedavi gerektirmez” ifadelerini kullandı.

Soğuk ile tetiklenen baş ağrılarının her insanda olabileceğini kaydeden Ersoy, bunun ile birlikte migren olan hastalar da bu tür ağrıların daha fazla gözlemlendiğini ifade etti. Ersoy, “Migren, hava değişikliği başta olmak üzere çevresel faktörlerden etkilenen bir baş ağrısıdır. Rüzgarlı, aşırı sıcak ve soğuk havalarda migren ataklarında artış görülebilir. Migren baş ağrıları genellikle tek taraflı zonklayıcı, göz etrafında, şakakta ya da ensede başlayan baş ağrılarıdır. Bu baş ağrılarına bulantı ve kusma eşlik edebilir. Ayrıca kokudan rahatsız olmak, ışıktan rahatsız olmak ayrıca sesten de rahatsız olunabilir. İfade ettiğim gibi migren tek taraflı baş ağrısı ve bu taraf değişikliği gösterir. Bu bir tarafta daha ağır olmakla beraber diğer tarafta daha hafif de olsa olabiliyor. Bu bazı tanımlarda iki taraflı da olabiliyor. Baş ağrısından önce bazı hastalarda görme kaybı olabilir. Puslu görme, ışık çakmaları ve fotopsi dediğimiz zikzak tarzında ve sinek uçuşma şekilde görsel fenomenler olabilir. Bu tip avrolar baş ağrısı öncesinde başlar ve en fazla bir saat kadar sürebilir.

Migren baş ağrısı bir gün ile 72 saat yani üç güne kadar devam edebilir. Eğer baş ağrıları daha uzun sürüyor ise mutlaka doktora gitmek gerekiyor” diye konuştu.

Soğuk havalardan en iyi korunmanın yolunun soğuktan kaçmak olduğuna dikkat çeken Ersoy, “Soğuk havalarda atkı, bere, şapka giyme ihmal edilmemeli. Buna rağmen baş ağrıları devam ediyor, baş ağrısına boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, ateş, kulak ağrısı da eşlik ediyorsa mutlaka doktora başvurmalı” şeklinde konuştu.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Sağlık

Okullarda işitme taraması başladı: 3 öğrenciye erken tanı koyularak işitme cihazı takıldı

Samsun’da 2021 -2022 döneminde 1. sınıfa giden 14 bin 716 öğrencinin işitme taraması yapıldı. Bu tarama sonucunda 865 çocuğun hastaneye sevki yapılarak bunlardan 3’ünün tedavilerine başlandı. Yeni eğitim – öğretim döneminde ise İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri okul okul dolaşarak işitme taraması yapıyor.

Furkan Abrek Ünal
SAMSUN-
Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından okullardaki öğrencilerin sağlık tarama testleri yapılıyor. Kulak testinden, göz testine, diş testinden, genel sağlık taramasına kadar birçok testin yapıldığı programlar erken tanı açısından önem kazanıyor. Bu çerçevede 2022- 2023 eğitim öğretim döneminde okula yeni başlayan minik öğrencilere işitme testi yapılmaya başlandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Ali Oruç hedeflerinin yeni dönemde 18 bin 171 çocuğa ulaşmak olduğunu söyledi.

2021 – 2022 eğitim öğretim döneminde okullarda 14 bin 716 çocuğun yapılarak 865 öğrenci hastanede detaylı olarak tedavi edildi. Bu öğrencilerin 3’ünün ise erken dönemde tanı koyularak işitme cihazı takıldı.

“3 öğrencimiz işitme aletlerini alarak okul hayatlarına devam ettiler”

Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Müdür Oruç, “2008 yılından beri yeni doğanlarla ulusal işitme programlarımız yapılmaktaydı. 2015 yılında da İlkokul 1.sınıftaki çocuklarımız için işitme tarama testlerine başlandı. Bu programlar 81 İl’e aynı zamanda yapılmaktadır. Samsun olarak ta işitme tarama testlerimizi geçen yıl okullarımızda yapmıştık. Covid ’den dolayı biraz ertelemek zorunda kalmıştık ama yine değene yıl bunları yapmayı başardık. Yaklaşık olarak ulaşmamız gereken 18 bin 170 civarında öğrencimiz vardı. Biz bunların yüzde 99’una ulaştık. Ulaştıklarımızın içerisinden de tarama testi yapabildiğimiz 15 bin civarında çocuğumuz vardı. Bunların 865 tanesini hastaneye sevk ettik. İçlerinden 3 öğrencimiz işitme aletlerini alarak okul hayatlarına devam ettiler. İşitme problemi yeni doğan çocuklardan okul çağında ki çocuklarımıza kadar birçok olumsuz yönden kötü bir şekilde etkilemekte. Bizlerde yeni doğan ve daha büyük yaşlarda ki çocuklarımıza bu işitme tarama testlerini yaparak, erken teşhiste bulunmak ve eğitim öğretim hayatında sıkıntı çekmemesi açısından elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

Okumaya devam et

Genel

Ordu Şehir Hastanesi yükseliyor

Ordu’ya sağlık alanında sınıf atlatacak 900 yataklı şehir hastanesi inşaatındaki çalışmalar hızla devam ediyor. Kaba inşaatın yüzde 45 oranına ulaştığı öğrenildi.

Selim Kuşcu
ORDU-
Ordu’da yapım aşamasına 2021 yılının Mart ayında başlanan 900 yataklı şehir hastanesinde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Çevre yolunun kenarında, Ordu Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yer alan ve üniversitenin yer tahsis ettiği şehir hastanesinin toplamda 2 yılda tamamlanması hedefleniyor. Ordu’nun en temel ihtiyaçlarından birisi olan şehir hastanesinin tamamlanması ile yıllardır beklenen hastane sorunu da çözüme kavuşacak.

Hastaneye 8 noktadan ulaşım olacak

Ordu Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekiplerinin de ulaşım için çalışmalar gerçekleştirdiği alanda hastaneye ulaşım sıkıntısı yaşanmaması için ilk olarak Ordu-Giresun karayolundan yaklaşık 2 kilometrelik bağlantı yolu açmada çalışmalar sürerken, farklı noktalardan da ulaşım imkanlarının kolaylaştırılması adına ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Tüm çalışmalar bittiğinde ise hastaneye 8 noktadan ulaşım imkanı olacak.

Ordu için ihtiyaçtı

2023 yılının ortalarında hizmete açılması beklenen Ordu Şehir Hastanesi’nin devam eden inşaatı yaklaşık yüzde 45 tamamlanırken, vatandaşlar kentte böyle geniş çaplı bir hastaneye yıllardır ihtiyaç olduğunu söyledi. Yapılan çalışmaların tamamlandığında insanların artık farklı illerdeki hastanelere gitmeyeceğini belirten vatandaşlar, inşaatın hızlı bir şekilde devam etmesinin kendilerini memnun ettiğini belirttiler.

Okumaya devam et

Sağlık

Soğan ve sarımsak ile kanserden korunun

Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Avcı, yanlış beslenme alışkanlıkları kanserin oluşum sebeplerinden birisi olduğunu söyledi.

BURSA-
Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi kolon, rektum ve prostat kanseri riskini artırdığını ifade eden Özel Medicana Bursa Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Avcı, aşırı kilo ve yetersiz fiziksel aktivite göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabileceğini ifade etti. Salamura et ve şarküteri tüketimi, kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırırken, aynı miktarda balık tüketimi kolon ve rektum kanseri riskini azalttığını belirten Avcı, “Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasallların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir” dedi.

Vücudun su ve mineral ihtiyacı dengelenmesinin önemli olduğunu belirten Avcı, “Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 litredir. Bunun bir litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken kalan 1,5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az dört porsiyon meyve tüketin, mevsim meyvelerini tercih edin. Meyvelerinizi farklı öğünlerde tüketin. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketin. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketin. Kuru baklagillerden nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi gıdalar kırmızı et miktarından biraz daha fazla tüketilmelidir. Balık haftada bir mümkünse iki ya da üç kez tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durun. Özellikle semiz otu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir” diye konuştu.

“Soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir”

Zeytinyağı, akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini belirten Avcı, “Özellikle sızma zeytinyağı, rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerir. Polifenol tüketimi kanser vakaları ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır. Soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir. Yeter ki sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenelim. Bunun için sadece sağlıklı beslenmek yeterli değildir. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.