Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Genel

İletişim Başkanı Altun : Dezenformasyon bugün tüm insanlığı tehdit eden bir virüse dönüşmüş durumda

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Dezenformasyon bugün tüm insanlığı tehdit eden bir virüse dönüşmüş durumda. Zira dezenformasyon, her şeyden önce temelinde doğru ve temiz iletişim olması gereken toplumsal varoluş için bir tehlikedir” dedi.

Mehmet Kalay
ANKARA-
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Yapay Zeka Çağında Dezenformasyonla Mücadele Yöntemleri başlıklı sempozyuma katıldı. Program İstiklal Marşı’nın okunması ve dezenformasyona karşı adlı bir kısa filmle başladı. Dezenformasyon kavramının son yıllarda Türkiye’de çok sık gündemde kullanıldığını ve nedenini sıralayan Altun, birincisi, dezenformasyona uluslararası alanda çok sık maruz kalmamız. İkincisi ise dezenformasyon tehdidine karşı verdiğimiz güçlü mücadele, yoğun mücadele dolasıyla da dezenformasyon kavramını çok duyuyoruz. Dezenformasyon bugün tüm insanlığı tehdit eden bir virüse dönüşmüş durumda. Zira dezenformasyon, her şeyden önce temelinde doğru ve temiz iletişim olması gereken toplumsal varoluş için bir tehlikedir. Toplumsal varoluşun temeline konmuş bir dinamittir” diye konuştu.

Yalan haberin bugünün meselesi olmadığını ifade eden Altun sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Modern medyanın kurumsallaşmasıyla birlikte insanlık yalan haber sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. Bu anlamda modernliğin sorunudur yalan haber. Siyasi tarih, iletişim tarihi iktidar mücadelesi için yalan habere başvuran medya organlarıyla doludur. Gelgelelim analog dönemde, yani konvansiyonel medyanın egemen olduğu zamanlarda ‘yalan haber’ bir meslek günahı, bir istisna, kötücül amaçlar için kullanılan bir araçtı. Dijital medya öncesinde ‘yalan haber’ medya kuruluşlarının farklı kontrol mekanizmalarıyla ve kendi öz itibar kaygısı engellemek için çalıştıkları bir durumdur. Medyanın kendi dinamikleri içerisinde sıkıntılı süreçler yaşansa da yalan habere dayalı manipülasyon haberciliğinin mesleki itibar ve kariyer açısından olumsuz karşılıkları olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki, yeni medyayla birlikte medya meslek ilkeleri, öz itibar kaygıları kurumsal karşılıklarını yitirdi. Bugün, yalan haberin sıradanlaştığı bir medya düzeni bir medya ekosistemi içindeyiz. Dezenformasyon bu dönemin başat kavramı değil, neredeyse başat değeri. Enformasyon için değil, dezenformasyon için savaşılan bir dönemi tecrübe ediyoruz.“

Günümüz medya düzenini anlatan Altun, “Çoğu kişinin kendisini rahatlıkla haberci olarak, içerik üreticisi olarak gördüğü bu ortamda tam anlamıyla bir kaos ve anomi yaşandığını görüyoruz. Yine Gazetecilik faaliyetinin gerçeğe ayna tutmak için değil, daha çok sansasyon, daha çok reyting, daha çok ilgi kazanmak için yapılabildiğini görüyoruz. Hal böyle olunca da dezenformasyon, toplumsal hayatta en fazla dikkat edilmesi gereken ana unsurlardan biri haline geliyor. En fazla sorun sallaştırılması meseleler haline geliyor. İşte son birkaç gündür sözde bir muhabirin masum bir çocuğa dikte ettirdiği bir ifade üzerinden kurgulanan yalana çarpıtmaya hep birlikte şahitlik ettik. Bu yalana sarılarak siyasi rant devşirmeye çabalarını gördük. Bu olay, ideolojik ve siyasi saplantıları uğruna yalana ve dezenformasyona sarılanların demokrasimiz ve toplumsal huzurumuz açısından nedenli bir oluşturduğu tehdidi daha gözler önüne serdi. Yaşanan son hadise, her türlü dezenformasyon faaliyetiyle mücadelenin toplumumuz için ne denli önemli olduğunu da tekrar gösterdi. Medya için utanç verici bu tür hadiselerin bir daha yaşanmaması için elimizden gelen bütün çabalamalıyız. Ben kasten yanıltıcı ve toplumu kışkırtıcı bu dezenformasyona karşı gerçeği ortaya çıkaran basın mensuplarımıza da teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Sosyal medya mecraları ilk gündeme geldiğinde küresel topluma demokratik bir iletişim ortamı kazandığımızı düşündürdüğünü aktaran Altun, “Fakat sonuç hiç de öyle olmadı. Sosyal medya mecraları küresel alanda anti-demokratik eğilimleri güçlendirdi, küresel adaletsizliği derinleştirdi, bu küresel adaletsizliğin arka planında yer alan Batılı sömürge düzenini ve Batıcı bağımlılık sistemini pekiştirdi, onlara hizmet etti. Bu süreç, küresel alanda müzakereye, karşılıklı etkileşime dayalı bir açık iletişim ortamı inşa etmekten çok, bir kaosa neden oldu. Bireyden aileye, toplumlardan devletlere bu kaos her alanda yıkıcı boyutlarıyla karşımıza çıktı. Sosyal medyadaki kaosun en önemli müsebbiplerinden biri, kimliksiz aktörlerin ortaya koydukları performanstır etkileşimdir. Bu ortam, yalanın sıradanlaştığı bir ekosistemi beraberinde getirdi” açıklamasında bulundu.

Bireysel tercihlerden oluşan bir sorunun olmadığını ve karşıda bir endüstri olduğunu ifade eden Altun şöyle konuştu:

“Karşımızda bu endüstrinin arkasında bile isteye, sistematik şekilde hareket eden aktörler var. Bugün bu endüstri ve bu endüstriyi yöneten aktörleri, dezenformasyonu ulusal politikalara ve uluslararası ilişkiler alanına hükmetmek üzere hareket ü aracı olarak görüyorlar. Dezenformasyon süreçlerini daha etkili, daha hızlı ve daha kalıcı hale getirecek teknolojik yatırımlar yapıyorlar. Farklı yapay zekâ süreçlerini devreye sokarak, algoritmalar kullanarak etkinliklerini artırmaya çalıştıklarını görüyoruz. Karşımızda sosyal medya şirketlerinin yönettiği bir algoritma diktatörlüğü vardır. Karşımızda sosyal medya şirketlerinin oluşturulan filizlenen bir dijital faşizm var. Bu ortamda bireyler, daha çok yalan eşliğinde kendi gettolarına hapsediliyor, kapatıldıkları yankı odalarında gerçeğin, hakikatin sesini duymaları engelleniyor. Yine baktığımızda önemli bir şey daha görüyoruz. İstenen mesajlar ön plana çıkartılıyor, istenmeyen mesajlar geri plana itildiğini görüyoruz. Böyle bir ortamda gerçek manada ne ifade hürriyetinden, ne fikir özgürlüğünden ne de insan haklarından söz edilebilir. Zira, bütün bunların merkezinde bireyin doğru haber alma hakkı vardır. Doğru haber alma hakkından mahrum bırakılmış bir bireyin fikir hürriyetinden bahsedilemez. Siyasi karar süreçlerimize etki etmek. Tüketim alışkanlıklarımızı şekillendirmek. Bu iki alandada farkındalık sahibinimiz olmamız son derece hayati bir unsudur. Bu iki alanda farkındalık sahibi lmamız bu büyük şirketlerin insanların köleleştirermeye yönelik girişimlerine karşı koymak için mutlak suretle bizim direnmemiz gerektiğini ortaya koyan bir gerçektir.

Küresel alanda iktidarlarını korumak için rekabet eden ve aynı zamanda soğuk savaştan bu yana dünyanın önemli bir bölümünü fiziksel ve zihinsel olarak işgal eden kötücül güçlerin son ve belki de en yıkıcı silahı, dezenformasyon olduğunu vurgulayan Altun, “Türkiye gibi etki gücü yüksek, aynı zamanda küresel güçlere teslim olmadan kendi ad ve hesabına hareket eden ülkelere yönelik siyasi ve kültürel operasyonlarda sosyal medya mecralarının nasıl bizler kullanıldığına hepimiz şahidiz. Örneğin yeni Twitter yönetiminin eski Twitter yönetimine ilişkin yaptığı ifşaatları gözümüzün önüne getirelim. Burada, sosyal medya ağlarının nasıl manipülasyon ve dezenformasyon aracı olarak kullanıldığını açık ve net şekilde görüyoruz. İstihbarat kurumlarından siyasetin merkezine, yabancı devletlerin iç işlerine müdahale etmekten kendi Başkanlık seçimlerini manipüle etmeye ve hatta görevdeki ABD Başkanına sosyal medya üzerinden operasyon yapmaya kadar varan olaylar hepimiz için, bütün dünya siyaseti ve demokrasi kültürümüz için ibretlerle doludur. Sadece bu da değil elbette. Diğer sosyal ağlarda da benzer durumların yaşandığını, küresel alanda egemenlik kurmaya çalışanların, hakikatin referansını dezenformasyon faaliyetleriyle sosyal medya üzerinden belirlemeye çalıştıklarına da görüyoruz. Buradan, bu program vesilesiyle yeni Twitter yönetimine, Elon Musk’a sesleniyorum. Lütfen geçtiğimiz dönemlerde Twitter üzerinden Türkiye siyasal hayatına ne tür müdahalelerde bulunulduğunu açıklayın. Cumhurbaşkanımızın, bizlerin sosyal medya hesaplarına ne tür gizli sansürlerin uyguladığını ifşa edin. Türkiye karşıtlarına, terör örgütlerine sistematik şekilde sağlanan propaganda imkanlarının neler olduğunu bunların arkasında sistematiği açıklayın. Açıklayın ki, tüm dünya kamuoyu yeni sömürgeciliğin kullandığı melez yöntemleri açık ve net şekilde görsün. Açıklayın ki, yeniden sosyal medya mecralarına ilişkin güvenelim. Onları yeniden iletişim platformu olduğuna inanalım” dedi.

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse yeni sloganını da vereyim, Bay bay Kemal

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,” Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse kendisine bundan sonra kullanabileceği yeni sloganını da vereyim. Bay bay Kemal” dedi.

Hülya Keklik
ANKARA-
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup toplantısında konuştu.
Erdoğan,” Milli iradenin tecelligahı olarak gördüğümüz TBMM bizim için ülkemiz adına verdiğimiz istiklal ve istikbal mücadelesinin sembolüdür” dedi.

Her hal ve şart altında meclisin temsil ettiği milli iradenin üstünlüğü ilkesine sahip çıkıldığını ifade eden Erdoğan, “Anayasa ve meclis içtüzüğünü ayaklar altına aldıkları zaman çareyi başka yerde değil yine burada aradık. Anayasa ve yasalarımızı, demokrasimizi, hak ve özgürlüklerimizi, kalkınma mücadelemizi destekleyecek adımlarla geliştirmek için her yola çıktığımızda çareyi başka yerde değil hep burada aradık. FETÖ’cü alçakların bombalarıyla sesini ve temsil ettiği iradeyi susturmak istediklerinde bile direnişi burada sürdürdük, çareyi burada aradık. İnşallah Türkiye Yüzyılını da meclisimizle birlikte inşa edeceğiz. Türkiye Yüzyılı destanını da Cumhuriyetimizin ilk asrında darbelere, vesayete, sistemi kilitleyen nice arızalara rağmen milli iradenin temsili görevini azimle yerine getirmeye çalışan meclisimizle yazacağız” açıklamasında bulundu.

Yeni yönetim sistemiyle yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkilerin tanımını netleştirip yetki ve sorumluluk alanlarını anlaşılır hale getirerek bu sürecin en sağlıklı şekilde yürümesini sağlayacak altyapıyı kurduklarını ifade eden Erdoğan, seçimlerin ardından yeni yönetim sisteminin ilk dönemindeki tecrübeler ışığında sistemi daha ileriye taşıyacak restorasyonları da yine meclisle yapmayı yapmayı umut ettiklerini belirtti.

Bu umudun gerisinde 20 yıllık emek ve kazanım olduğunu söyleyen Erdoğan, 20 yıl önce millete ne söz verildiyse hemen hepsini yerine getirebilmeyi başardıklarını kaydetti.
Erdoğan, 12 – 13 yıl önce milletin huzuruna çıktıkları 2023 hedeflerinden dünyada yaşanan onca krize, Türkiye’nin başına gelen onca hadiseye rağmen asla vazgeçmediklerini, asla sapmadıklarını asla geri adım atmadıklarını söyledi. Erdoğan, ”Cumhuriyetin ilk asrını tamamlarken 2023 hedeflerimize de önümüze çıkarılan engellere, maruz kaldığımız saldırılara, tuzaklara rağmen ulaştık” dedi.

Erdoğan, Türkiye’nin başka bir döneminde yaşansa ya da başka bir ülkenin başına gelse çok büyük yıkımlara, felaketlere, facialara yol açacak badireleri Türkiye’nin atlattığını belirterek,“ Cumhuriyetimiz yaş aldıkça, milletimizin feraseti ve dirayeti güçlendikçe; eski senaryolar, eski tezgahlar işlememeye başlamıştır. Kendi krizleri içinde çırpınıp duran bir Türkiye’den küresel krizlere meydan okuyan bir Türkiye’ye gelmiş olmak bile başlı başına bir başarı ifadesidir” açıklamasını yaptı.

Türkiye’nin sadece 20 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma atılımlarını hayata geçirmiş olmasının ötesinde böyle bir arka plan olduğunu söyleyen Erdoğan, “Son 20 yılda ülkenin demokrasi ve kalkınma yürüyüşünün öyle hızlı oldu ki muhalefet bil bunun gerisinde kaldı” diye konuştu.

6’lı masanın ortak politikalar metniyle ilgili konuşan Erdoğan,” Önceki gün 6 parti aylarca uğraşıp didinip hazırladıkları bir ortak politikalar metni yayınladı. Ülkemizin 6 güzide partisi bir araya gelip böyle bir metin hazırlayınca insan ster istemez böyle bir beklentiye giriyor. Biz 20 yıldır gece gündüz çalışmaktan bazı şeyleri gözden kaçırmış, bazı şeyleri ihmal etmiş hatta bazı konularda hata etmiş olabiliriz. Netice itibari ile hepimiz beşeriz, hepsi mümkün. Gerçi karşımızda henüz bir cumhurbaşkanı adayı belirmekten aciz bir masa olduğu hakikatini unutmuyoruz. Bu masanın bizim yaptıklarımızı, hedeflerimizi, vizyonumuzu aşacak belge ortaya koyabilmesine de pek ihtimal vermiyoruz. Ama ne yapmışlar bir bakayım dedim. Keşke bakmaz olsaydım. Kendimiz adına değil ama bu partilere umut bağlayanlar adına çok üzüldük. Buradan ülkemiz ve milletimiz adına bir şey çıkmaz ama gençlerimize güzel eğlence malzemesi çıkar dedim. Karşımızdaki kafadan memleketin herhangi bir derdine deva sadra şifa olacak şeyler beklememizin beyhudeliğini az çok tahmin etmemize rağmen üzüntü duydum” ifadelerini kullandı.

Ortak Politikalar metnini eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti;
“Bunlar yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar ortak politikalar diye açıkladıkları hususların, vaat ettiklerinin fazlasıyla zaten yapılmış ve yapılmakta olduğunu görürlerdi. Gözleri var görmüyor, ağzı var konuşmuyor. Kalpler tamamen mühürlenmiş. Milletin umut kapısı haline gelen şehir hastanelerini kapatmayı, kongre merkezi, camisi diğer birimleriyle milletin malı olan külliyenin kapısına kilit vurmayı. Üç beş muhterise koltuk ayarlamak için yeni bakanlıklar kurmayı. Siyaset bilimi birinci sınıf öğrencilerine söyleseniz gülmekten katılacakları zırvaları vaat diye ortaya yazmazlardı. Açıkladıkları metinde herkese selam veriyorlar. Kayyumu kaldıracağız, belediyelere özerlik vereceğiz diyerek masa altı ortakların HDP’ye selam veriyorlar. Olağanüstü hal kararlarını iptal edeceğiz diyerek kamudan uzaklaştırılan kapı ortası ortakları PKK VE FETÖ’cülere selam veriyorlar. Genel Kurmay Başkanlığı ve MİT Başkanlığına sataşarak bu kurumlarımızın sınırlarımız dışında bile tepelerine binip başlarını ezdiği tüm terör örgütleriyle onları kullananlara selam veriyorlar. Milletimize özellikle sesleniyorum. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne, savunma sanayi projelerine, kamu özel ortaklığına dokunağız diyen kendilerine ortak istemeyen ülkemizin bu alanda güçlenmesini istemeyen batıya selam veriyorlar. İçlerinden bir çıkmış diyor ki; Batı bize aferin diyecek Yazıklar olsun. Sen Batı’nın aferin demesine bu kadar muhtaç mıydın? Düştükleri hale bak. Ülkemizin pek çok konuda egemenlik haklarından vazgeçmesi şartına bağlanan f-35 projesine geri döneceğiz diyerek en yetkili ağızları üzerinden şuurlu ve sistematik Türkiye düşmanlığı yaptığını itiraf edenlere selam veriyorlar” dedi.

Erdoğan, ”Ege’deki haklarımızı koruma mücadelemizden vazgeçeceklerini söyleyerek Yunanistan’a selam veriyor. Eski Türkiye’ye dair ne arsa hepsini canlandırma vaadiyle darbecilere vesayetçilere selam veriyor. Kazanımları ve hayallerinle aziz milletimizin kendisine selam vermemişler. Cumhurbaşkanı adaylığını belirmekte tembellik ediyorsunuz anladık da vaatleri oluştururken azıcık ders çalışsaydınız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan 6’lı masanın ekonomideki sorunların çözümü için bir önerileri olmadığını belirterek,” Ekonomi için tek çözüm önerilerini finans merkezine giden birimleri tekrar Ankara’ya döndürmek. Beni yanımdayken biz Merkez Bankasının , Ziraat Bankası’nın İstanbul’a gidişini konuşmadık mı, siz ne iş yapıyordunuz. Bunlar herhalde uykudaydı. Milleti anlamak için zerre kadar gayret göstermeyenler, 1990 Türkiye’sinden bir adım öteye geçmeyenler, kafayı değiştirmeyenler bina değiştirerek çözüm üreteceklerini sanıyorlar. Türkiye’nin son 20 yılda yüzde 5 buçuk büyüdüğünden bile haberleri yok. Sadece 2020’den 2022’ye istihdamın 5 milyonla kadar arttığından bir haberler. Önümüzdeki 5 yılda istihdam sözü veriyorlar. Her tarafı tel tel dökülen derme çatma bir programla milletin karşısına çıkıyorlar” diye konuştu.
Demokrasilerde iktidar kadar muhalefetinde önemli olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Türkiye böylesine sakil bir muhalefeti hak etmiyor. Ülkeye de yazık, millete de yazık. Daha vaatlerini kağıda dökme aşamasında bu kadar pespayece davrananların yarın öbür gün sorumluluk üstlendiklerinde ülkeyi ne hale getireceklerini siz düşünün. Anlaşıldığı kadarıyla bir kısım eski bürokrat, teknokrat tayfası bunların kanına girmiş aklına kaldıklarıyla bir takım bir şeyler çizdirip ortak politika diye önlerine koymuş. Masa tayfası da Kılıçdaroğlu başta olmak üzere bildikleri tek somut icraat eski Türkiye’nin yokluk, yasak, yasak devrinde yaşananlar olduğu için önlerine gelen metne sarılıp milletin huzuruna çıkmışlar. Aday tantanasından politika metni fiyaskosuna kadar olup bitenlere bakınca bir dönem ülkemizde tamda bu konuları işleyen bir komedi dizisini hatırladık” dedi.

Okumaya devam et

Asayiş

Barışma teklifini reddeden dini nikahlı eski eşine dehşeti yaşattı

Sakarya’nın Pamukova ilçesinde dini nikahlı eski eşinin barışma teklifini reddeden kadın dehşeti yaşadı. Sokak ortasında yüzüne aldığı bıçak darbeleriyle yaralanarak kanlar içerisinde kalan kadın hastaneye kaldırıldı.

Batuhan Saçar – Erkan Elgün
SAKARYA-
Olay, akşam saatlerinde Pamukova ilçesi Elperek Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Y.Ö. (33), dini nikahlı eski eşi G.Ç. (31) ile barışmak istedi. Dini nikahlı eski eşinin barışma isteğini kabul etmeyen kadın sokak ortasında dehşeti yaşadı. Y.Ö., bıçakla G.Ç.’yi yaraladı. Aldığı bıçak darbeleriyle yüzü kanlar içerisinde kalan kadının yardımına çevredeki vatandaşlar yetişti. Yaralı kadın Pamukova Devlet Hastanesine kaldırıldı. Buradaki müdahalesi sonrasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Sokak ortasında eski dini nikahlı eşine dehşeti yaşatan saldırgan ise olaydan bir süre sonra İlçe Emniyet Müdürlüğüne teslim oldu. Konuya ilişkin inceleme sürüyor.

Okumaya devam et

Asayiş

Babasını kaybeden BBP Genel Başkanı Destici cenaze namazı öncesinde açıklamalarda bulundu

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir’de dün vefat eden 89 yaşındaki babası Ali İhsan Destici’nin cenaze namazı öncesinde açıklamalarda bulundu. Babasını anlatan Destici, “İlçemizde ve köyümüzde pek çok talebeleri vardı. Biz aynı zamanda hocamızı da kaybettik. Babam hayatını dümdüz, dosdoğru yaşamış bir insandı” dedi.

Abdullah Güçlü – Hüseyin Samet Öksüz
ESKİŞEHİR-
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin babası Ali İhsan Destici, Emek Mahallesi’nde yaşadığı evde fenalaşarak 112 Acil Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Destici, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Babasının vefat ettiği haberini alan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, karayoluyla Ankara’dan Eskişehir’e geldi.

Memleketi Günyüzü ilçesi Gecek Mahallesi’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecek olan Ali İhsan Destici’nin cenazesi evine ulaştı. BBP Genel Başkanı Destici, babasının cenazesi başında dua etti.

“Biz aynı zamanda hocamızı da kaybettik”

Cenaze namazı öncesinde basın mensuplarına açıklamada bulunan Genel Başkan Destici, babası Ali İhsan Destici’yi anlattı. Sadece babasını değil hocasını da kaybettiğini kaydeden Destici, “İlçemizde ve köyümüzde pek çok talebeleri vardı. Biz aynı zamanda hocamızı da kaybettik. Babam hayatını dümdüz, dosdoğru yaşamış bir insandı. Ben 5-6 yaşımdan itibaren hatırlıyorum. O yaşlarda tabii biraz daha böyle hayal meyal ama daha sonrasında berrak bir şekilde hatırlıyorum. 50 senesine şahitlik ettim. Elhamdülillah, hiçbir yanlışını görmedik. Hayatını inandığı gibi, emir olunduğu gibi, yüce Allah suresinde ’emir olunduğu gibi dosdoğru yaşayın’ diyor. Babamız da emir olunduğu gibi dosdoğru hayatını yaşadı. Buradaki bütün köylülerimizde, arkadaşları da, talebeleri de tanıyan herkes, onun şahididir” ifadelerini kullandı.

“Hayatında, olduğu gibi dosdoğru yaşayan bir iman erini kaybettik”

Babasının hayatını Kur’an ahlakına göre yaşadığını ve bir iman erini kaybettiklerini belirten Mustafa Destici, “Çok güzel bayramlar geçirdik. Çok güzel yazlar, kışlar geçirdik. Ben kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. İyi, güzel bir insanı Kur’an ahlakıyla ahlaklanmaya çalışan bir insanı kaybettik. İyi bir Müslümanı kaybettik. Bir iman erini, hayatında olduğu gibi dosdoğru yaşayan bir iman erini kaybettik. Tabii buradaki hemşerilerimiz, güzel bir komşularını, iyi bir hemşerilerini kaybetti. Biz de babamızı kaybettik. Babamız bizim hayatımızda da hep örnek olmuştu. Güzel bir örnek olmuştu. Elhamdülillah hepimizi de sağlıklı bir şekilde, güzel bir şekilde yetiştirdi. Biz ona şükranlarımızı sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Biz ondan razıydık. Babamızdan razıydık. Rabbim de razı olsun inşallah” diye konuştu.

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.