AK Parti Sözcüsü Çelik: (Terörsüz Türkiye) “Milletimizin değerlerine halel getirecek en ufak bir adım atılmamıştır, atılmayacaktır”

  Muhammed Musab Gümüşer – Fırat Demir ANKARA – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade net bir iradedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerlerine halel getirecek, gölge düşürecek en ufak bir adım atılmamıştır, atılmayacaktır” dedi.  AK Parti Sözcüsü Çelik, partisinin Genel Merkez binasında düzenlediği basın toplantısında […]

 

Muhammed Musab Gümüşer – Fırat Demir 
ANKARA – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade net bir iradedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerlerine halel getirecek, gölge düşürecek en ufak bir adım atılmamıştır, atılmayacaktır” dedi. 

AK Parti Sözcüsü Çelik, partisinin Genel Merkez binasında düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi 467 kabul oyuyla yasalaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, “Bütün bu geçen süre içerisinde bir sürü iniş çıkış oldu. Zaman zaman aksama ya da yavaşlama denilen dönemler oldu. Ama her seferinde söyledik ki sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi Sayın Bahçeli’nin iradesi Cumhur İttifakı boyutuyla hem de devlet politikası boyutuyla net bir irade ortaya koyuyor. Bazen ‘bir yılda gidilen yol bir günde gidilir’ dedik. Bazen haftalarca yerinde sayıyor gibi gözükebilir. Ama burada net bir irademizin olduğunu, net bir yol haritamızın olduğunu çeşitli defalarda belirttik. Daha sonrasında Yüce Meclis’in, Mecliste kurulan komisyonla devreye girmesi, meclis boyutunun da hayata geçmesini sağladı. Komisyona Meclis Başkanımızın başkanlığında haftalar süren çalışmalarla tüm toplum kesimlerinin katılımı sağlanmış oldu” dedi.

“467 kabul oyu sayısal ve siyasal olarak çok önemli bir niteliğe işaret ediyor”


Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından yayımlanan raporun terörün ortadan kalkması için yol haritasını ortaya koyan anlamlı bir çerçeve oluşturduğunu dile getiren Çelik, “467 kabul oyu, Cumhuriyet tarihinde siyasi tarihimiz açısından hem sayısal hem de siyasal olarak çok önemli bir niteliğe işaret ediyor. Sadece bunu sayısal bir nitelik olarak göremeyiz. Bunun siyasal anlamı da büyük. Makul bir çerçevede ortaya gelen yasal düzenlemenin Yüce Meclis’teki milletvekillerinin çok yüksek bir oranıyla kabul gördüğünün işareti. Her milletvekili kendi seçim bölgelerinde vatandaşlarımızın duygularını, hissiyatlarını taşıyor, onların taleplerini Meclis’e yansıtıyor ve aynı zamanda da farklı toplum kesimlerini temsil ediyor. Dolayısıyla Yüce Meclisin iradesi, hem farklı toplum kesimlerinin sürece pozitif yansımasını göstermesi bakımından hem Meclis içerisinde çok tartışılan bir konuda, 50 yıldır yürütülen terörle mücadele çerçevesinde pek çok etrafında literatür oluşmuş, pek çok yaklaşım oluşmuş bir konuda, esasında gelinen noktadaki yasal çerçevenin makul bulunduğunun, bu çerçevede silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecinin desteklendiğinin net bir işaretidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Net bir irade ortaya koyuldu”


Terörsüz Türkiye süreci boyunca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından net bir iradenin ortaya koyulduğunu dile getiren Çelik, “Partimiz açısından bakıldığında ve Cumhur İttifakı açısından bakıldığında, yapılan çalışmalar çerçevesinde net bir yol haritamız vardı. Burada devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde nasıl bir yol yürüneceği görülüyordu. Devlet kurumlarının nasıl çalışmalar yapacağı net bir şekilde önümüzdeydi. Bir de net bir hedefe sahiptik. O da terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge dediğimiz, birbirinden ayrılmaz, iç içe girmiş, bütünleşik ve birbiriyle bağlantısı kuvvetli, detaylandırılmış bir hedefin yol haritasıyla tahakkuk ettirilmesi için yapılacak çalışmalar” ifadelerine yer verdi.
Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşamaya kadar gelinen nokta pek çok tartışmanın olduğunu hatırlatan Çelik, süreci destekleyenler kadar sürece dönük olarak yapıcı eleştirilerde bulunanlarının da sözlerinin son derece kıymetli olduğunu geçmişte de ifade ettiklerini kaydetti.

“467 oy, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde parlamento zayıfladı iddiaların ne kadar boş olduğunu gösterdi”


Parti sözcüsü Çelik, sürecin başlamasının ardından iki yıl içerisinde defalarca kez toplantı yaptıklarını ve bu toplantılarda yapıcı eleştirileri de dikkate aldıklarını ve değerlendirdiklerini belirterek, “Bütün bunların değerlendirilmesi, hem yol haritamızı şekillendirme açısından hem ilerletme açısından çok büyük katkı sağladı. Dün elde edilen 467 rakamının sayısal niteliğinden çok daha büyük bir siyasal niteliği bu şekilde ortaya çıkmış oldu. Meclis açısından, Meclisin genelinin bu mutabakatı 467 gibi bir oranla sağlamış olması, esasında Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde parlamento zayıfladı, Meclis geriye itildi gibi iddiaların ne kadar boş olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

“Yasada olmayan şeyleri varmış gibi göstererek eleştiri üretmeye çalıştılar”


Sivil toplum tarafından yapılan eleştiriler ile Meclis çatısı altında yapılan eleştiriler arasında bir fark olduğunun altını çizen Çelik, “Toplumda büyük bir çoğunluğu bu eleştirileri yapıcı bir biçimde ortaya koyarken, dün maalesef sayısı az olsa da son derece yıkıcı birtakım eleştirilerle Meclis’te bir görünürlük üretmeye çalışanlar oldu. Bizim hatiplerimiz ‘sizin öneriniz nedir?’ diye sorduklarında aslında herhangi bir şeyin ortada olmadığını, ortaya konulamadığını, stratejik bir yaklaşımın olmadığını, siyasi bir yaklaşımın olmadığını, hem Türkiye’deki bu meselenin tarihi açısından hem bölgedeki gelişmeler açısından meseleyi okuma konusunda büyük bir siyasi yetersizlik olduğunu net bir şekilde görmüş olduk. Burada en yanlış olan işlerden bir tanesi, çok az sayıda da olsa Meclisteki bazı eleştirilerin esasında yasada olmayan şeyleri varmış gibi göstererek hayali bir şey üzerinden bir eleştiri üretmeye çalıştığıdır. Şimdi bu çok önemli bir mesele çünkü milletin bu kadar önemli bir meselesini çözerken dersine iyi çalışmış olmak, meseleyi derinlemesine kavramış olmak, meselenin hem tarihini hem bugününü hem bölgesel etkilerini biliyor olmak son derece kıymetli bir şeydir. Fakat bazılarının gerçekten bundan yoksun olduğunu ve üstelik de burada hukuki açıdan ve siyasi açıdan herhangi bir şekilde bu yasal çerçevede olmayan şeyleri varmış gibi göstererek hayali bir eleştiride bulunduğunu gördük” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’nin üçüncü gözü 86 milyonun kendisidir”


Çelik, dünyanın farklı ülkelerinde çatışma çözümleri denilen bir literatürün var olduğunu ve o dönemki sosyolojik gerçeklikle ortaya çıkan bu literatürün terörsüz Türkiye süreci ile bir ilgisinin olmadığını uzun bir zamandır ifade ettiklerine değinerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Dolayısıyla bu işlerin ‘kes, kopyala, yapıştır’ şeklinde, ezbere birtakım yöntemlerle olmayacağını defalarca ifade ettik. Oradaki ülkelerde etnik, dini, mezhebi olarak birbirinden tamamen ayrışmış, tamamen kopmuş toplum kesimleri arasında ortaya çıkan çatışmalar için üretilmiş bu literatür, üçüncü göz denilen bir mekanizmaya zaman zaman ihtiyaç duymuş. Bu üçüncü göz mekanizmalarında çalışanların bir kısmı, birtakım kurumlar, uluslararası kurumlar ve kişiler bizlere de ulaştılar. Biz bütün bu süreçlerde rol alalım, yardımcı olalım ya da bütün bu süreçlere vaziyet edelim dediler. Buna söylediğimiz şey şu oldu; Türkiye’nin üçüncü bir göze ihtiyacı yoktur. Türkiye’de bir tane göz vardır. O da milli bir gözdür. Bu da 86 milyonun ta kendisidir. Türkiye’de bu çatışma çözümleri denilen literatürü oluşturan ülkelerdeki gibi bir sosyal durum da yoktur. Yani bu mesele Türk ile Kürt arasında bir mesele olarak gündeme gelmemiştir.”

“Örgütün tasfiyesi ve silah bırakması için yasal çerçeve oluşmuştur”


Türkiye’de terör sorununun en yoğun olduğu dönemlerde bile Türk, Kürt, Arap, Alevi ve Sünni kesimlerden vatandaşların tek bir millet olma şuuru dışında bir yaklaşımla hareket etmediğinin altını çizen Çelik, “Bu mesele mezhep temelinde bölünme ya da etnik temelinde ayrışma gibisinden bir yaklaşımla izah edilecek bir mesele değildir. Bugün konuştuğumuz konu PKK/KCK terör örgütünün tasfiyesi ve silahlarını bırakması konusudur. Bununla ilgili olarak uzun zamandır söylenen şey şuydu; bunun geçmişteki çeşitli denemelerden sonra bir yasal güvenceye ihtiyacı var. Bu yasal güvence ortaya çıktığı zaman silah bırakma süreci ve örgütün tasfiyesi süreci hızlı bir şekilde gerçekleşir. Geçmiş dönemlerde pek çok adım atılmasına rağmen eksik olan buydu. Herhangi bir üçüncü göz olmadan, gayet şeffaf bir biçimde, 86 milyon vatandaşımızın gözünün önünde örgütün tasfiyesi ve silah bırakması için bu yasal çerçeve oluşmuştur” açıklamasında bulundu.


Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi bir yöntem olarak Türkiye modeli olduğunu kaydeden Çelik, sürecin tamamlandığı takdirde bu yöntemin bölge ülkeleri içinde yöntem olarak bir ‘adres’ teşkil edeceğini dile getirdi.

“Cumhurbaşkanımız bölge barışının korunması amacıyla pek çok fitneyi engellemiştir”


Türkiye’nin etrafında yaşanan tartışmaların olduğu sırada emperyalist ve Siyonist birtakım odakların bölgeyi etnik ve dini temelde birbirine düşürme ve çatışmalar çıkarma gibi yaklaşımlar sergilediğini söyleyen Çelik, “Bunun defalarca bozulmasında sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin pek çok etkisi oldu. Ülkemize karşı zaman zaman yanlış işler yapmış olanların bile halklarının başına böyle kötülükler gelmesin diye sayın Cumhurbaşkanımız, bölgedeki kardeşlik siyasetinin gereği olarak, bölge barışının korunması amacıyla pek çok fitneyi engellemek üzere doğrudan devreye girmiştir ve bunlar engellenmiştir. En son bunu nerede gördük? Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a haksız, hukuksuz ve hakkaniyetsiz saldırısı sonrasında hem Irak’taki hem İran’daki Kürt kardeşlerimizi İran’a karşı ayaklandırmaya çalışan bir Siyonist faaliyet herkesin gözü önünde gerçekleşti. Orada ise bütün bölgeye sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj; herhangi bir şekilde bu savaşları daha da büyütecek, halklara daha çok acı çektirecek hiçbir işe kimsenin girişmemesi gerektiği şeklindeydi. Burada Cumhurbaşkanımızın bölge barışını bir kardeşlik siyaseti üzerinden tahkim etme ve bunu koruma konusunda, bu fitneleri bertaraf etme konusundaki iradesi başlı başına bir literatür oluşturur. Ama Irak’taki ve İran’daki Kürt kardeşlerimiz bu saldırganlığın parçası olmayarak tarihin doğru tarafında durdular ve böylece oradaki farklı gruplar arasına fitne sokacak, acılar oluşturacak birtakım senaryoları kurgulayanların senaryolarını ellerinin tersiyle itmiş oldular” dedi.

Öte yandan Çelik, kanun teklifinin 467 oyla yasalaşmasını 86 milyonun emperyalizm ve Siyonizmin Türkiye’nin bulunduğu bölgeye dönük kötü niyetlerine karşı verilen güçlü bir cevap olduğunu da sözlerine ekledi.

“Şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlıkları ve kahramanca mücadeleleri sayesinde ülkemizi bölmek isteyenler amacına ulaşamadı”


TBMM’de bazı yıkıcı eleştirilerin yapıldığına, Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili yasa içerisinde geçmeyen birtakım tehditlerden bahsedildiğine değinen Çelik, “Yasada olmayan şeyleri gündem yaparak cumhuriyetimizin ya da demokrasimizin tehlikede olduğunu söylemek, başlı başına bir siyasi iftira kampanyasıdır. Biz bütün bunları cumhuriyetimiz ilelebet payidar olsun diye yapıyoruz. Demokrasimiz daha yüksek standartlara ulaşmak için üzerindeki yüklerden, ağırlıklardan kurtulsun diye yapıyoruz. Aynı zamanda şehitlerimiz şimdiye kadar ülkemize dönük olan bütün bu kötücül projeler karşısında kahramanca savaştılar, kahramanca mücadele ettiler. Allah hepsine rahmet eylesin. Gazilerimiz, kahramanca mücadele ettiler. Hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakârlıkları ve kahramanca mücadeleleri sayesinde ülkemizi bölmek isteyenler amacına ulaşamadı. Ülkemize, milletimize kötülük etmek isteyenler amacına ulaşamadı. Dolayısıyla Türkiye, ülkemize zarar vermek isteyenlere karşı bu mücadeleyi hakkıyla verdi” diye konuştu.

“Milletimizin değerlerine halel getirecek en ufak bir adım atılmayacaktır”


AK Parti’nin iktidar olmadan önceki dönemlerde çeşitli MGK kararları ve yasal düzenlemelerle terörün sona ermesini teşvik etmek üzere pek çok kanunun çıkarıldığını hatırlatan Çelik, “Burada Cumhuriyetimizi ya da demokrasimizi tehdit eden, ona zarar veren işler yapıldığını söyleyenlerin söylediklerinin hiçbir zemini yoktur. Biz milletimiz her daim güvende olsun, devletimizin bekası korunsun, demokrasimiz Türkiye Yüzyılı’nda daha yüksek standartlara ulaşmak için bu yüklerden kurtulsun, kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesi taçlansın ve onların gelecek nesillere bıraktığı bu güzel ülke daha iyi hedeflere ulaşsın diye bütün bunları yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bütün bu çerçeve içerisinde her şey milletin gözünde meşru mekanizmalar içerisinde gerçekleşti. Milletimiz müsterih olsun. Burada sayın Cumhurbaşkanımızın, sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade net bir iradedir. Burada devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerlerine halel getirecek, gölge düşürecek en ufak bir adım atılmamıştır, atılmayacaktır” şeklinde konuştu.

Çelik, sözlerine şöyle devam etti:


“14 Ağustos günü herkesi Ankara Millet Bahçesi’ne, partimizin kuruluş yıl dönümünde sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmayı dinlemeye davet ediyoruz. Orada 25 yılımızı çok görkemli bir görsel şölenle birlikte kutlayacağız. Bu arada 81 ilimizde 25. yıl hazırlıklarımız, faaliyetlerimiz Teşkilat Başkanımızın koordinasyonunda devam ediyor. Hem il danışma meclisi toplantılarımız yapılıyor hem vefa toplantıları yapılıyor. İl, ilçe başkanlıklarımız bu şekilde 25. yıla uygun bir şekilde donatılıyor. İlde vefa buluşmalarımızla köklerimizle bugünümüz, bugünümüzle geleceğimiz arasındaki köprüyü her zaman kuran AK Parti’nin bu niteliği bir kere daha görülmüş oluyor. Başkent Millet Bahçesi’nde sayın Cumhurbaşkanımızın konuşması, bir 25. yıl konuşmasının ötesinde Cumhuriyet tarihinin tarihi konuşmalarından biri olacaktır. Bu 25 yıl içerisinde neredeyse 250 yıllık bir siyasi yol yürümüştür. Hem yoğunluk bakımından hem zorluk bakımından hem gerçekleştirilen icraatlar ve hizmetler bakımından bunun her aşamasında sayın Cumhurbaşkanımız, büyük tehlikelerle karşı karşıyayken, büyük sıkıntılarla karşı karşıyayken bile tavizsiz bir irade ile bütün bu yola liderlik etmiştir. Bugün, Genel Başkanımız bu 25 yılı alnının akıyla, milletin duasıyla, Cenab-ı Allah’ın yardımıyla, büyük bir gayretle, emekle, fedakârlıkla yürümüş olarak o gün milletinin huzurunda olacaktır. Milletiyle bu büyük dertleşmeyi, büyük buluşmayı, büyük hasbihali gerçekleştirecektir. Bütün vatandaşlarımızı 25. kuruluş yıl dönümümüz için 14 Ağustos günü saat 17.30’da Ankara Millet Bahçesi’nde buluşmaya davet ediyoruz.” (İHA)

Exit mobile version