Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gürlek’ten İsrail’e Sert Mesaj: Bu Durum Son Derece Kaygı Vericidir

Onur Erden – Kerem Akca İSTANBUL – Adalet Bakanı Akın

Onur Erden – Kerem Akca
İSTANBUL – Adalet Bakanı Akın Gürlek, Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle zirveye katılamamasının “son derece kaygı verici” olduğunu söyledi. Bakan Gürlek, “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Daha da düşündürücü olan ise hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkartılmış bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılarak hitap edebilmesidir” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çırağan Sarayı’nda Uluslararası Adalet Zirvesine katıldı. Programa Bakan Gürlek’in yanı sıra İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, farklı ülkelerin adalet bakanları ve çok sayıda davetli katıldı. Programda bir konuşma yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim’in İsrail makamları tarafından ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle programa katılmadığını belirtirken, bu durumun oldukça kaygı verici olduğunun altını çizdi. Bakan Gürlek, “Sizlerle üzülerek öncelikle paylaşmak istediğim bir husus var. Zirvemize Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim de davet edilmişti. Ancak kendisinin İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle zirvemize katılamayacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu salona baktığımda açıkça ifade etmek isterim ki, başta şahsım olmak üzere burada bulunan bütün adalet bakanlarının ve katılımcılarının, Filistin Adalet Bakanı’nın yokluğunda Filistin halkının hukuk ve adalet talebine en güçlü şekilde sahip çıkacağına inanıyorum. Uluslararası iş birliğini, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini konuşmak üzere bir araya geldiğimiz böyle bir platformda, bir Adalet Bakanının uluslararası bir toplantıya katılmasının engellenmesi son derece kaygı vericidir. Bu durum, Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin bir başka çarpıcı örneği olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil, hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır. Nitekim geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi de uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Birleşmiş Milletlerin merkezinde gerçekleştirilen ve bütün dünyanın meselelerinin konuşulduğu bir toplantıda Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin fiziken yer alamaması, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını haklı olarak tartışmaya açmaktadır. Daha da düşündürücü olan ise hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkartılmış bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılarak hitap edebilmesidir. Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir” diye konuştu.

“Yapay zeka önümüzdeki dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacaktır”

Yapay zekanın önümüzdeki dönemlerin temel hukuki meseleri arasında yer alacağını belirten Bakan Gürlek, “Adaletin geleceğini tartışırken yalnızca savaşları ve çatışmaları konuşmuyoruz. Teknolojik dönüşüm de hukuk sistemlerimizin önüne yeni ve önemli sorular koyuyor. Yapay zeka, hayatımızın ve çalışma biçimlerimizin her alanını dönüştürüyor. Hukuk mesleği de bu dönüşümün dışında değildir. Yapay zekanın hukuk hizmetlerinde kullanılması, karar alma süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onuru gibi konular, önümüzdeki dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacaktır. Burada temel mesele, teknolojik gelişme ile insan hakları arasında doğru dengenin kurulmasıdır. Teknoloji insan hayatını kolaylaştırırken, insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmamalıdır. Yapay zekanın sunduğu imkanlardan yararlanırken insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü korumak zorundayız. Çünkü merkezine insanlığı yerleştirmeyen hiçbir teknolojik gelişme, adalet bakımından gerçek ve kalıcı bir değer üretemez” ifadelerini kullandı.

“Evrensel hukuk düzeninin insanlık onuru üzerine inşa edildiği bir dünya oluşturmak hepimizin tarihsel sorumluluğudur”

Evrensel hukuk düzeninin insanlık onuru üzerine inşa edildiği bir dünya oluşturmanın herkesin tarihsel sorumluluğu olduğunu kaydeden Bakan Gürlek, “Bizim anlayışımıza göre, insan onurunun ve adaletin korunması söz konusu olduğunda hukuki iş birliğinin önünde yapay sınırlar bulunmamalı, adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir. Savaş suçu, soykırım, toplumların huzur ve güvenini sarsan organize suç örgütleri, kara para ve uyuşturucu şebekeleri ile sosyal medya ve siber suçlar konusunda, özellikle de terör tanımlarının net ve açık şekilde ortak bir mutabakata bağlanması, bu tanımların devletlerin stratejik çıkar ve menfaat ittifaklarının baskısından kurtarılması gerekmektedir. Bölgesel, ırksal, dinsel, mezhepsel, ideolojik ve ekonomik farklılıkların çatışma sebebi olmaktan çıkarıldığı, evrensel hukuk düzeninin insanlık onuru üzerine inşa edildiği bir dünya oluşturmak hepimizin tarihsel sorumluluğudur. Siber suçların sınır aşan niteliği, devletler arasında daha güçlü adli iş birliğini, ortak standartları ve etkili uluslararası mekanizmaları gerekli kılmaktadır. Dijital dünyanın sunduğu imkanlardan yararlanırken, suçluların sınırlar arasındaki boşluklardan yararlanmasına izin vermemek zorundayız. Bu nedenle uluslararası siber suçlarla mücadele alanında iş birliği ve ortak kuralların geliştirilmesi, adaletin geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır” dedi.

“Hukuk mesleklerinin kendisi de büyük bir dönüşüm geçirmektedir, bu dönüşümün merkezinde meslek etiği ve hukukun temel değerleri yer almalıdır”

Adalet Bakanı Akın Gürlek hukuk mesleğinin büyük bir dönüşüm geçirdiğinin altını çizerken, bu dönüşümün temel merkezinde meslek etiği ve hukukun temel değerlerinin yer alması gerektiğini belirtti. Bakan Gürlek, “Hukuk mesleklerinin kendisi de büyük bir dönüşüm geçirmektedir. Yapay zeka ve teknolojik gelişmeler, avukatlık mesleğinin çalışma biçimlerini değiştirmekte, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin önemi artmakta, hukuk eğitiminin niteliği ve hukukçuların uluslararası hareketliliği yeni boyutlar kazanmaktadır. Bu dönüşümün merkezinde meslek etiği ve hukukun temel değerleri yer almaktadır. Yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, hukuk sistemleri için önemli fırsatlar ve kolaylıklar sunmaktadır. Ancak burada asıl odaklanmamız gereken husus, teknolojik yeniliklerin insanlığa ve adalete ne ölçüde hizmet ettiğidir. Teknoloji hukukçunun yerini almamalı; hukukçunun adaleti, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü koruma kapasitesini güçlendirmelidir. Bu minvalde yapay zeka, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğinin alternatifi olarak görülmemelidir. Adalet, somut olayın bütün koşullarının değerlendirilmesini, hak ve menfaatlerin dengelenmesini, mesleki etik ilkelere bağlılığı ve insan haklarının titizlikle korunmasını gerektirir. Bu süreçte avukatın bağımsız değerlendirmesi, mesleki sorumluluğu ve savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlayan rolü vazgeçilmezdir” şeklinde konuştu.

“Hukukun nihai amacı insanı ve onurunu korumaktır”

Bakan Gürlek bütün başlıkların birbirinden farklı göründüğünü ancak insan konusunda ortak noktada birleştiğini belirtti. Gürlek, “Dijital iletişim ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, temel hakların korunması ve hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından yeni meseleleri gündeme getirmektedir. İfade özgürlüğü ile nefret söylemi ve dezenformasyon arasındaki dengenin kurulması, platformların sorumluluğu, içerik denetimi, algoritmaların şeffaflığı, kullanıcı hakları ile çocukların ve kırılgan grupların dijital ortamda korunması, önümüzdeki dönemin önemli hukuki tartışmaları arasında olacaktır. Bütün bu başlıklar birbirinden farklı görünse de aslında ortak bir noktada birleşmektedir, İnsan. Hukukun nihai amacı insanı ve onurunu korumaktır. İnsan onurunu, temel hakları, özgürlükleri, güvenliği ve adalete erişimi koruyamadığımız sürece, geliştirdiğimiz kuralların ve kurumların anlamı eksik kalacaktır. Türkiye olarak uluslararası hukuka yaklaşımımızın temelinde ise bu anlayış bulunmaktadır. Uluslararası hukuk herkes için olmalıdır. İnsan hayatının ve insan onurunun değeri, kişinin nerede doğduğuna, hangi kimliğe sahip olduğuna veya hangi siyasi gücün arkasında bulunduğuna göre değişmemelidir. Adalet ayrımcı olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın hukukunun üstünlüğü anlamına gelmemelidir. Tam tersine, hukukun üstünlüğü, gücün üzerinde hukukun bulunduğunu göstermelidir. Bu anlayışla, uluslararası adalet mekanizmalarının güçlendirilmesini, uluslararası hukukun evrensel niteliğinin korunmasını ve hukuki sorumluluğun etkin biçimde hayata geçirilmesini destekliyoruz. İstanbul, bu zirve için en ideal buluşma noktasıdır. İstanbul, yüzyıllardır farklı medeniyetlerin, hukuk geleneklerinin, kültürlerin ve ticaret yollarının kesiştiği bir şehir olmuştur. Buradaki birlikteliğimizin, birçok evrensel değer bakımından ortak bir anlayış ve ortak bir zemin oluşturulmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” dedi. (İHA)