Vizyon Kuyumcu
Connect with us

Ekonomi

Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat vermişti, Tarım Kredi Kooperatifleri eleştirilerin odağında

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Ali Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Tarım Kredi Kooperatifleri’ne fiyatların dengelenmesi talimatı vermesine rağmen kooperatiflerin ticari amaç güderek çalıştığını ileri sürerek, “Aslında amaç ve niyet ticari mantığın tamamen dışında davranmaktı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zincir marketlerin fahiş fiyat uygulama politikalarını eleştirerek, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin sayısının artırılarak fiyatların dengelenmesi talimatı verdi. Temel amacı, vatandaşların ihtiyaç duyduğu ürünlerin piyasaya tedariğini sağlamak olan Tarım Kredi Kooperatiflerinin bu hedef doğrultusunda hareket edip etmediği akıllarda soru işareti oluşturdu. Birçok ilde tarladaki sebze ve meyve fiyatları ile marketler arasındaki fiyat farkı çiftçilerin tepkisine neden oldu.

Kazova’da dolmalık biber üretimi yapan çiftçi Yavuz Özer, yanlarında onlarca işçi çalıştırdıklarını maliyetler, tarladaki fiyatların düşük olmasından dolayı emeklerinin karşılığını alamadıklarını ileri sürdü. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik, tarladaki fiyat ile market arasındaki fiyat farkına bakıldığında her iki tarafın da kendince haklı olduğunu belirterek, “Çiftçilerimiz, emek çekiyoruz, üretiyoruz, kahraman eziyetini çekiyoruz, riskini taşıyoruz 1 liraya satıyoruz. Markete giriyoruz 3-5 lira. Bu da bizi çok üzüyor, canımızı yakıyor diyorlar. Şimdi marketlerle görüşüyoruz. Biz işte ürünü aldığımız fiyatın üzerine yüksek kar koymak zorundayız. Çünkü ürün kısa süre içerisinde özellikle yaş sebze meyve hemen bozuluyor. İşte bu nedenle fiyatlara ilave etmek durumundayız diyor. Herkesi dinliyoruz herkes haklı gibi duruyor ama maalesef işte bilinçli üretim yapılmayınca bu işler kurumsal profesyonelce yapılmayınca her yıl çiftçimiz sıkıntı yaşıyor. Kazova’da geçmişte 700-800 bin ton domates hasadı yapılırken Tokat’ta bugün 100-150 bin tonlara düştü” dedi.


Çiftçinin bu tür sorunlarla karşılaşmaması için sözleşmeli üretime geçmesi gerektiğini belirten Başkan Çelik, “Çiftçi daha yüksek fiyatla satabilir miyim? Diye böyle bu tip anlaşmalara girmek istemiyor ama maalesef her defasında daha düşük fiyatla satmak durumunda kalıyor. Yani oturacak maliyet hesaplarını yapacak, belli firmalarla otur. Bir köy oturup bir firmayla anlaşacak. Biz size hepimiz tek bir ürün yapalım. Şu fiyattan yapalım diyecekler” ifadelerini kullandı.

“Tarım Kredi Kooperatifleri ticari mantıkla olaya yaklaşıyor”

Başkan Çelik, Tarım Kredi Kooperatiflerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda hareket etmediği konusunda çiftçilerden şikayetler aldıklarını belirterek, “Bu anlamda çiftçilerimizden ciddi şekilde şikayet alıyoruz. Yani tarım kooperatiflerinin, Cumhurbaşkanımızın o talimatından sonra hemen sahaya çıkıp zararına eğer ürün alınıyorsa, çiftçinin zarar etmeyeceği şekilde ürüne belirli bir fiyat belirlemesi lazım. O fiyattan alması lazım bu ürünü. Çiftçiyi koruyacak şekilde. Araya da böyle kar amacı gütmeden, hatta sıfır karla piyasaya satarak piyasada da işte yüksek fiyat alıp, düşük fiyata satıp, hem çiftçiyi hem tüketiciyi koruması gerekirdi.

Bunun dışında ben tamamen tarım kredi kooperatiflerinin kar marjıyla ticari amaçla bu işi yürüttüklerini düşünüyorum. Yani işte yıl sonunda bak biz şu kadar kar ettik, şu kadarlık bir ciroya ulaştık falan gibi son derece ticari mantıklı olaya yaklaştıklarını düşünüyorum. Aslında amaç ve niyet ticari mantığın tamamen dışında davranmaktı. Gerekirse zarar edelim çünkü çiftçinin kazanması devletin kazanması demek. Yani devlet her konuda kar etmez. Eğer toplumun menfaati varsa toplum kar ediyorsa devletin bunu göğüslemesi gerekir. Ama ben mantığın ve uygulamanın bu şekilde yürümediğini düşünüyorum” diye konuştu.

Nurhan İçmez

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ekonomi

Zeki Zeray: Konuta ihtiyacın en çok olduğu dönemdeyiz

Konut sektöründeki son gelişmelere yönelik değerlendirmelerde bulunan Zeray Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Zeray, “Türkiye’de gayrimenkul sektörü, son 30 senelik geçmişinde hiç bu dönem kadar konuta olan ihtiyacı yoğun olarak yaşamamıştı. Bu durum, yatırımcılar için ciddi fırsat ve avantaj olsa da toplum için fayda sağlamamaktadır. Gayrimenkul sektörü hakkında Merkez Bankası Para Politikaları Kurumunun ilgili birimleri ile düzenli aralıklarla gerçekleştirdiğimiz analiz toplantılarında görüş ve değerlendirmelerimizi şeffaflıkla paylaşmaktayız. Detaylandırmak gerekirse orda da paylaştığım ülkemizdeki enflasyon ile inşaat maliyeti artış endeksi ve şirket analizlerimizin arasındaki fark ciddi oranlardadır” dedi.

İSTANBUL-Sürdürülebilirlik stratejileri üzerine değerlendirme yapan Zeray, “Zeray’ın sürdürülebilirlik belgesi ve raporu hazırlandı, yakın süre içerisinde yayınlayacağız. Bu rapordaki ana hedefimiz, şirketimizi başta sektörümüze örnek, ömrü bizden-beşerden daha uzun, hatta ölümsüz hale getirmektir. Dünyada şu anda hayatta olmayan insanların inşa ettiği ölümsüz şehirler, miraslar var. Türkiye’yi inşaat sektöründe her anlamda hep birlikte hak ettiği zirveye taşıma sorumluluğundayız. Detayına inmek gerekirse, sanatsal yaşam alanları geliştirmek üzere bir yolculuktayız ve bu sadece plan programlar çerçevesinde yönetilebilecek bir olgu değil. Her bir projeyi büyüklerimden ilham aldığım ‘başına gözüne ayakta’ olgusu ile enine boyuna değerlendirmek üzere ayrıştırılmış olarak yönetme gerekliliğine inanıyorum” dedi.

 BİR PROJENİN BAŞLANGICI İLE SONU ARASINDA YÜZDE 400’E VARAN ARTIŞLAR GÖRÜLMEKTEDİR

Sektörün içinde bulunduğu duruma yönelik konuşan Zeray, “Türkiye’de gayrimenkul sektörü, son 30 senelik geçmişinde hiç bu dönem kadar konuta olan ihtiyacı yoğun olarak yaşamamıştı. Bu durum, yatırımcılar için ciddi fırsat ve avantaj olsa da toplum için fayda sağlamamaktadır. Gayrimenkul sektörü hakkında Merkez Bankası Para Politikaları Kurumunun ilgili birimleri ile düzenli aralıklarla gerçekleştirdiğimiz analiz toplantılarında görüş ve değerlendirmelerimizi şeffaflıkla paylaşmaktayız. Detaylandırmak gerekirse orda da paylaştığım ülkemizdeki enflasyon ile inşaat maliyeti artış endeksi ve şirket analizlerimizin arasındaki fark ciddi oranlardadır. 2 katı aşan bu farkın başlıca sebebi; 2018 krizindeki sektördeki iş gücünün dağılması ve son yaşanan deprem felaketi sebepleri ile bölgeye acil ihtiyaca karşın yapılaşmanın yoğunlaştırılması sonucunda normalin 4 katına varan işçilik maliyetlerinin artmasıdır. Buna ilave olarak gayrimenkuldeki kira artışlarında da görüldüğü üzere, talebin artması arzın düşmesi ve sonucunda bir projenin başlangıcı ile sonu arasında yüzde 400’e varan artışlar görülmektedir. Bu artış hiçbir güvenli finansal veya herhangi bir yatırım aracında görülmemektedir” diye konuştu.

 KAZANAN, KAZANCIMIZA ORTAK OLAN MÜŞTERİ KİTLEMİZİ HEP ÇOK DEĞERLİ GÖRDÜK

Halka arz olduklarını söyleyen Zeray, “Rakip analizleri yaptığımız süreçlerde gördüğümüz şu durumu özellikle sizlerle de paylaşmak istiyorum ülkemizin birçok bölgesinde konut üretimi gerçekleştiren firmalar var ve bu firmalar üretimlerini tamamladıktan sonra ürünleri fiyat anlamında doyum noktasına ulaştığında satışlarına başlıyor diyebilirim. Onlardan ayrışan en önemli farklarımızdan biri yatırımcılarımıza kazandırmanın gururu en büyük değerlerimizden. Kuruluş süreçlerimizde sermayeye ihtiyaç duyduğumuz dönemlerde satışa bağlı olarak üretim planlamalarında bulunmaktaydık. Bununla birlikte sahip olduğumuz müşteri kitlesi de bizimle birlikte kazanmaktaydı. Lansmanlarımızda kazanan, kazancımıza ortak olan müşteri kitlemizi hep çok değerli gördük. Kazançlarını ortak kazanç olarak görüp gururlanıyoruz diyebilirim. Üretimlerimizi tamamladıktan sonra satışları hızlandırmanın karlılığının farkındayız fakat daha yüksek kazanç uğruna müşterilerimize sunduğumuz fırsatları hiçbir zaman kısıtlayamadık. Bazen bir müşteriye sunduğumuz herhangi bir fırsat, bir projeye özel kampanya ve benzeri durumlarda hep müşteri odaklı yaklaşımlarla genel boyutta tavırlar sergiledik. Bugün Ankara projelerimize özel sunmuş olduğumuz 250 bin lira peşinat kampanyasını tüm projelerimizde uygulamamız, bitmiş teslime hazır projelerimizde dahi, ödemesi devam ederken kiraya verme avantajı tanımamız bu yaklaşımlarımızın başlıca göstergesi. Çünkü halka arz oluyoruz. Bugüne dek yatırımcılarımıza sunduğumuz bu kazançların en büyük getirisini bir gong sesi ile tüm Zeray ailesine kazandıracağız” ifadelerini kullandı.(DHA)

Okumaya devam et

Ekonomi

SAHTE PLAKANIN CEZASI 32 BİN 170 TL

ABDULLAH GONCA
HABER MERKEZİ
– 01.01.2024 tarihi itibariyle tescil plakalarında seri numaralı ve karekodlu sisteme geçildiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Karekodlu plakalar giderek yaygınlaşıyor. Yapılan denetimlerde, APP ve sahte plakası olan araçlar trafikten men edilirken araç sahiplerine ağır cezalar kesiliyor. Ayrıca bu tür plakalar fenni muayeneden de geçmiyor.” dedi.

-“SAHTE PLAKALAR MUAYENEDEN GEÇMİYOR”

Sahte tescil plakalarının ve bu plakalarla işlenen suçların önüne geçilebilmesi amacıyla 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren karekodlu ve seri numaralı plaka uygulamasının başladığını söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Yeni teknolojiler artık hayatımızın her alanına girmeye başladı. Artık tüm tescil plakalarının üzerinde bir seri numarası ve bir karekod var. Yılbaşından bu yana yaklaşık 1 milyon araç karekodlu plakaya geçti. Tıpkı kimlik, ehliyet ve pasaportlar gibi plakalara da bir kimlik numarası verilerek bunların sahte olup olmadığı tespit ediliyor. Böylelikle tüm plakaların, seri numarası üzerinden takip edilebilmesi sağlanıyor ve plakaların sahte olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabiliyor. Standartlara uymayan APP veya sahte plaka kullanıcılarına da gerekli yasal işlemler uygulanıyor. Bu nedenle halkımız bu tür plakaları kullanmaktan imtina etmeli” ifadelerine yer verdi.

İNTERNETTEN VE SOSYAL MEDYADAN SATILAN PLAKALAR YASAL DEĞİL

Plakaların internet üzerinden satışının olmadığını belirten Palandöken, “İnternet ve sosyal medya üzerinden ‘Muayeneden geçer’, ‘Mühürlü’, ‘denetimden geçer’ ve benzeri açıklamalarla, hatta sahte karekod basılarak yapılan plaka satışları yasal değildir cezası da ağırdır. Halkımız bu tür ortamlarda yetkili olmayanlarca yapılan plaka satışlarına itibar etmemeli. Bu tür satışların yapıldığı elektronik ortamların hiçbirinde adres yazmıyor, yetkili kişilerin isimlerine yer verilmiyor. Dolayısıyla vatandaşlarımız, aldıkları sahte plakadan dolayı zor durumda kaldıklarında muhatap olacak hiç kimse bulamazlar. Yeni sistemde her plakaya bir seri numarası veriliyor ve bu numaralar Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına gönderiliyor. Denetim sırasında sisteme kayıtlı olmayan plakalara cezai işlem uygulanıyor ve fenni muayeneden de ağır kusurlu sayılarak muayeneden geçmesine izin verilmiyor” dedi.

-“SAHTE PLAKAYA 32.170 TL PARA VE 2 YILDAN 5 YILA KADAR HAPİS”

Sahte plakaların cezasının da oldukça ağır olduğunu vurgulayan Palandöken, “Sahte plaka kullananlara 32.170 TL para cezası veriliyor. Bunun yanında bu tür plakaların olduğu araçlar trafikten geçici men ediliyor. Ayrıca araç sahipleri, Türk Ceza Kanununun 204 üncü maddesine göre ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçundan dolayı 2 ile 4 yıla kadar hapis istemiyle mahkemeye sevk ediliyor. Dolayısıyla halkımız sahte plaka konusunda daha bilinçli davranmalı ve bu tür cezalara muhatap kalmamak için dikkatli olmalı. Bunun için de araç plakalarını, sadece Federasyonumuza bağlı ve plaka basımı konusunda yetkilendirilmiş meslek odalarımızdan almalı.” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Ekonomi

TÜİK: 2024’te tahıl üretiminde azalış, sebze ve meyve üretiminde artış öngörüldü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıl üretiminde azalış, sebze ve meyve üretiminde artış öngörüldüğünü açıkladı.

ANKARA-TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Bitkisel Üretim 1’inci Tahmini, 2024’ bültenini yayımladı. Buna göre; üretim miktarlarının, 2024 yılı ilk tahmininde bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 2 azalacağı; sebzelerde yüzde 5,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 3,4 oranında artacağı tahmin edildi. Yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 76,1 milyon ton, sebzelerde 33,6 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 28,3 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü.

TAHIL ÜRETİMİNDE AZALIŞ

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,4 oranında azalarak yaklaşık 39,9 milyon ton olacağı tahmin edildi. Bir önceki yıla göre, buğday üretiminin yüzde 4,5 oranında azalarak 21 milyon ton, arpa üretiminin yüzde 8,7 oranında azalıp 8,4 milyon ton, çavdar üretiminin yüzde 11,5 oranında azalarak 270 bin ton, yulaf üretiminin yüzde 2,4 oranında azalıp 400 bin ton, mısır üretiminin ise yüzde 5,6 azalarak yaklaşık 8,5 milyon ton olacağı öngörüldü. Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 610 bin ton, 270 bin ton ve 410 bin ton olacağı tahmin edildi. Yumru bitkilerden patatesin ise bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artarak 6,5 milyon ton üretileceği tahmin edildi. Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 21,5 oranında artarak 167 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 8,7 oranında artışla yaklaşık 2,4 milyon ton olacağı öngörüldü. Şeker pancarı üretiminin yüzde 2,1 oranında azalarak 23 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

SEBZE ÜRETİMİNİN ARTIŞ

Sebze ürünleri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak yaklaşık 33,6 milyon ton olacağı tahmin edildi. Sebzeler grubu ürünlerinden domateste yüzde 9, kuru soğanda yüzde 7,7, salçalık-kapya biberde yüzde 16,4 oranında üretim artışı; hıyarda yüzde 4,8, sivri biberde yüzde 3,3, kırmızı lahanada yüzde 7,6 oranında üretim azalışı olacağı tahmin edildi.

MEYVE ÜRETİMİNDE ARTIŞ

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,4 oranında artarak yaklaşık 28,3 milyon ton olacağı tahmin edildi. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 2,2, çilekte yüzde 5,9 üretim azalışı beklenirken; şeftali ve nektarin toplamında yüzde 15,6, kirazda yüzde 4,6, narda yüzde 8,3, üzümde yüzde 8,8 oranında üretim artışı olacağı öngörüldü. Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 18,7, portakalda yüzde 13,5, limonda yüzde 16,2 oranında üretim azalışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 5,4, cevizde yüzde 16,1, Antep fıstığında yüzde 67 oranında üretim artışı olacağı tahmin edildi. Muz üretiminde yüzde 4,9 oranında azalış, zeytin üretiminde yüzde 90,8 artış olacağı öngörüldü.(DHA)

Okumaya devam et

Trendler

KÜNYE
Copyright © 2021 O Haber Neydi - Tüm Hakları Mahfuzdur.